“Şükrü Erbaş okumak istiyorum”, dedi yakın bir arkadaşım. “Bende bir kitabı olacaktı”, dedim, “hadi eşzamanlı okuyalım.”
kütüphanemden alıp okumak için açtığımda, ilk sayfadaki ithafla sarsıldım:
“ ‘ben şiir yazmazsam
yitirir dilini içimdeki çocuk’
demiş, Şükrü Erbaş.
İçindeki çocuk, hep konuşsun.
Simge’den.”
ilk tepkim, “Allah kahretsin, Simge kim?”, “ve bana böylesine hassas bir ithaf yazan Simgeyi ben neden hatırlamıyorum?” oldu.
kendime kızdım bir kaç dakika.
ardından kitabı bir sahaftan, ikinci el aldığımı fark ettim :/
tam o sırada kitabın içinden, aynı el yazısıyla yazılmış, dörde katlanmış bir not düştü.
bir efemeraydı evet, aynen şöyle yazıyordu:
“bana çiçekli fistanlar alsan, evim barkım bir ömür bahar koksa, olmaz mı?”
içimi inanılmaz bir hüzün kapladı. kitabın kondüsyonu sıfıra yakındı. bu sefer kitabın hediye edildiği çocuğa kızdım, Simge’nin bu hassas yazısının değerini bilmeyip okumadan sahafa satan çocuğa..
kimbilir neler yaşandı..
umarım kendisine bir Şükrü Erbaş kitabı hediye eden, böylesine ince notlar düşen Simge, hala bir şekilde hayatındadır..