Ilk basimi 1965'te yapilan "Temmuz Bildiri", bazi elestiricilerin de belirttikleri gibi, "Kavel" ile "Kizilirmak" arasinda bir gecittir. Kitabin yeni bir basiminin bugune dek yapilamamis olmasi, benim ihmalimin sonucudur. Bu basimda desen koymuyorum. Sayfa duzeninde bazi degisiklikler yapmakla yetindim. Bir de bazi siirlerde kucuk duzeltmeler yapmak ve noktalamadan yararlanmak zorunda kaldim. Siirlerin daha iyi anlasabilmesi ve kolay okunabilmesi icin sorunluydu. bu. oyle saniyorum ki, bu basim daha kusursuz ve doyurucu oldu.Baski 1993 Bilgi Yayinevi
HASAN HÜSEYİN (Korkmazgil), 1927'de Gürün'de doğdu. Adana Erkek Lisesi'ni, Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nde bitirdi (1950). Öğretmenliğinin ilk yılında TCK'nın 142. maddesine aykırı eylemlerden dolayı tutuklandı. Bu nedenle mesleğinden ayrılarak arzuhalcilik, tabela ressamlığı, düzelticilik yaptı. Uzun yıllar Akis dergisinde çalıştı. Taş, Karikatür, Yön, Akbaba dergilerinde Hüseyin Korkmazgil adıyla gülmece öyküleri yazdı. Forum dergisini çıkardı (1968-1970). 26 Şubat 1984'te Ankara'da vefat etti.
Ne kadar naif sözler ve bir o kadar kalıcılıkta usta… Her şiiri beni bendensin aldı son derece etkili şahane bir eser. Her bir şiir için farklı düşüncelerim oldu ve her bir şiir için ayrı heyecanlandım. Bu insanın karşısına çıkabilecek zor şeylerden biri. Dar bir şiir çerçevesinde bir çok şair aynı çerçevede şiir yazmaya çalışıyor, bu özgünlük her açıdan olağanüstü. Geçici olmayan şairlik budur. Bu şiir uzun yıllar inleyecek…
kimsenin görüp göstereceği yok yıkılmış bunak bir uygarlık düşünen başlar üstüne taşlar antikalaşır ölüler kutsallaşır da iğilen olmaz milyonların sürünen diriliğine kim bilecek kim duyacak kim anlayacak kim çocuk gözlerimize inatçı karalar oturduğunu çılgınca özlenen bir öpüşün ortayerinde
binlerce buçuk günü bir tek güne sığdırıp ölmek akan yıldız gibi gelip geçmek bir günde yüreğim benim koca motor yabangülü hasan hüseyin vızgelir bundan ötesi
“sen geldin badem çiçek açar gibi geldin, düşte sever gibi geldin ey kavgabiçim yepyeni bir düzendi gelişin, yoluna baş koyduğum eskidi birden kentler, eskidi gökyüzünün çok uzaklığı, ülkemdin eskidi hep öldü bakkal, öldü bakkalbiçim, öldü bakkalbiçim aşk bu senin gözlerindi ey benim ülkem - arlar oynaşan içinde bu senin duruşundu ey kavgabiçim - en haklı silah güzelliğince güneş gibi acımasız, toprak gibi unutkan, tohum gibi umutlu sen geldin ey benim özlemim ülkem, kadınım devrimbiçimim yıkıldı ölülerin öğle sonu sarılıklar”