Epey bir zaman sonra tekrar Buscaglia okumak, onun kitapları üzerine yorumların evrimini inceleme merakı uyandırdı. Değişik platformlarda bakınca 20 sene öncesinden 5-6 sene öncesine, daha bir romantik, tavuk suyuna çorba , sevgi pıtırcığı şeklinde mühtehzi yorumların, son dönemlerde daha bir sözlerinin anlamına kaydığı ve pozitifleştiği görülüyor. Bir dönemin acımasız , rekabetçi, kazanma odaklı kuşağının görüşlerine karşı , hem onların hem yeni kuşakların bu tarzın dünyayı götürdüğü sorunları gözlemesi ve daha iyi bir dünya arayışında en azından bir yöntem öneren birilerine biraz daha saygı duyması mıdır bunun nedeni bilinmez. Yazarı bahsedilen new age sevgi pıtırcıklarından ayıran, kişisel deneyiminin ve yolculuğunun çerçevesi. Kitap , 60’larda yapılan bu yolculuktan hikayeler içeriyor. Basit ama insan birlikteliği ve aynılığının hissedildiği , belki bir derviş seyrine benzer olgunlaştırıcı gözlem deneyimleri. Meşhur hippi yolculuklarından biraz daha derin ve alanı çok daha geniş. Bugün aynı yolculuğun muhtemelen aynı masumiyetle karşılaşması imkansız bir halde. Ama yazarın da söylediği gibi herkesin yolculuğunun farklı olması gibi , her zamanın yolculuğu da farklı. Benzer olan şey insanlar arasındaki derinlerde yatan ilişki. Daha sert, daha saygısız, daha kaba, daha nezaketsiz, daha kötü bir dünyada olsa da. Rumi’nin “ Gönülden gönüle yol var dediler, o gün , bugün yoldayız , yol bulmak kolay imiş , mesele gönül bulabilmekmiş” dediği gibi. Mesele Leo’nun günlerinden daha müşkül.