Orhan Kemal işçilerin, fakirlerin, alt sınıfın, "ötekilerin" edebiyattaki seslerinden. Adana/Çukurova'yı mesken tutmuş bir büyük yazar. Dizilere de uyarlanan Hanımın Çiftliği eh adından da anlaşılacağı üzere bir çocukcağızın (15 yaşındaki Güllü) bir çiftliğin hanımı olma sürecini konu alan ama sadece bu süreci değil, çok partili hayata geçiş gibi politik süreci de işleyen enfes bir seri. Yorumlarda belirtildiği üzere her kitapta ana karakterler (ya da odaktaki karakterler) değişiyor. İlk kitap daha ziyade Arap işçi Kemal-annesi-sevdalısı, Kürt aile Cemşit-oğlu-kızları-eşleri, toprak ağası - fanatik CHP'li Muzaffer-yeğeni Ramazan, yoldan çıkmış imam üzerinedir. Belirtildiği üzere, Kemal daha önceki kitaplarında tek tip, birbirinin aynısı, derinliksiz kadın karakterler kaleme almışken bu serinin ilkinde birbirinden çarpıcı kadın karakterler yaratmış.
Misal başkarakter Güllü asi, onca dayağa rağmen geri adım atmayan, sevdiği Kemal için her şeyi göze alan bir karakter olarak yansıtılır. Aynı şekilde mahallede bütün (çarpık) muhafazakârlığa rağmen istediği kişiyle birlikte olabilen, kimseye de pabuç bırakmayan kadın karakter de mevcut. Daha önceki kitaplarda Kemal standart âşık, metres karakterleri yaratmışken bu serideki kadınlar için kalemini derinleştirmiş. Bu açıdan HÇ, Kemal'in diğer kitaplarından hızla ayrılıyor. İlk kitap yazarın en feminist eseri de olabilir. Kadınları sevişilip geçilecek kişiler olarak yansıtmayıp onların bütün duygularını, kıskançlıklarını, korkularını, hırslarını, cinselliklerini yansıtıyor.
Öte yandan politik süreci de bu kez çok daha iyi işliyor. CHP'nin devrinin bitip Menderes'in devrinin başlayacağı dönemi, Muzaffer ve DP'liler üzerinden iyi yansıtıyor. Muzaffer de başta klasik bir toprak ağası olarak sunulsa da şu dönemde denk geldiğimiz "zenginliği için rakip partiye geçme hesabı yapan siyasi" portresi olarak karşımıza çıkıyor 2. kitapta. Serinin en iyi tarafları dedikodularla ve ikiyüzlülükle çöken toplum portresi, kadın karakterleri, politik süreç... Bunlar çok iyi yansıtılıyor.
İlk kitabın sonunda Güllü ağlaya ağlaya çiftliğin yolunu tutar. 2. kitap Muzaffer'le tanışıp onunla birlikte olup "hanım" olması üzerine bir kitap. Bu kitapta DP-CHP çatışması arka planda işlenmeye devam edilir, bu çatışmanın toplumdaki yansıması irdelenirken olaya Muzaffer'in "köylüler Fransız İhtilali'ndeki gibi beni yerimden ederler mi?" korkusu da dahil edilir. 2. kitapta da bolca karakter mevcut. İlk kitaptaki Cemşit, Reşit gibi karakterler bu kez geriye çekilir, daha ziyade zayıf mı zayıf karakterli Ramazan'a ve köylülere (imam, DP'li köylüler vs) odaklanılır. Dedikodu ve ikiyüzlülükten bol bir şey yok yine. Fakat cinsellik bu kez alabildiğine artmış durumda. Muzaffer dişi sinek görse hallenecek bir karaktere dönüşür. O öyleyken DP'li arkadaşları da, çevresindeki kadınlar da farksız. Eh imam da, Gülizar da öyle olunca kitapta sürekli bir cinsel anlatım mevcut, ki bu da karakterlerin derinliğini yıkıp tek boyutlu hale getirir.
İlk kitapta asi, başına buyruk, hedefinden sapmaz, ödün vermez bir karakter olan Güllü de tek tiplikten nasibini alıp standart bir âşığa, hanıma dönüştürülüyor. Güllü'nün "fake" Serap hali yazarın önceki kitaplarındaki kadın portrelerindekinden farksızlaşıyor. Güllü, Muzaffer'e kapıldıkça sıradanlaşıyor. Öte yandan bu 2. kitapta ne yazık ki öne çıkabilen kadın karakter yok. Güllü sıradanlaşınca onun yeri başka güçlü kadınlarla doldurulmuyor.
Serinin dikkat çeken tarafı hiçbir iyi karakterin olmaması. Sevilecek tek karakter yok. Ramazan zayıf mı zayıf, ezik, ikiyüzlü, dedikoducu bir adam. Muzaffer herkesi ezen, herkese şiddet uygulayan, 15 yaşındaki çocuğa "bakabilen", önüne gelen evli evsiz herkesle birlikte olabilen bir toprak ağası. İmam dini kullanarak günah işleyip duran birisi. Cemşit kızlarını üç beş kuruşa satan, alkol dışında hiçbir şeyi umursamayan birisi. Köylüsü berber Reşit de öyle. Güllü ilk kitapta güçlü, okurun kapılacağı bir karakterken (iyiyken) 2. kitapta Kemal'i unutup hemen Muzaffer'e kapılan birisine dönüşünce okur ondan da uzaklaşıveriyor. Velhasıl iyi karakter yok. Herkesin türlü defoları, ikiyüzlükleri mevcut. Üstelik yaratılan bu köy portresinde herkes yükselme arzusunu 15 yaşındaki bir çocuk üzerinden gerçekleştirmeye çalışıyor. Böyle bir toplum portresi mevcut.
Velhasıl 2. kitap da iyi bir eser. Ama cinselliğe bu denli odaklanılmasaydı keşke de dedirtiyor.