Jump to ratings and reviews
Rate this book

Smallwood Katili

Rate this book
Nolan kendisine orta halli bir daire alıp hayatında yeni bir sayfa açabilirdi. Hapisteyken bunu aklına birçok kez getirdi. Yine de bunu yapmayacaktı, yapamazdı. Cevabını bilmediği bir soru, hücrede geçirdiği her saniye beynini kemiriyordu. Neden ailesini öldürdüğü günü hatırlamıyordu! İşte tam da bu yüzden kasabasına dönmesi gerekiyordu. Bu sorunun cevabını bulabileceği tek yer orasıydı. Kendi evi. Her şeyin başladığı o yer. Onun içinse her şeyin bittiği yer. Hayatının kara günü.

244 pages, Paperback

Published April 28, 2023

4 people want to read

About the author

Yusuf Kudsi Koc

4 books20 followers
Hikaye anlatıcısı.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
2 (28%)
4 stars
4 (57%)
3 stars
1 (14%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 7 of 7 reviews
Profile Image for Oğuz Çevik.
20 reviews8 followers
Read
January 4, 2026


Smallwood Katili zaman yolculuğu temasını merkeze alan, derli toplu kurgusuyla başarılı bir eser. Sevgili Yusuf Kudsi Koç’u uzun süredir takip ettiğimden kitap yazma ve yayımlatma konusunda yaşadığı zorlukları da biliyorum. Okuduğum şu kitap özenli bir editöryel süreçten geçse ülkemiz bilimkurgu edebiyatı için kıymetli eserlerden biri olur.

Zaman yolculuğu, okuması eğlenceli olsa da düzgün yazılmadığında kurguyu berbat edebilecek bir tema. Kitapta zaman makinesinin işleyişi konusunda teknik bir detay yok. Ancak kurgudaki yolculuklar dikkatle planlanıp güzelce birbirine bağlanmış. Bu noktada kitap bana Dark dizisini anımsattı. Kitabın konusu ve akıcı dil bir araya gelince eser oldukça hızlı okunabiliyor.

Gelecekte konuk olduğumuz yeraltı dünyası ve toplum yapısı daha ayrıntılı işlenebilirdi. Bazı olayların da biraz oldu bittiye geldiğini düşünüyorum.

Toparlarsam ufak tefek hatalar dışında keyifle okudum.
Profile Image for Murat Dural.
Author 19 books631 followers
September 23, 2024
"Smallwood Katili"ni okurken ister istemez zaman yolculuğu, küçük kasabada büyük fenomen anlatılarına gittim. Özellikle son dönemde yayınlanan "Dark" dizisine. Öncelikle bir KDY kitabı olmasına rağmen kendi editörü olabilen Yusuf Kudsi'yi Türkçesi, çok akıcı dili için tebrik etmeliyim. Bunca sayfa çok küçük harf hataları haricinde tertemiz bir metin. Yazarın kurgusu zorlu, zaman dönüşümlü olduğunu önceden fark etmesem karıştırabilirdim ama gayet okunur, hayal gücü geniş. Kendisiyle yüz yüze konuştuğumda yerel mekanlar ve isimler üzerinde konuşmuştuk. Her yazar en rahat ettiği şekilde yazmalı. O da aynısını söylemişti. Bu hayal gücü, kurgu, metin bu dediğini ispatlıyor.
13 reviews
May 2, 2024
Smallwood katilini üç gün içerisinde bitirdim. KDY’den çıkan roman yazarın sanırım 3. romanı. Kısa olmamakla birlikte (241 sayfa) akıcı yazıldığını söylemek yanlış olmaz. Adına tezat bir şekilde aslında bir polisiye değil bilimkurgu kitabı.Bu durumu da kitapta erken bir noktada öğreniyoruz. Kitapta ilk başta ön yargı ile yaklaştığım “Türkçe kitapta ingilizce karakterler, mekanlar nasıl olacak?” sorusu kitapta ilerledikçe pek beni zorlamadı. Biraz çeviri gibi hissetiriyor ama bir bakıma belki hikayenin tutarlılığı için gerekli bir seçim kimse Konya’nın ortasında iki üç kilometrelik bir yeraltı sığınağına kolay kolay inanmıyor ne yazık ki.

