"Lermontov'un şiirlerinde ağır bir baskı ortamında bunalan insanın çıkışsızlığı, vaktinden önce olgunlaşmış olmanın acıları, toplumun dışına atılış, geçmişin boşluğu ve gelecekte de bir kurtuluş umudu görememe en çok işlenen temalardır. Byron etkilerini kuvvetle taşıyan ilk şiirlerinde bu temalar, soyut ve bireyseldir. "Bir Türk'ün Yakınmaları" adlı şiirinde, şairi bunaltan toplumsal ortam somut olarak betimlenmekle birlikte, "Dua", "Dostlara" vs. başlıklarını taşıyan şiirlerinin kahramanı, soyut bir yaşama susuzluğuyla kıvranan, acı çekmekten zevk alan, toplumu hor gören, gururlu Byron kişisidir. Fakat yine ilk dönem şiirlerinden olan "Yelkenli", Lermontov'un şiirinde bir aşamadır." - Ataol Behramoğlu
1814-1841 yılları arasında yaşamış olan ünlü Rus şairi Mihail Yurteviç Lermontov'un kısacık ömrüne sığdırdığı yapıtları arasından onun şiirini en yi yansıtan örnekleri çevirmek için seçerken Ataol Behramoğlu'nun vezin, uyak, ses uyumu ve vurgu özelliklerini elden geldiğince uygunlukla dilimize aktarmaya çalışması bu derlemeye ayrı bir değer katıyor.
Mikhail Yuryevich Lermontov (Михаил Юрьевич Лермонтов), a Russian Romantic writer, poet and painter, sometimes called "the poet of the Caucasus", was the most important Russian poet after Alexander Pushkin's death. His influence on later Russian literature is still felt in modern times, not only through his poetry, but also by his prose.
Lermontov died in a duel like his great predecessor poet, Aleksander Pushkin.
Even more so tragically strange (if not to say fatalistic) that both poets described in their major works fatal duel outcomes, in which the main characters (Onegin and Pechorin) were coming out victorious.
Lirik şiirden romantik şiire geçişi simgeleyen Lermontov'un seçme şiirlerini ve manzumelerini barındıran Hasan Ali Yücel Dizisi'nin "Hançer - Seçme Şiir ve Manzumeler" toplaması her ne kadar gerektiği kadar kapsamlı bir eser olamasa da yazarı okuyucuya harika bir şekilde tanıtmayı başarması nedeniyle göz atılmaya değer bir kitap. Başarılı çevirisiyle rahatlıkla okunan eserin özellikle ilk bölümdeki etkili kişisel şiirleri ("Şairin Ölümü", "Hem Sıkıntı Hem Hüzün" ve "Hayır, Byron Değil Başka Biriyim Ben") Lermontov'un ne kadar büyük bir şair olduğunu kanıtlar nitelikte. İkinci kısımdaki "İblis" ve "Mtsıri"yle Puşkin'in izinden giden yazarın bu ağdalı bir dille yazılmış manzumeleri de bir o kadar ilgi çekici; fakat buna rağmen kitabın kısa bir toplama oluşu ne yazık ki eserin en büyük zaafı.
Kitabın ilk yarısı Lermontovun şeirlərindən, ikinci yarısı isə iki mənzuməsindən ibarətdir. Mənzumələr qismini çox sevə bilmədim. Amma şeirlər..... Bəlkə də, indiyə qədər oxuduğum, eşitdiyim, hiss etdiyim hər şeydən çox təsir etdi mənə. 1-2 misrası ilə məni göz yaşlarına boğur, elə kitabın adı kimi sanki qəlbimə " xəncər " saplayırdı. Lermontov, kaş ki daha çox yazardın🖤
Yer yer pastoral, yer yer romantik ama Puşkin'e ağıt yaktığı Şairin Ölümü'nde olduğu gibi çokça eleştirel. Sıkmadan huzurlu bir okuma. Kafkasya sevdası her mısrada bir yerlerde, bazen yüzeye çok yakın bazen de görünür.
Puşkin'in veliahtı. O kadar güzeldi ki, okurken kendimi epik ve lirik bir dünyada buldum, hele ki İblis şiiri, sayfalarca sürüyor, bitmesin istiyorum. Yeni bir Rus'a daha hayran oldum: Lermontov
____Kitaplardaki alt çizme aracım Stabilo Luminator portakal rengi. Fiyatı 35 tl; sağlam kazık yani. Yöntemim romanlarda satırların altını çizmek ve bu satırların bulunduğu sayfanın üst köşesini kalemle işaretlemek. Çok kısa öykü ve şiirlerde ise beğendiğim şiirin sadece başlangıç sayfasının sağ ya da sol üst köşesini bu forsforlu kalemle boyamak. Kitabı elinize alınca yukardan hangi sayfalar işaretlenmiş hemen anlaşılıyor. Tıraşı kesip bu kitaba gelirsek, ilk önce elime aldım fosforluyu ama her şiiri işaretlemek gerekince anlamını yitirdi. Bu yüzden bıraktım ben de. Tamamen müthiş şiirlerle dolu bir kitap. Anlatmam zor. Ayrıca çevirmen de, o eski meseleyi, şiirin çeviride kaybolmasını en aza indirmeyi başarmış sanırım. Kesinlikle alın okuyun.
____Kitabı bitirmeden yazdığım yukarıdaki yorumlara eklemem gereken bir şey var. Kitabın ikinci kısmı sayılacak bir bölümünde iki tane şiir-düzyazı gibi iki manzume var. İkisi de birbirinden dandik ve sıkıcı, cidden çekilmez bir şey. Şiirler iyi ama bu manzuma denen zırvalar berbat. Onları hiç katmıyorum. Bana güvenin, doğrudan atlayın, bir şey kaybetmezsiniz.