Nostaljik bir mazi guzellemesi yapmak istemem, diyor Can Dundar, zindana donusen, koyu bir karanlik olan 70'lerdeki iliskileri anlattigi "Ama askin ha babam ertelendigi o kanli karanlikta bile, en dayanismaci ve masum yanlari sakliydi insanoglunun...""Simdi bakiyorum da, umursamaz kalabaliklarda metruk bir yalnizlik yasiyor neslim..."Aska Veda, Can Dundar'in aska dair yazilarini bir araya getiriyor. Korkutuk, sirilsiklam asklari, ozlemi, yalnizligi, ayriligi ve terk edilme acisini; "kih icten ice kabaran kih gurul gurul caglayan o deli nehri," anlatiyor. Siyasetten ve populer kulturden kadin ve erkeklerin zaman icinde degisen yuzlerine bakiyor. "Soylenmemis o iki sozcuk yuzunden heba olup gitmis" nesiller ile nihayet kavusan ama mutsuz mu mutsuz olan gunumuz gencligini karsilastirip siirini kaybeden zamane iliskileri sorguluyor. Sehvet sevdadan soyundugunda, Eros okunu kirdiginda, piyasa duruma el koydugunda askin nasil can cekismeye, korelip cirkinlesmeye basladigini serg
Lise öğrenimini Ankara Atatürk Lisesi'nde gerçekleştirdi. 1982 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. 1979'dan itibaren sırasıyla Yankı, Hürriyet, Nokta, Haftaya Bakış, Söz ve Tempo'da çalıştı. 1986'da İngiltere'de London School of Journalism'i bitirdi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde siyaset bilimi dalında yüksek lisansını 1988'de, aynı bölümünde doktorasını 1996'da tamamladı. Televizyona 1988'de TRT'de Seynan Levent ile başladı. 1989'da 32. Gün'de çalışmaya başladı.
Köşe yazarlığı 1994'te Aktüel'de başladı. Aynı yıl günlük köşe yazıları yazmaya başladığı Yeni Yüzyıl gazetesinde beş yıl çalıştı. 1999 Ocak'ından 2000 Aralık sonuna kadar Sabah gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 2001 Ocak ayında Milliyet gazetesinde, ADA başlıklı köşe yazılarına başlayan Dündar, bir yandan da NTV televizyonunda Canlı Gaste isimli programı sunuyordu.
Kanalın hükümete yakınlaşma çabası yüzünden muhalif gazetecilerin görevlerine son vermeye başlaması ile Can Dündar NTV'den kovuldu.
Bir süre sonra Artı 1 TV'de program yapmaya başlayan Can Dündar kanal patronunun haberlerine karıştığı gerekçesi ile ekibiyle birlikte istifa etti.
Gezi Eylemleri sürecinde hükümet karşıtı söylemleri yüzünden 1 Ağustos 2013 günü Milliyet gazetesinden de kovulan Can Dündar, kısa bir süre BirGün gazetesinde yazdıysa da Cumhuriyet gazetesi ile anlaştı ve yazılarına Cumhuriyet'te devam etmektedir.
Kitabı tavsiye eden arkadaşıma olan sevgime Can Dündar'a olan saygım eklenince "adında aşk kelimesi geçen kitapları okumama" prensibimi deldim bu kitapla. Peki deldim de n'oldu? Prensibime daha çok bağlanmış oldum başka da bir halt olmadı..
Pratik olması açısından neden 1 yıldız değil de 2 yıldız verdiğimden başlayayım. Kadın erkek ilişkilerinin geçmişiyle bugünü arasındaki fark başarılı bir şekilde ortaya konmuş ve bu geçişe sebep olan toplumsal değişim (çok kısa söylemek gerekirse kadının değişen rolü) iyi analiz edilmişti. Buna ek olarak bazı şaşırtıcı istatistiki bilgi ve ilgi çekici hikayeler de kitapta yer alıyordu. Hal böyleyken 1 yıldız vermeyim hadi 2 vereyim dedim.