İki zaman diliminden geçen hikaye bir tür zaman makinesi fikrini barındırıyor. Güzel bir ana kural ortaya koyarak zamanın değişemeyeceğini söylüyor. Yalnızca A noktasında B noktasına bağlantı yapılırken bu bağlantının tipi değişebilir ( Mesela izmirden italyaya arabayla da gidebilirsiniz gemiyle de ama günün sonunda belli bir tarihte belli bir İtalyan limanına ayak basacaksınız gibi).

Kitapta çoklu parallel hikayeler anlatılırken ortadaki gerçek derdin ne olduğunu anlamaya başlamamız kadar geçen süre neredeyse yarım kitabı dolduruyor. Birkaç yazım seçimi ile bu ilk aşamalardaki fazlalıklar atılabilirmiş diye düşündüm. Olmuş olana yönelik bilgimizi direk olayları izleyerek her seferinden edinmemiz gerekmezdi diye düşünüyorum.

Bu kadar parallel gelişen çoklu karakterlerin hepsinin detaylanması uzun sürüyor ve bir bağ kurmamızı zorlaştırıyor. Dış görünüşlerinin ötesinde “iyi biriydi, iyi bilimadamıydı, dedikoduyu severdi.” gibi dış ses ile bize yüklenen bilgi dışında pek bir karakter gelişimine yer yok ,zaman da yok.

Yer, yer güzel bölümler var (keşke bölümlere numara yerine ad verilseymiş bu arada). Çocukların bir ormanlık alanda kayboldukları, bir ana karakterin Smallwooda geri dönüşü güzelce anlatılmış kısımlar. Öte yandan bazı karakterlerin günlük yaşamda yaptıklarının fazla detayına girildiğini düşündüm. Bir yerde iki kadın bir bölüm boyunca ana karakterlerden birinin kasabaya gelişini bir başka karaktere söyleyip söylememek üzerine konuşuyorlar. Sonrasında bu iki karakterin gerçekten gidip ana karaktere tam da planladıkları gibi bunu tebliğ ettğine şahit oluyoruz. Yani çok önemli olmayan bir detay olduğunu düşündüğüm bir olay için sayfalarca ayrıntı okumuş oluyoruz. Bazı yerlerde çok jenerik tasvirler ve anlatımlar var. Smallwood’un özel bir yanı yok; eski bir kalıntısı yok, madenci kasabası değil, kızıldereli mezarlığı yok, eskiden KKK aktivitesi yok, Geyik etiyle ünlü değil, somon balığı sezonu yok, büyük korkunç ağaçları yok, bir gölü yok ya da bir festivali yok. Polis istasyonu ,kafesi her şey stock fotodan geliyor gibi. Bu böyle olabilir. Gerçekte dünyada böyle özelliksiz bir yer olabilir fakat sonuç olarak bir hikaye okuyoruz biraz daha ilginç bir yer de olabilirdi.

Kitabın çok güzel yaptığı bir şey de tahmin edilebilir olmaması. Bu konuda hep okuyucuyu merakta tutmayı iyi biliyor. Son ana kadar bazı karakterler hakkında ne düşünmeliyim bilemedim ve bunu iyi anlamda kullanıyorum.

Birkaç noktada kitap bize ne düşünmemiz gerektiğini dikte ettiriyor. Bu konuda biraz daha okuyucuya ve takip kabiliyetine güvenilebilirdi. Bazı yerlerde karakter bazı şeyleri söylemek zorunda değil üstü kapalı bir anlatım tercih edilebilirdi. Hikayeyi okuyan bizler keşfetmek istiyoruz elimizden devamlı tutulsun istemiyoruz.

