Psikiyatri uzerine yazdigi cok sevilen kitaplarindan sonra, art arda yayimladigi romanlari ile edebiyat okurlarinin sevgisini kazanan Engin Gectan, dort yil aradan ve Turkiye'de yasanan sureclere uzmanlik alaninin perspektifinden bakan Zamane kitabindan sonra, yeni romani Mesela Saat Onda ile edebiyata dondu.Engin Gectan yine keskin bir zeki, mizahi ama sert bir elestirellik ve her seye ragmen korudugu bir iyimserlikle bu kez Istanbul'un muhtelif semtleri, zamanlari, kusaklari ve yasamlari arasinda geziyor, Beyhude'nin, Hamasettin'in, Hukumet'in, Karamela'nin, Karanfil'in, Macun'un, Muhtelif Rivayet'in, Otuz'un, omruguzel'in, Recel'in, Takiye'nin, Tango'nun... hikiyeleri uzerinden bize yine kendi hikiyemizi anlatiyor.Sayfa 280Baski 2015 Metis Yayincilik
Uzmanlık alanı psikiyatri olan Engin Geçtan 1975-1987 yılları arasında meslek dışı okuyucular tarafından da ilgiyle karşılanan dört kitap yazdı. Çok sayıda basım yapmış ve yapmakta olan, kendi bilimsel disipliniyle ilgili bu dörtlünün ardından (İnsan Olmak, Varoluşçu Psikiyatri, Normaldışı Davranışlar ve Psikanaliz ve Sonrası), psikiyatri alanının çerçevesinden çıkma isteği doğrultusunda roman-senaryo çalışmalarına başladı. Ankara ve İstanbul'daki dört üniversitede öğretim üyeliği yaptı ve psikoterapist olarak çalıştı.
"Tanımlanamaz bir boşluk. Zaten boşluk nasıl anlatılabilir ki? Kendini yok hissetmek de öyle. Dünyasında hiçbir insanın izi olmadığında insan kendini var hissedemez ki." (S.222) Mesela Saat Onda // Engin Geçtan
Rastlantılar, yol ayrımları, seçimler, seçtiğimizi bilmeksizin yapılan seçimler, korku. Bilinmezin korkusuyla görmezden gelinen olasılıklar ya da fırsatlar.... Evrenin bize sunduğu armağanlarda keşkelere yer yoktur ki!
Keskin bir zeka ve hoş bir mizahi üslupla yazılmış bu kitap için diyeceğim şey şudur: Bu kitap adeta canlı. Her karakter kitabın bir organı gibi. Her şey birbirine bağlı ve tüm bu karakterlere aynı damardan kan sevkiyatı yapılıyor. Kitabı çok sevdim. Engin Geçtan'ın ilk defa bir kitabını okuyorum ve şu ana kadar nasıl olup da gözden kaçırmışım kendime şaşırdım.
Tüyap'tan aldığım kitaplardan biriydi "Mesela Saat Onda" Engin Geçtan çok keyifli,samimi,kurgusu farklı ve hicvederken gülümseten bir roman yazmış.Hayatımızda herşey bir rastlantı mı,bunlar bizim seçimimiz mi dedirterek İstanbul'da geçen, isimleri ilginç karakterlerle süslemiş kitabı.Otuz Damacana,Hükümet,Karamela, Reçel,Tango ve diğerlerini merak ediyorsanız okuyun derim.
Uzun zamandır bu kadar beğendiğim bir kitap okumamıştım, öncelikle teşekkürler Engin Geçtan. Bazı kitapları okurken bizler de başkalarının okuduğu bir hikayenin kahramanı olmalıyız düşüncesi oluşur zihnimde. Ve bazen de okuduğum bir kitaptaki kahramanla karşılarım yolda yürürken…
Engin Geçtan her kitabında beni şaşırtıyor ve kendisine hayran bırakıyor. Bu kitap da çok sevdiğim birinden hediye olarak geldi, bu yüzden ayrı bir değeri var.
Karakterlerin kendi mesleki yaşamından karşılaştığı vakalardan oluştuğunu düşünüyorum. Bu sebeple sanırım karakterlerin kurgusu çok doyurucu olmuş. Okurken kendinizi ve hayatı sorgularken buluyorsunuz. Bir şekilde sizi de bir yerden yakalıyor.
Kelimelerle oynayışını çok eğlenceli buldum. Üslubuna ve kurgusuna da bayıldım. O kadar akıcıydı ki kitabı 2-3 oturuşta bitirdim.
bu aralar okumaya ihtiyacım olan tarzda kitaplardan biriydi fakat yine de 23 nisandaki depremden sonra okumaya başlamak bir tık talihsizlik oldu. farklı karakterlerin birbirine bağlanması ve görece karışık bir kurguya sahip olması hoşuma gitti.
