Bir birbirlerine, bir önlerine bakıyorlardı, kimse konuşmaya başlamıyordu. İnanır mısınız, kalbim güm güm atıyordu. Benim de. Yakınlarda bir otel var, gidelim mi, dedi adam, yok artık, dedim, adam hızlı çıktı. Kadın utangaç, önüne baktı, hafifçe başını salladı. Artık utanacak ne kaldıysa. Duraksadı, Yanlış anlamayın, kocamı seviyorum, dedi, artık yanlış anlaşılacak ne kaldıysa. Merak etmeyin, ben de karımı seviyorum, dedi adam. Kesin evli değildi, eminim değildi. Kadın, evet, evliydi ama adam değildi. Sonradan musallat olmasın diye evli olduğunu söyledi, kalıbımı basarım.
Bazen Hayat, öykücülüğümüzün en genç kuşağının dikkat çekici yazarlarından Sine Ergün'ün ikinci kitabı. Ergün, kısa, yalın öyküler yazıyor. Bu öyküler, hayatın sıradan görünen yüzüne eğiliyor. Ama insanın içini kemiren, bir kez farkına varıldıktan sonra unutulamayan ayrıntılar yakalıyor orada...
Sine Ergün, 1982’de doğdu. Öykü, şiir, deneme ve çevirileri Notos, Kitap-lık, Sıcak Nal, Özgür Edebiyat, Sözcükler, Sınır, Ğ ve Patika dergileri ile çeşitli derlemelerde yer aldı. Yurt içi ve yurt dışı sergilere, sanatçı programlarına katıldı. İlk öykü kitabı Burası Tekin Değil’i (2010) Bazen Hayat (2012) izledi. Bazen Hayat isimli öykü kitabı, 2013 yılında Sait Faik Hikâye Armağanı'na layık görülmüştür.
Çok değerli yazar dostlarımın tavsiyesi ile okuduğum, "Sait Faik Hikaye Armağanı" ödüllü bir kitap "Bazen Hayat". İçinde son derece kısa olmasına rağmen kendini okutan, safi kelime kullanımı ile anlam yüklü akışkanlığa sahip her biri. Bir gün içinde bitti. Süs barındırmıyor ve kendileri için, kendilerince var oluyorlar. Sine Ergün'ün diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
oykuler cok kisa ve cok vurucuydu. sevdim. buradaki yorumlari okuyunca biraz sasirdim. oykulerin basi sonu yok yazilmis. klasik tarzda oykuler degil zaten, hikayenin giris gelisme ve sonucu olsun kaygisi yok. belirli bir kesiti almis yazar cogunda ve bana etkileyici geldi. asil bunu sevdim :)
kötü bir etgar keret kopyası çıktı kitap. kendi içinde değerlendirecek olursak ortalamanın üstünde hiç öykü yok, bu fena değilmiş dediğim de maksimum 3 öykü var. diğer kitabı nasıl bilmiyorum ama bu baya başarısız bir girişim olmuş. Seray Şahiner ile aynı kuşaktan olduğu için ona yakın bir şey bekledim ama maalesef.
bir öykünün illa bir başı, sonu olmak zorunda değil ama yarım sayfa bile olsa bir şey anlatmalı. bu kitapta bir şey anlatan öykü pek yok.
Sine Ergün, öykü evrenini alışılmışın dışında bir üslup ile kuruyor. İçinde fırtınalar kopan kahramanlar feryatlarını satır aralarına sıkıştırıp, sükunetle karşılıyor olanları. Bazen de dünyanın koşullarına ayak uydurup bir çıkmazda kayboluyorlar, kendileri bile fark etmeden ama okurun farkındalılığını arttırarak. Evet, Ergün’ün kahramanları susarak anlatıyor. Ve beni en çok bu etkiledi. Kısa öykülerindeki derinlikli anlatım yazarın en büyük başarısı bence.