Ben her bilimkurgu ve fantastik hikayede biraz okuyucunun yazara bir avans verdiğini düşünürüm. Şöyleki okuyucu bilinç altında der ki “Bu yazdığım bilimkurgu ve fantastik öğelerin gerçek olmadıklarını biliyorum ama bana gerçek hayattan bazı şeylerle bunu yoğurabilirsen ve 'acaba belki de olabilir' dedirtirsen avans sende kalabilir”. Bu yüzden mesela yerlaltında yaşamı anlatırken yazarlar dev filtreler, belki çılgın parası olan bir girişimciden gizlice karaborsadan aldığı mini nükleer jeneratörden yeraltında bitkilerin yaşamasına olanak veren o genetik gelişmelerden bahseder. Bahseder ki “sonra 1000 kişi yer altında 60 yıl yaşadı.” Cümlesi okuyucunun aklında mantıklı bir yere otursun. Bu kitapta biraz fazla okuyucunun kendisine güvenmesini istediği gerçeklik var. Belki diğer şeyleri çok detaylı anlatmasa biz de tabi ki bir dev delikte insanlar nasıl yaşıyor anlatmadığı için bu durumu yadırgamazdık. Bu sebeple bence gelecekle ilgili detaylarda birkaç kaçırılmış fırsat varmış.

Hikayenin sonunda iyi bir zaman makinesi hikayesinde olması gerektiği gibi mantıksal döngüler ve ucu açık şeyler güzel şekilde kapatılmış. Buraya emek verildiği ve kafa yorulduğu belli oluyor. Bir çok parallel hikayeyi sonunda getirip bağlayabilmek bence büyük bir gayret ve planlama gerektiriyor. Son çeyreklik kısmı kitabın çok daha iyi ve çok daha hızlı ilerliyor. Birşeyler olmaya ve çözümlenmeye başlıyor. Ve sonunda tatmin edici bir şekilde takip ettiğimiz karakterlere neler olduğunu bize anlatıyor.

Akıcı anlatımı ve kısa okuma süresi ile parallel karakterlerin anlatıldığı keyifli bir yolculuk.Yukarıda belirttiğim eksiklikleri var fakat bu güzel taraflarını da gölgelemiyor. Değişik bir zaman yolculuğu hikayesi okumak istiyorsanız bence güzel.

İyi Okumalar!
(Yazının orjinali https://kozmikatolye.com/smallwood-ka...)
Profile Image for Aslihan Yayla.
533 reviews65 followers
August 5, 2023
İki zaman dilimi karşılıyor biz okurları. Bilimkurgu / distopya olan Smallwood Katili bizi ilk süreçte Nolan karşılıyor. Karakterimiz ailesini öldürüp yargılandıktan sonra kasabaya geri döner. Fakat Nolan için işler bizim yani kasabanın bildiği gibi değildir. Ne bu cinayeti işlediğine ihtimal verir ne de zihninde buna benzer bir anı taşımaktadır. Hal böyleyken kasabanın tavrı bunun açık bir göstergesidir. Sadece bununlada bitmez bir kayıp vakası ile işler tahmininden daha da karışacaktır.

Diğer zaman diliminde ise dünyanın bitişine gelinmiş, insanlık sınıflandırılarak soyun devamı için daha doğrusu insan türünün yok olmaması için mücadele etmeye başlamışlardır. Elbette ki büyük bir çoğunluğun umutlarının köreldiği ve radyasyondan kaynaklı kısırlığın yaygınlaşması "sonunuz geliyor" havası katıyor. Ayrıca eşitsizliği vurgularken üst sınıflardakilerin daha iyi şartlar altında -bu duruma el bebek gül bebek diyebiliriz- yaşamlarını kime ve neye göre şekillendirdiğini de gösteriyor. Sisteme karşı gelip hata yaptıysan alt sınıflarda yaşamaya mahkumsun söylevi bence güzel aktarılmıştı.

Bu kitapta özellikle iki zaman dilimindeki ana hattı yazarın bize göstermesi hoşuma gitti. Düşünsenize ya gelecekteki bu felaketi önleyebilecek bir yol olsaydı? Zamana yolculuk yapar mıydınız? Ya da geleceği değiştirmek imkansızsa ne yaparsınız? İşte bu sorular kitap boyu ensenizde sizi kovalıyor. Yazarın farklı ama oldukça zorlayıcı bir kalemde ele alışı kafamda bazı soru işaretlerini açıkta bırakmadı dersem yalan söylemiş olurum. Çok düşünülmüş, araştırılmış ve bence kurguyu güzel yansıtmış. Eh bize düşen okumak değilde nedir?

