Dört bir yandan gelen görüntülerde dünyayı tanıyamadığımız gibi, yüzümüzdeki maskeler yüzünden birbirimizi de tanıyamadık bir süre. Hatta yüz yüze gel(e)medik. Tam pandemiyle aramıza –sosyal– mesafe koymayı başardık galiba diye düşünürken, bambaşka “gerçeklikler” çarptı yüzümüze. Hiç gecikmeden hem de. Belki de ne ilk ne de son bu tuhaflıklar!
Bu derlemede farklı türlerdeki, farklı üsluplardaki, farklı bakış açılarına sahip öyküler “tuhaf” çatısı altında bir araya geldi. Tuhaflıkları biraz da okurlarına bağlı. Ne kadar normal kalınabildiğine...
Tuhaflıkların kurgularda sınırlı kalmasını dilesek, imkânsızı mı istemiş oluruz?
Ceyhan Usanmaz, Gökçe Gündüç, Hakan Bıçakcı, Işın Beril Tetik, Levent Şenyürek, Mehmet Berk Yaltırık, Meryem Gültabak, Onur Selamet
Kitap 84. sayfada ( Işın Beril Tetik’in müthiş hikayesinden sonra) bitiyor. Son iki öykü tamamen çöp. Son iki saçmayı okumazsanız kitabın güzel tesirinde kalabilirsiniz.
Birkaç atanamamış Palahniuk’un yapmacıklı işleri dışında öyküleri sevdim. Özellikle Meryem Gültabak, Işın Beril Tetik ve Mehmet Berk Yaltırık’ın hikayelerine bayıldım.
Benim için yarısı oldukça başarılı, yarısı ise beklentimin altında kalan öykülerden oluşan bir derleme oldu. Beğendiğim öyküler kitabı okumaya değer kılarken, beğenmediğim öyküler de derlemenin genel puanını aşağı çekti. Yine de Türkçe tuhaf kurgu örneklerini bir arada görmek ve farklı yazarların bu türe nasıl yaklaştığını gözlemlemek açısından ilgi çekici bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Türün sıkı takipçilerine tavsiye edebilirim, ancak bütün öykülerden aynı ölçüde keyif alamadım ne yazık ki.
Güzel bir seçki. Meryem Gültabak “Aynı” tüyleri diken diken edecek fazla aksiyonu olmayan, ama çok iyi bir hikaye. Beril Anıl Tetik yine iyi. Belki bir ya da iki hikaye biraz bayık olabilir, ama kitap iyi.
meryem gülbatak, ışın beril tekin ve onur selamet’in öykülerini beğendim. dünyanın çivisi ve siyah bir kalp de fena değildi bence sonlarını beğenmedim sadece.