Zamanında bir kitapseverin önerisiydi önce storytelde dinledim ve devamınıda e-kitap olarak bitirdim. Kitap acayip başladı ve acayip bir şekilde son buldu. İç içe giren roman ve bu romanın karakterleri garip şekillerde rast geliyor diyebilirim bu karakterler,tipik insan manzaralarımız... (karakter isimleri çok garip, yer adları arapçya benzetilmeye çalışılmış ) laik ve anti laik kesim olup aynı zamanda dine aykırı gizli yaşamları olan karakterler ders alınacak bir metin var mı hayır sadece şahsen bana yabancı gelmeyen tipler...
Hatta kitaptaki şu kısma net katıldım:
"Takiye okumakta olduğu kitabı düşündü, evet aslında yavan sayılırdı galiba. Kent merkezinde yaşayan birtakım insanlar debelenip duruyor, ama sanki hiçbir yere doğru hareket edemiyorlar. Hikayesizliklerin hikayesi. "
bu kitap herkese göre değil, kabul. hatta beğenmeme ve kalabalık karakterlerin arasında kaybolup yarısında kapağını kapatma ihtimaliniz daha yüksek gibi. ama ne yalan söyleyeyim, ben bayıldım. iç dünyası ve rüya gibi hayatları arasında gelip gittiğimiz karakterler, onların birbirinden farklı ama bir o kadar da birbirine bağlı zamanları, kurdukları ve kuramadıkları ilişkilerle hissettikleri... bir psikiyatr nasıl bir roman yazardı dersek herhalde cevap tam da bu olurdu. her karakteri birbirinden canlı, her anlatısında birkaç farklı katman daha saklı, eğlenceli ve matrak bir eser mesela saat onda
4,5 aslında puanım. Karakterlerin sürrealliiği, zaman kaymaları, inception gibi olan öykü içinde öykü durumu keyifliydi. Bazı yerlerde gereksiz karakterler ve fazla “zırvalama” geldiği noktalar gelişti bence. Özellikle final vurucuydu. Gerçekliğe yaklaştığımız, sorgulamaya giriştiğimiz güzel bir final geldi. Belki daha sade olsaydı bazı şeyler daha iyi ifade edilmiş hissettirirdi diye düşündüm sadece
Engin Geçtan’ın bu kitabında harika kurgu içinde 2 farklı zamanda, gerçek yaşamda her an karşılaşma olasılığınız olan karakterlere ilginç isimler vererek sürükleyici ve etkileyici bir eser sunmuş bizlere alttanalta bir psikiyatristin kişilik çözümlemelerini de hissediyorsunuz. İyiki okudum dediğim bir kitap.
Cok sevmek istedim. Ama olmadi. İlişki kuramadim. Isim secimlerinden kurguya kadar her sey rahatsiz etti. Engin Gectan’a olan sevgimi kenara koyarak da olsa size de hitap edemeyebilecegini soylemek isterim.
Karakter isimleri ve betimlemelerle mizahi eleştirel bir kitap yazmak istemiş Geçtan. Düşünce olarak güzel ama diğer kitaplarına göre oldukça yetersiz kalmış.
Yazar Engin Gençtan’ı ‘İnsan Olmak’ kitabıyla tanımıştım. Kitap sayesinde bir nevi kendimle de tanışmıştım. Tekrar tekrar okuduğum satırlar oldu. Kendimden, yaşadıklarımdan, sağımda solumda yaşananlardan izler buldum. Yazarı geç keşfettiğim için üzülmekle birlikte böyle bir değerin bizim coğrafyamızdan oluşuyla kendimce gururlandım. Açıkçası bu romanı okurkende adet olduğu üzere dram dolu bir hikaye üzerinden yaşam dersleri alacağımı düşünüyordum. İlk başlarda ben ne okuyorum hissiyatı sabırla ilerleyince doyum seviyesine ulaştı. Yazar, zor olanı başarmış komedi üzerinden kitabı kurgulamış. Karakterler üzerinden troller ve göndermelerle modern hayatla çağrışımlar yaptırıyor. ‘Püskevit’, ‘Hayatta Kal’ yarışması, ‘Şarkıcı Olay’ gibi bütün rollerin adları absurd. Ana teması bana net bir görüntü veremese de, parçadan bütüne geçmeyi seçtiğim için severek okudum.
Yapisal acidan ozgun, konusu ilgi cekici. Gectan'in entelektuel birikiminin guclu bir mizah anlayisiyla birlestigi eglenceli bir roman. Cok begendim. :)