#smallwoodkatili #yusufkudsikoç #kdyyayınları
Profile Image for Mert.
38 reviews2 followers
December 25, 2024
Smallwood Katili’ni aynı dili konuştuğumuz bir yazar tarafından yazılmış ana yemeği zaman yolculuğu olan ve gizem sosunu bolca kullanarak merak tadını baskın kılan akıcı bir bilim kurgu romanı olarak tanımlayabiliriz. Yazar Yusuf Kudsi Koç’ un anlatım dili oldukça sade* ve hedefe yönelik. Okur kitap boyunca hiçbir şekilde sıkılmıyor aksine merak içerisinde sayfaları ardı ardına geçiyor ve ne zaman sona ulaştığını anlayamıyor.

*Türk kahvesi sadesi gibi. Şeker dominant bir karaktere sahip olduğu için herhangi bir şeyin içine konulduğunda o şeyi bastırma eğilimindedir. Gerçek gurmeler her şeyi sade tüketirler. (Linç yükleniyor.)

Kitap ilk bölümüyle Silo kitabına benzer distoptik bir evrende zaman yolculuğu fikrini sunarak açılışını yapıyor ve Yusuf Bey’in “okurlar nasıl avuç içine alır?” isimli çalışmasıyla devam ediyor. Bu çalışmanın ana odağını da; bölümdeki karakterin evren hakkında gizemli bilgiler içeren ve zekice kurgulanmış diyalogları oluşturuyor. Yazar bu diyalogları kullanarak yavaş yavaş Avuç İçi çalışmasını sürdürüyor ve fark ettirmeden bizi çalışmasının asıl tamamlandığı yer olan ikinci bölüme geçiriyor.

Kitabın ikinci bölüm itibari ile geçmişe(günümüze)* dönüyor ve korkunç bir cinayetin işlendiği Smallwood kasabasına geliyoruz. Burada kasaba haklının kendi aralarındaki konuşmalarından cinayetin az da olsa detaylarını öğreniyoruz. İşte burası yazarın Operasyon Avuç İçi’ni tamamlandığı yer oluyor. Çünkü bu bölüm ile yazar aklımıza; “hmm zaman yolculuğu ve cinayet… O zaman sanırım cinayet engellenecek veya olaylar zinciri o cinayete neden olacak” gibi düşünce tohumları ekiyor ve bölüm boyunca da attığı bu tohumları hafif hafif suluyor. Yani üstümüze yavaş yavaş parmakları kapatıyor. (Elden Ring Parmaklarına Selam!)

*“Günümüz bir zamanların geçmişidir” gibi felsefik(?) bir yaklaşım değil, hayır. İlk bölüm gelecekte geçiyordu. Tabi günümüzü baz alırsak. Ama eğer yarını baz alırsak o zaman…ııı, eee, şey, çok karıştı buralar…

Kitap boyunca hikaye bir geçmiş bir gelecek olacak şekilde iki koldan ilerliyor. Geçmiş; yani Smallwood kasabası ve cinayetin gizemi, gelecek; yani zaman yolculuğunun bulunduğu Silo vari distopya. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere hikayenin özü çoğunlukla Smallwood kasabasında yattığı (ya da gömüldüğü veya aside tutulduğu da denilebilir) için kitap daha çok Smallwood bölümlerinden oluşuyor. Fakat gelecekte geçen bölümlerin sayısı da az değil. Hatta oldukça tatmin edici çoğunlukta diyebiliriz.

Kitabın içindekiler kısmındaki bölüm isimlerinden de bunu görebilirsiniz. Smallwood kısımlarını anlattığı bölümlerin isimlerini Normal rakamlar* ile, gelecekte geçen kısımları ise Roma rakamları ile gösteriliyor.

*Matematiğin keşfinin doğa yürüyüşü sırasında yanlış yola sapan bir turist tarafından olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. Normal rakamlar, doğal sayılar ve rasyonel sayılar işte bu keşif sırasında doğada kendi kendine yetişmiş halde bulunan olgulardır. İnsanlığa kendi bilgilerini bahşetmeyi seçmişlerdir. Tabi bu seçim turistin Matematiği ilk gördüğünde yemeye çalışmasının sonucu da olmuş olabilir. Matematik yenme korkusuyla insanlığa açılmış olabilir.