Ödüllü bir kitap oluşu mu beklentimi yükseltti yoksa kitapyurdundaki güzel yorumlar mı bilmiyorum. Ama kitap neresinden tutarsam tutayım elimde kaldı. Birbirinden kısa, başı sonu belirsiz, küt diye biten öyküler... İçlerinden bir iki tanesi ancak bir yerlere dokunmayı başarabilmiş. İşin ilginci bu kitap Sait Faik Hikaye Armağanı almış. Jüri kitapta ne buldu da ben bulamadım inanın merak içerisindeyim.
Bazen Hayat, yazarın ilk eseri ‘burası tekin değil’ sonrası okuduğum ikinci eseri..Ancak bu öyküler daha bir sarmaladı beni, duygulandığım anlar kadar kırıklarımı da anımsadım, gülümsedim de..Özellikle son öykü Karanlıkta.. . Bazen hayat ismini içeriğindeki bir öyküden almıyor; ancak naif bir detay: ‘bazen ölüm’ adlı öykünün varlığı..
20 yıldır tek bir romanı başından sonuna okumamış Doğan Hızlan, edebiyatın teorik çukurunda kaybolmuş akademisyen Jale Parla, çok okuyup boş konuşan zevksiz Metin Celal, yirmi yıldır kendini yineleyen Hilmi Yavuz, Türk edebiyatında yeri belirsiz Nursel Duruel ve kötü öyküler yazan Gülsoy bu kitaba Sait Faik vermişler.
İsmini görünce merak etmiş, sait faik hikaye armağanı aldığını da görünce okumaya karar vermiştim. İsabetli olmuş. Kısacık öykülerle aileyi, iş hayatını, yalnızlığı, arkadaşlığı ve bir sürü başka şeyi, hayatı düşündürdü. Çok kısa, çok fazla öykü var kitapta, en çok hayatımın en güzel günü, neden ve ne için, dinleyici, kadınlar, önemli olan sevgi, bazen ölüm, trende ve söz ver'i sevdim. Yaşımın yakın olduğu yazarları okumayı ayrıca seviyorum, diğer kitaplarını da okuyacağım.
Iyi bir öykü okuyucusu değilim, genel olarak bir öykü kitabını iyi bulma kriterim kitabı kapattığım zaman hala beni etkileyen birkaç cümle duyumsamaktan ibaret. Ve bu kitap bunu bile başaramıyor.
Lisedeki günlüğüme yazdığım yarı hayali yarı gerçek öykücükler bile daha ilgi çekicidir emin olun.
Övgüyle söz edilen bir yazar olduğu için öyküleri şaşkınlıkla okudum ve bu amatör, klişe ve zayıf öykülerin basılmış olmasına inanamadım. Öyküye başlangıç seviyesinde çalışmalar.
Çoğu zaman sözcükleri olmayan, olsa da dile gelmeyen, gelemeyen… İçinizde bir yerlerde öylece duran… İşte onların hepsi ile Bazen Hayat’da karşılaşabilirsiniz.
Bu kitabı ile 2013'te Sait Faik hikaye armağanını kazan Sine Ergün gündelik hayatta ufak tespitlerden küçük hikayeler çıkarıyor. Genel anlamda kadın bakış açısı ile yazılan hikayelerde yalnızlık, hayat amaçları ele alınmış. Basit bir şekilde yazılmış olmasına rağmen hikayelerin kendi içerisinde zor anlaşılan bir durumu var. Düşünceleri anlatılan kişileri de dışarıdan anlatan bu tarz, hikayelerin verdiği mesajı gölgeliyor gibi. Farklı üslup yaratmak için okuyucuyu yorma yoluna gitmesi bir seçim tabii ki. Hikayelerde özgün bir yan göremedim, akıcı şekilde yazılması sayesinde bir günde bitirilebilecek bir tarzda. Genel anlamda ortalamanın üstü, gelecek vaat ediyor. Ancak çok daha iyi öykü yazarları mevcut. Tespit kasmaktan öte daha içe dokunması gerekiyor Sine Ergün'ün.
