Bir Sürü Kadınlı Yıllar öyküsüyle başlayıp, en sonunda yine Bir Sürü Kadınlı Yıllar öyküsüyle biten, 61.Yunus Nadi öykü ödülüne layık görülmüş Cem Uçan kitabı. Yıllarrrr yıllar olmuş yayımlanalı. Ben yeni okuyorum, yol boyunca içimdeki burukluğun sebebi, Uçan öykülerine geç kaldığımdan mı yoksa öykülere hakim olan geç kalınmıştıktan doğan boşluk teması mı bilmiyorum.
İsmiyle tam uyumlu öyküler, kitap başlıyor bitiyor, bir boşluğun izini takip ettiriyor okuyucusuna. Sonunda tamamlanıyor boşluk ama buna tamamlanmak denirse. Buruk, kırgın, ama asla ajite etmeden anlatıyor Cem Uçan ne anlatacaksa. Öykülerin geneline dağılmış bir ironi hali hakim ya da ben öyle görmek, bu şekilde okumak istedim.
"Yazmak hali"ni de mesele edinmiş öyküler. Ama kanırtırcasına yazmak değil de bu, kendince yazmak manasında. Bu kısmı çok güzel geldi bana. "Yazmak" eyleminin başlı başına kişinin kendine özel bir mesele olduğunu hatırlattı bunu tam da unutmak üzere olduğum şu günlerde. İyi oldu hatırlamak.
Kitabın sonundaki bir cümleyle özetleyesim var Boşluğun İzinde'yi.
"Düğümü böyle atacaksın evlat! İğne hiçbir zaman kurtulmaz o zaman."
Bir dileğim var kitap bittiğinde, Cem Uçan keşke yeniden bir şeyler yazsa, okusak...
Keyifli okumalar.