Yazar gelecekte geçen bölümleri 2-3 karakter üzerinden anlatırken geçmişte geçen bölümler için tüm kasabayı kullanıyor. Bir olay olduğunda bunu ya kasabanın yaşlı dedikoducu kadınlarından, ya restorandaki garsondan, ya kasabalı meraklı çocuklardan ya da kasabanın şerifinden deneyimliyoruz. Bana kalırsa yazarın bu tercihi bir hali cesur bir tercih. Çünkü sayfa sayısı az olan ve hikayesi iki ayrı koldan ilerleyen bir kitapta okura karakterler ile bağ kuracak vakit pek kalmaz. Bu nedenle okur karakterlerin başına bir şey geldiğinde empati kuramaz ve dolayısıyla olay etkileyiciliğini kaybeder. Fakat yazar da bu durumun farkında ve bu durumun önüne geçmek için çok güzel bir yöntem uyguluyor. O da tüm kasabayı tek bir karakter gibi kullanmak.

Bunun için de yazarın kasabayı önceden aşina olduğumuz şekilde sunması gerekiyor. İşte o yüzden Smallwood kasabası tam anlamıyla bir Amerikan kasabası. Dizilerde, filmlerde, oyunlarda gördüğümüz klasik Amerikan kasabalarının tüm özellikleri barındırıyor. (Aklınıza Breaking Bad, Alan Wake (çılgın tipleri çıkartın), Under The Dome vs getirebilirsiniz). Fakat işte bu tanışmışlık ve küçüklük hissi hikayenin ortalarına kadar çok iyi işlese de hikayemizin ana kahramanı Nolan’nın mesleğinin açıklanmasıyla çelişki yaşamamıza neden oluyor. (Spoiler nedeniyle mesleği ve bu durumun açıklamalarını yazamayacağım.) Bu da okuru biraz kitabın gerçekliğinden kopartıyor. Tabi ufacık bir kopukluk ama yine de kopukluk.

Geleceğe tekrar dönecek* olursak bu kısımlar Asimov’un Sonsuzluğun Sonu kitabına aşina olanlar için anıları canlandıracak nitelikte olup daha çok dünyanın o an ki durumunu anlatan ve zaman yolculuğu ile ilgili teorilerin konuşulduğu bölümlerden oluşuyorlar. Tıpkı Sonsuzluğun Sonu’ndaki gibi Zaman, bir organizasyon tarafından kontrol ediliyor ve zaman ile uğraşıldığında kimse gerçekten hangi zamanla uğraştığından emin olamıyor. Fakat tabi ki küçücük bir fark da bulunmuyor değil. Smallwood Katili’nde zaman organizasyonun altındaki toplum Zaman’a tapıyor.(Dediğim gibi minicik, ufacık bir fark.) Ve tabi ki her dinde olduğu gibi Zaman dininin de peygamberi bulunuyor. Eh, tahmin edin zaman organizasyonunun başında kim bulunuyor? Evet, bu peygamber.

*Back To The Future çok güzel filmdir. İzleyiniz.

Yazar, Smallwood cinayetini, yaşanan gizemli olayları ve bu peygamberin kimliğini zaman yolculuğunun potansiyelini kullanarak(herkesin herkes olabilmesi) çok iyi gizliyor. Okur yazarın sunduğu her ip ucuyla olayları tahmin ettiğini sanıyor ama her seferinde olaylar farklı bir yönde ilerliyor. Üçüncü bölümün sonunda ise yazar ipin kendisini gösteriyor ve gizem tülünü aralayarak okuru çok cezbeden bir yola sürüklüyor.

