Konuştu, Burası tekin değil, dedi. Ses tonu görünüşünden beklenmeyecek kadar toktu, konuşması düzgündü, hoş bile denebilirdi. Yanıt vermedim, yürümeye devam ettim. Burası tekin değil, dedi yine, Evet, değil, dedim. Yaklaştı, omzu omzuma değiyordu, Sen ne arıyorsun, diye fısıldadı, aradıklarım bir bir düştü aklıma, hepsi bulanıktı, aslında bir şey aradığım da yoktu, Ne istiyorsun, dedim. Ne istediğini biliyordum. Niçin istediğini de bir an bildiğimi düşündüm. Şuracığa sıkıştırsa beni rahatlayacaktı. Rahatlamak istiyordu. Ben de. Bunaltı.
Burası Tekin Değil, son yıllarda niteliği giderek artan öykücülüğümüzün en dikkat çekici kitaplarından biri. Sine Ergün, yirmi yedi kısa öyküsünün yer aldığı bu ilk kitabında her türlü gösterişten, süslü anlatım yöntemlerinden uzak kalmayı başarıyor; alabildiğine yalın bir dille yazıyor. Öykülerin güzelliği de bu yalın anlatımın okurda bıraktığı çok özel, buruk duygudan kaynaklanıyor. Burası Tekin Değil, özellikle kent insanının fotoğrafına bakan, okuduktan sonra uzun süre unutulmayan öykülerden oluşan bir kitap.
Sine Ergün, 1982’de doğdu. Öykü, şiir, deneme ve çevirileri Notos, Kitap-lık, Sıcak Nal, Özgür Edebiyat, Sözcükler, Sınır, Ğ ve Patika dergileri ile çeşitli derlemelerde yer aldı. Yurt içi ve yurt dışı sergilere, sanatçı programlarına katıldı. İlk öykü kitabı Burası Tekin Değil’i (2010) Bazen Hayat (2012) izledi. Bazen Hayat isimli öykü kitabı, 2013 yılında Sait Faik Hikâye Armağanı'na layık görülmüştür.
sanırım bugünkü ruh halime çok iyi geldiği için bu kadar beğendim. öykü demek zor, karakterlerin hayatından anlar daha çok.. ama işte 1-2 sayfadan daha fazla dikkatini toparlayamadığın bir ruh halinde sıkılmana izin vermeden biten ama sana bişeyler hissettiren oldukça akıcı ve yalın bir dile sahip denemeler.. ima ettiğini anlamadıklarım da oldu, kelime arasında verdiği acıyı içimde hissettiğim de.. yazarın diğer kitabını da almıştım, bi iki aya onu da okurum.
Sonu bıçak kesiği öyküler.Gündelik olaylar, tanıdık hisler..Kısa hatta oldukça kısa.. Bazen siz de onca cümle dinledikten, onca açıklamaya maruz kaldıktan sonra söyleyebileceğiz tek şeyin ‘peki’ olacağı hissine kapılıyor musunuz? İşte bu yorgunluğun tadında kelimeler, rahatlamaya muhtaç ama bir o kadar umutlu~ . Yazarın ilk kitabı olan Burası Tekin Değil, yirmi yedi öyküden oluşuyor, kapak resmi ise Kevin Hill’e ait~
Kısacık 27 tane öykü.. Hakkında çok güzel yorumlar duyup okuduğum için merakla okuma listeme almıştım ama hayal kırıklığı yaşadım. Belki de öykü konusunda damak tadım bu ara verdiğim iki yılda değişti bilemiyorum. Yalın bir anlatımı var Sine Ergün’ün ama bu metinlerin öykü olup olmadığından emin olamadım. Uzatmadan olabildiğince az kelimeyle meramını anlatıyor ve bütünlüğü olan kısa metinler ortaya koyuyor ancak bunlar hep aynı kişilerin balından geçen fragmanlar gibi, okuyup geçiverdim hızlıca tükettim. Ve çok az iz bıraktı bende. Kitabın arka kapağında: “Burası Tekin Değil, özellikle kent insanının fotoğrafına bakan, okuduktan sonra uzun süre unutulmayan öykülerden oluşan bir kitap,” denmiş ama benim aklımda kitaptan kalan en temel imge ‘bira’ oldu. Kentin o hızlı akışı içinde tutunamayan, köksüz, arzusuz ya da geçici hevesler peşinde hayatını tüketen zavallı karakterlerin iş çıkışı türlü biçimlerde ve bolca tükettiği bira. Kitap uçucu bir anlatı sunuyor, bu anlamda yansıttığı gerçekliğe uygun bir dil ve anlatım yakaladığı düşünülenilir ancak yine de benim yazarım değil ve böylesi öykülerin ancak