son zamanlarda giderek artan öykü ve hatta başı sonu belli olmayan öykü trendinden sıkıldığımı dile getirsem de bu kitabı sevdim. durgunluğunun içinde çokça duygunun yattığını ve alenen feminist öyküler barındırmasa da çok "kadınsı" bir sese sahip olduğunu düşünüyorum. belki de bu yüzden bir sayfalık öykülerinde bile fazlaca anlam ve his bulabildim. kitaptan hazzetmeyen bir sürü yorum da gördüm (ki her öykünün aynı derecede keyifli gelmediğini kabul ediyorum) ama kendisiyle ilk tanışmamda sine ergün'ü kendime yakın hissettiğimi söyleyebilirim
Bu kadar sıkıcı bir öykü kitabı nadiren denk geliyor gerçekten. Sait Faik ödülü jürisinin acilen degismesi lazım. Çok yanlış kitaplara veriyorlar ödülü. Sait Faik yaşasa bu kitapların hiçbirini okumazdi.
Hayat içindeki bazı karşılaşmalar gibi hissettirdi kimi öyküleri. Kitaptan beklentim, bir bankta otururken ve birini beklerken gün içinde bitsin-gitsin olduğu için keyif verdi. Ayrıca zaman ayırsam böyle düşünür müydüm bilmem, ancak başka bir kitabına rastlarsam alacağım kesin.
45 dakikada bitti. Muhtemelen Gen Z okurken sıkılmasın diye 1-2 sayfalık hikayelerden oluşuyor. Ankara'da geçen hikayelerden mi yoksa "Yoğurtlu Semizotu" hikayesinden mi bilmiyorum, sevdim.
Sine Ergün’ün ikinci kitabı olan “Bazen Hayat” ı D&R mağazalarının 7 TL kampanyası kapsamında almıştım. Ve çok memnun kaldığımı söylemem gerek. 2013 yılında “Sait Faik Hikaye Armağanı” ödülüne layık görmüş bu kitap, yazarın 2-3 en fazla 4-5 sayfalık öykülerinden oluşuyor. Neredeyse hepsi durum öyküsü olan öyküler bana okudukça Sait Faik’in öykülerini anımsatmadı değil. Kitapta bulunan yaklaşık 30 öykü arasında favorilerimi belirtmem gerekirse: “Karanlıkta”, “Barda”, “Sinek”, “Neden ve Ne İçin” ve “Bırakalım Ölsün” favorilerimdir. Eğer kısa hikaye okumayı seviyor ve bu türde yeni yazarlar arıyorsanız Sine Ergün’ün “Bazen Hayat” tam size göre.
Sine Ergün! Edebiyatımız Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam'ından sonra bir Aylak Kadın kazandı. Endişenin ve tedirginliğin yazarı o, söylediği halde söylenmeyenin, gösterdiği halde görünmeyenin yazarı. Sen yaz Sine, biz tüm endişelerini, karamsarlıklarını okuruz.
Tek bir konuda dikkatli olmak lazım. Pasajlar kısalıp dil yalınlaştıkça bazı öykülerin anlamı çok açık kalıyor ve verilmek istenen mesaj, olması gerektiğinden çok daha gevşiyor. Vurucu cümlelerle bitirmede gösterilen çaba, tüm öyküye yayılırsa anlam biraz daha toparlanır diye düşünüyorum.
Sine Ergün beni çok heyecanlandıran bir öykücü. İlk kitabı da hoşuma gitmişti ama bu kitapta bazı öyküler var ki nefesimi kesti. Yeni edebiyata yakışan bir tarzı var, kesik kesik, sert, kısa öyküler yazıyor. Herkese hitap etmeyeceği açık ama bana olduğu gibi size de denk gelirse, onu okuduğunuz için çok mutlu olabilirsiniz.
Kisa kisa oykulerden olusan kitap cok akici bir dille yazilmis ve bir de odul almis. Sonu acik biten hikayelerin hepsinde olmasa da mutlaka hayatinizdan parcalar bulacaksiniz. Hatta bazi kisimlarda dusunup gectiginiz seyleri kitaptada bulunca sasiracaksiniz.
“ne yeterince yetenekli ne zeki ne de guzel oldugunu soyluyor. artik, diyor, ne tarihin en iyi balerini olabilirim ne de ilki, bunun icin gereken yetenek yok bende. bunlar olmadikca hayatin doyurucu yani yok.”