Peki nesi kötü bu kitabın? Her şeyden önce, yol gösteren hiçbir yön bulamayışım beni çok rahatsız etti. Kadın eskiden öyleydi şimdi böyle oldu erkek zorlandı, kadın da zorlandı, ilişkilerin dinamikleri değişti, ilişkiler yozlaştı. Peki bu noktada n'apmak lazım? Belli değil. Aynı çerçevede sürekli kendini tekrar etmiş yazar. Benzer sebeplere sahip tatsız hikayeler bir çok kez paylaşılmış. Çözüm önerisi var mı? Yok. Kitabın adı: "Aşka Veda". Tamam dağılabiliriz.
Kitapta beni çok rahatsız eden bir diğer nokta ise kitabın çok fazla magazinsel öğe barındırmasıydı. Hülya Avşar aldatılmak üzerine neler söylemiş, Yasemin Kozanoğlu neden birçok ilişki yaşamışken mutluluğu bulamamış, Aydın Acar Ece Erken'e acaba neden öyle ilan-ı aşk etmiş, Can Dündar'ın eğitimli arkadaşları neden Seymen Ağa hayranı olmuş, Öyle Bir Geçen Zamanki'deki Ali mi Efe mi o neden birini öldürmüş. Bir şeyler, bir şeyler. Ne ya bunlar? Hakkaten ne bunlar? Aşk ve sevgi hakkındaki görüşlerimi bu olay, kişi ya da söylemlerden yola çıkarak mı şekillendireceğim? Yok dostlar ben almayım. Hatta bence siz de almayın. Bu kitabı almayın.
Genellikle gazeteciler edebiyatta iyi olmuyor tezimi savunuyorum. Severek gazete yazılarını okuduğum kişilerin kitapları facia oluyor. Beyefendinin yazılarını sevsem de bir kaç kitabını beğenmedim.
90larda köşe yazarı olmak kolaymış sanirim, herkesin yaptiği tespitleri basit cümlelerle kaleme döküp, dönüp dolasip aynı şeyleri yazmış. Sıkıcı, vasatın altında.
Can Dündar'ın aşk hakkında görüşleri, ilişkilere bakışı, aşkı ve sevgiyi yorumlayışı fazlasıyla muhafazakar.
Kadınların yanında olduğunu ve kadın haklarını savunduğunu sanıyor, öyle hissediyor ve bunu bu şekilde dile getiriyor olabilir ancak yazıları feminist bir bakış açısı ile incelendiğinde, hayatı yaşayış tarzının ve kadın erkek ilişkilerini yorumlayışının patriarkal düzenin bir adım dahi ötesine gidemediğini gösteriyor.
"Evlilik" kurumunun dokunulmazlığına ve kutsallığına bakışı, aşkın özgürleştikçe yok olduğunu, yıprandığını savunuşu, değişen kadın erkek rollerine korku ile yaklaşması hep tutucu yaklaşımının ve ataerkil düşünce yapısının işaretleri.
(örneğin: " "sekssiz aşktan", "aşksız sekse" geçen, şiirini kaybeden zamane aşkları" (seks mi aşklara şiirini kaybettiriyor, yoksa "aşksız seks"'te aşk aramak mı bizi şiirssizliğe itiyor?)
"kendisi için, kendisine eziyet eden bir kuşak" (önceki kuşaklar daha çok başkaları için kendine eziyet ediyordu diye düşünüyorum. Hangisi daha az yıpratıcı konusu tartışmaya açık)
"şehvet, sevdadan soyunduğunda"
"aşkı özgürce yaşamanın da baskı altında yaşamaktan kolay olmadığı görüldü"
)
Yazarın kendisinin de, bize toplum ve toplumun genelinin dört elle sarıldığı geleneksel değerler tarafından dayatılan "cinsel politika" nın bir kurbanı olduğu apaçık ortada,
Durum böyle iken belki de sorgulanması gereken değişen değerler değil, değişmesi engellenen, kutsay sayılan ve değişememeye mahkum olmuş değerlerdir..
Kitaptaki yazılarına feminist odaklı bakış açısı ile baktığımda puanım çok düşük olsa da, yazılardan hoşuma giden bir kaç küçük alıntı şöyle:
"Seven iki yürek, ayrılmaya zorlandıkça birleşir"
" "Tek gecelik ilişki için yuva yıkmam. Ama sevdiyse durum başka…" İşte burada hazin bir ikilem var: Oldum olası erkeğin, sevmeden seks yapabilme "beceri"sini ayıplayan kadın burada o "ayıbı" kendi avantajına çevirmeye çabalıyor"
"Yalan, bir mecburiyetler rejimi sayılan evliliğin temellerini oynuyor. Ve herkes, her şeyi bilerek gönülsüzce boyun eğerek bu oyunu oynuyor."