Fakat maalesef o yol okuru sadece cezbetmekle kalıyor. Çünkü heyecanla kitabın başından beri olayların akışını tahmin etmeye çalışan okura son, biraz hızlı sunuluyor. Örneğin; hayatı boyunca (zamanı) nefret ile büyüyen bir karakter ufacık bir söz veya eylem ile kararından vazgeçebiliyor. Veya ancak kitabın sonunda kim oldukları açıklanan iki karakterin motivasyonları bu hızdan dolayı okura tam olarak geçemiyor. Ayrıca yazar bu iki karakterden birisi için çok ilginç bir yoldan da bahsediyor ama nedense o yolu kullanmıyor. Belki kitabı uzatacağı için o yoldan gidilmemiştir ama ben şahsen o yoldan çıkacak sonucun daha ilgi çekici olduğunu ve yazarın, kitapta gösterdiklerinden yola çıkarak, çok rahat bunu yapabileceğini düşünüyorum.

Sonuç olarak Smallwood Katili, hikayesini iki ayrı koldan anlatan ve bu hikayeleri birleştirmek için zaman yolculuğunun birleştirici gücünü* kullan her sayfası merak uyandırıcı bir eser. Buna bir de yazarın akıcı kalemi eklenince eser, kahve yapmak için ara verdiğimiz sırada gözümüzün sayfa sayısına takılmasıyla bulunduğumuz sayfaya inanamadığımız kategoride bir esere dönüşmüş oluyor. (Bu noktada saate bakmanız tavsiye edilmez.) Kaleminize sağlık.

*Japon yapıştırıcısından sonra bilinen evrendeki en büyük yapıştırıcı.

Yazar Yusuf Kudsi Koç’un kaleminden çıkacak bir sonraki öyküyü merak ile beklemekteyim.

Herkese iyi okumalar dilerim.
Profile Image for Mert.
Author 13 books82 followers
January 24, 2025
Puanım 4/5 (%76/100)

Sevgili yazar dostum Yusuf Kudsi Koç'un kitabını bitirmiş bulunuyorum. 11 günde bitirmiş olsam da aslında 3 oturuşta falan bitirdim sadece yoğunluktan vakit bulamıyordum. Genel olarak oldukça hoşuma gitti. Negatif söyleyeceğim çok fazla şey yok, geliştirilmesi gereken birkaç yer var bunların da çoğu iyi bir editörle çalışıldığında düzeltilecek şeyler. Onun dışında yer yer özellikle başlarda biraz fazla kaybolduğumu hissettim. Yani soru işaretleri biriktikçe birikiyor ama bir türlü cevapları alamıyorduk neyse ki bir noktadan sonra aktı gitti her şey.

Kitabın isminden ben de herkes gibi bir polisiye romanı olduğunu düşündüm ama daha çok bilimkurgu temalı hatta ağır bir bilimkurgu kitabı. Bir de Nolan ismi çok geçiyordu ama bir noktada kendisi ortadan kayboluyor gibiydi yani ana karakter gibi hissettirmedi uzun bir süre. Ta ki sonlara kadar ki oralar için spoiler vermeyeceğim. Zaman Vaizi çok ilgimi çekti en baştan beri ve bana Dune Mesihi'ndeki Vaiz'i hatırlattı esinlenmiş olabilir yazar bilemiyorum. Zaten Zaman Vaizi'nin bölüm başlarındaki yazıları da Dune'dakileri hatırlattı.

Onun dışında Dark dizisini de çok anımsattı. Bölümler ve karakterler arası atlayıp durduk başta biraz karışık gelse de bir noktada oturdu. Burada da kendime çok benzettim. Yazarın zamanı bu şekilde ele alması, karakterlerin tutumu özellikle Gölgenin Gizemi kitabımı anımsattı ve sevindirdi. Ama özellikle kitabın sonundaki birkaç şey "Yok artık" dedirtti. Bunun sebebi hem çok beklemiyor olmam hem de benim kendi kitabımda (Gölgenin Gizemi) yaptığım bir şeyle resmen aynı olmasıydı.

Genel olarak gayet güzel bir kitap ortaya çıkmış. Hata dediğim şeyler çok büyük şeyler değil üzerine biraz vakit harcandığında çözülür. Yazarın yetenekli olduğu ortada, diğer eserlerini de okumak isterim. Kendisine bir şans verin.
Displaying 1 - 7 of 7 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.