sade ve yalın anlatımını sevdiğimi söyleyebilirim. Kitaptaki Edgar öyküsü ve sonda yer alan Boz öyküsü en dikkate değer bulduklarım oldu, özellikle Boz’u anlamlı bir bitiriş olarak tasarlamış. İşte o Sine Ergün’ün öykü dünyasının ortaya çıktığı bir metin olarak yer alacak hafızamda. Ama kitabın geri kalanının bende duyumsattığı daha çok ‘sulandırılmış bira’ tadı oldu ☺️Kitapta sevdiğim ve üzerine düşünmeye değer bulduğum diğer bir kaç öykü ise şunlar: ‘Kahve’, ‘A gı’, ‘Ayşe’ (bu üçü peş peşe geliyor kitapta); bunlardan önceki sayfalarda ‘İyi’, sonraki sayfalarda ise: ‘Cenaze Evi’ ve ‘Hazır Çorba’… Başlıkları muzip, bu kadar kısa anlatabilmesi harika ama keşke biraz daha derinleşseydi biraz daha kalabilseydik öykülerin içinde.. Belki sonraki kitaplarında bunun formülünü de bulmuştur😊
önce yazarın daha sonra çıkmış kitabını okuduğum için nasıl geliştiğini alenen görme imkanım oldu. sine ergün'ün tarzının herkese hitap etmeyeceğini kabul ediyorum ama bazen tek sayfalık öyküleri bile bende bir ışık yaktı veya uzun süredir yanık kalmış bir lambayı kapattı. komik bulduğum bir şey ise yazar erkek karakterleri yazarken bile onları bir kadın sesinden duymam, öyle ki genelde öykünün son anına kadar isimsiz/cinsiyetsiz anlatıcının erkek olduğunu kabul edesim gelmedi bazen. ayrıca bazen hayat'ta da gördüğüm bazı temaların yazarı önceden de ilgilendirdiğini (ve onunla bu ortak paydada buluştuğumu) görmek hoşuma gitti. kesinlikle radarıma aldığım yazarlar arasına eklense de bu kadar ansızın kesilmeyen ve temeli daha oturmuş öyküler de okumak istiyorum kendisinden ve "kahve", çok iyi bi öykü. travma bazen öyle. dan dan dan ve arada boşluklar ve konuşulmayan sözcükler ve hepsinin arasında içilen bir kahve. öyle işte
Bu öykülerin ilk bakışta en dikkat çeken özelliği çok kısa ve yalın olmaları. Lafı uzatmadan, olabildiğince kısa cümlelerle duyguları ve olayları yansıtmaya çalışmış yazar. Bu tarza alıştıktan sonra öyküleri okumak daha keyifli hale geliyor. Hikayelerdeki bu durgunluk, sadelik bazen "tam" olurken bazen eksik kalıyor. (Tabii kime göre, bana göre) 27 öyküden 13 tanesini geri dönüp tekrar okuyabileceklerim olarak işaretledim. Bunlar benim için konu ve anlatım bakımından en iyi olanlardı. Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Şunu da söylemek gerek, yormayan, akıcı öyküler olduğu için örneğin yolda iken okumak iyi bir fikir
Harika bir ilk kitap. Yeni okuma fırsatım oldu. Baştankara’yı daha önce okumuştum. Ama ne yalan söyleyeyim bu kitaptaki her hikayeyi eksiksiz çok beğendim. Oldukça düşündürücü, vurucu ve etkileyici bence her bir hikaye. 1 günde her fırstta okuyarak ve bitmesin isteyerek de olsa bitirdim. Emeklerinize sağlık Sine Ergün. O kadar genç bir yaşta bu kadar tecrübe, gözlem, derinlik ve duygu birikimi… enteresan bir deneyim oldu benim için…
Yasemin'in önerisi. Çok kısa tek sayfalık öyküler. Bu kadar az cümle ile vurucu yazması etkileyici, çok çarpıcı öykülerin yanında vasatlar da var. Kitabın tamamı için çok iyi demek zor. Kitap kapağını beğendim.
Okuduğum ilk kısa öykü kitabı. Bazıları 1-2 sayfa bazıları 4-5 sayfa. Bazıları gerçekten ilgi çekici ve anlamlı. Bazıları sanki zorlayarak yazılmış. Yazarın ileride kendini bularak daha güzel kitaplar yapacağını düşünüyorum.
Okuduğum ilk kısa öykü kitabı. Bazıları 1-2 sayfa bazıları 4-5 sayfa. Bazıları gerçekten ilgi çekici ve anlamlı. Bazıları sanki zorlayarak yazılmış. Yazarın ileride kendini bularak daha güzel kitaplar yapacağını düşünüyorum.