" "annelerimiz" için aşk, bir elmanın iki yarısı olabilmekti. Artık kimse yarım kalmak istemiyor. Gün, kendi başına tam elma olmayı başarabilenlerin, aynı dalda yan yana durabilmesinin günüdür."
"Tekil olmayı başarabilmiş iki kişi = sağlam bir ilişki."
Bu bayram tatilinde, bir şezlong kitabı olarak keyifle okuduğum Can Dündar'ın Aşka Veda isimli kitabı, anlık keyif yaşatan, son zamanların modası bu galiba, sabun köpüğü kitaplardan biri. Artık okunan ama kişiye değer katmayan kitapların yazıldığı, okunduğu, takdir edildiği dönemlerdeyiz. Evet, kitap akıyor. Evet, gülüyor ve keyifleniyorsunuz. Ama o kadar, geriye elde, dilde, dimağda bir şey bırakmıyor.
Önsözünü okurken yazar Can Dündar'ı kınadım, kendimce :) Keza kitaba sadece önsöz yazdığını itiraf etmiş. Kitap, gazate köşesinde yer alan yazılardan derleme. Tema, aşk ve günümüz dünyasındaki yitimi. Derleme editörü tarafından yapıldığından kendisine sadece önsöz yazmak düşmüş. Kitap yazmakta ne kolay işmiş arkadaş dedirtiyor, içten içe...
Kitap üç ana bölümden oluşuyor. Aşka dair, Eros'un yeni yüzleri ve aşksızlığa dair. İlk bölümde aşk üzerine yer yer ağızda kekremsi tatlar bırakan nostaljiye dönük yazıları yer alıyor. İkinci bölümde artık değişim başlıyor. İlişkinin, sevginin, aşkın, masumiyetin eski ve yeni halleri kıyaslanıyor. Ve günümüz nostalji karşısında bir sıfır mağlup. Artık aşkların içi boş, sevgiler yoz, masumiyet kalmadı, ilişkiler ise sadece fiziksel ihtiyaç olmaktan öteye geçmeyerek, üçüncü bölümün konusunu oluşturuyor.
Yazılar keyifli, aşk üzerinden bazen keyiflendiren bazen iç burkan, yer yer anektodlar bulunan; dediğim gibi, şezlongta keyifli keyifli vakit geçirmelik... Bir öğleden sonrada akıp gidiyor. Geriye bir kaç altı çizili alıntı kalıyor.
Bu kitap Can Dündar’ın aşk-aşksızlık ekseni doğrultusunda Türk toplumunun duygusal analizini yaptığı bir kitap olmuş. Kitabın başında her satırı o kadar beğendim ki bir süre hiç bir satırın altını çizip onu öne çıkarmak içimden gelmedi. Can Dündar anlatmak istediklerini sade ama etkileyici bir dille yansıtmış okuyucularına bu kitapta. Seneler içinde “aşk” ve “sevgi” kavramlarının Türk toplumu içinde hem anlam olarak hem de günlük yaşam davranışlarında nasıl bir değişimden geçtiğini anlatıyor.
Eğer Can Dündar’ı gazete köşe yazılarından takip eden biriyseniz yazdıkları size yabancı gelmeyecek, bu kitabı da beğeneceksiniz. Can Dündar’ın yazılarıyla daha önceden hiç karşılaşmadıysanız bu kitap güzel bir fırsat sunuyor size Can Dündar’la tanışmak için…
Uzun zamandır ''Aşk'' temalı bir kitap okumamıştım. Can dündarın bu kitabı biraz havada kalmış yazılmış olmak için yazılmış. En azından ben bu hissiyata kapıldım. Olmamış 2 3 başlık altındaki yazılar dışıda çok fos kitap
uzun zaman sonra yeniden okumaya başlamak güzel. farkı kaynaklardan güzel örnekler ile derlenmiş hoş bir kitap olmuş. yorumlar güzel, örnekler güzel. sosyal araştırmaların değerini bir kez daha gözler önüne seriyor.