Jump to ratings and reviews
Rate this book

Pencere'DEN

Rate this book
Kendisinden başka hiç kimseyi, kendi kemiklerinden başka hiçbir şeyi kıramayan Ayhan’ın hikayesi Güray Süngü’nün sıra dışı üslubuyla okurlarını yalnızlık ve incelik üzerine düşünmeye davet ediyor.

Siz de okudunuz mu üniversitede. Benim en zorlu dönemecimdi belki orası, hiç dönemediğim bütün hepsi içinde. Orayı da dönemedim de dönmüş gibi yaptım. Diplomada sadece mezuniyet derecesinin yazması ne hoş değil mi, beş senenin özeti niyetine. Etrafımdakiler çocuk olmadığı ve çocuk safiyetine sahip olmadığı için ve ben de çocuk olmadığım ve her şeye rağmen çocuk safiyetine sahip olmadığım için tam anlamıyla korkunç yıllardı diyebilirim. Bu kadar çok var olup da görünmez olunabilecek başka bir zemin var mıdır sizce? Numaralarla fişlenip, öğrenci numarası, sınıf numarası, sınav numarası, grup numarası, tez numarası, bu kadar çok gizli kalabilmek, yokmuş gibi yaşayabilmek, binlerceden bir tane olup binlerceyi oluşturan binlerce bir değilmiş gibi olabilmek. Anlatmazsam kızmazsınız değil mi, ama üzerinize alınmayın lütfen, tamamen benimle ilgili bir mesele, yoksa size anlatmaz mıyım hiç, insanın aklı tamamen başındayken çektiği gerçek acıyı tarif edebilecek kelimeleri bulamamaktan korkuyorum da. Üzgünüm, isterseniz çok özel bulduğunuz detayları siz de anmayın. Görüyorsunuz ya insan kendisine karşı bile yabancılıktan kurtulamıyor kimi zaman. Öyle bir zaman…

207 pages, Paperback

First published January 1, 2012

1 person is currently reading
19 people want to read

About the author

Güray Süngü

24 books35 followers
Güray Süngü, 1976, Kadırga, İstanbul doğumlu öykü ve roman yazarı. İlk eserlerini Hece Edebiyat Dergisi'nde yayınlamıştır. Sonraki yıllar Hece Öykü, Aykırı Edebiyat, Vivo Edebiyat, Kaçak Yayın, E-Edebiyat, Özgür Edebiyat, Ada ve İtibar dergilerinde de kısa öyküler yazmıştır. Öykülerinde en çok ölüm, yalnızlık ve yabancılaşma temalarını işlemektedir. Zihin bölünmeleri ile gelişen kurmaca metinleri tercih etmektedir. İlk romanı "Dördüncü Tekil Şahıs" 2006 yılında yayınlanmıştır. İkinci romanı "Pencereden" aynı yıl okuruyla buluşmuştur. Güray Süngü Düş Kesiği adlı üçüncü romanını 2010 yılında yayınlamış, Düş Kesiği "Oğuz Atay roman ödülü"nü kazanmıştır. Yazarın ilk öykü kitabı "Deli Gömleği" 2010 yılında yayınlanmıştır. Yazarın 2011 yılında yayınlanan dördüncü romanı "Kış Bahçesi" 2011 Türkiye Yazarlar Birliği roman ödülüne değer görülmüştür. Güray Süngü 2012 yılında "Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi" adlı ikinci öykü kitabını yayınlamıştır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
12 (33%)
4 stars
17 (47%)
3 stars
6 (16%)
2 stars
0 (0%)
1 star
1 (2%)
Displaying 1 - 6 of 6 reviews
Profile Image for Carduelis.
218 reviews
October 21, 2025
"Umut, kaçıncı kaburga kemiğinde tükenir. Ne kadar inceldiğinde tükenir, hangi incelik kırılma anını başlatır. Ki sen ne kadar incesindir de kırıldığını bile susarsın, diyemezsin, içine doğru bakarsın. Umut yalnızlığın ilacıdır da, ne zamana kadar. Ne kadar yalnızlığın ilacıdır, yalnızlığın ne kadarının ilacıdır, yalnızlığın kaçıncı evresinde tüketir kendisini, hem de seni? Cevapları bulmuştum. Benimle ilgili değildi. Bana özel değildi. Benim bir suçum yoktu. Ama yapabileceğim bir şey de yoktu. Umut, hakiki karanlığın hâkim olduğu hiçbir yerde yoktu."syf60

Güray Süngü'den okuduğum ikinci kitap- ilk roman. Pencereden bir yalnızlık - suskunluk romanı. Romanın karakteri Ayhan için yalnızlık bir durum değil; insanın içinde sessizce yerleşmiş, kendine ait bir mekân gibi. Ayhan cevapsız kalan çocukluk yankılarıyla, sağlık sorunlarıyla susmayı "öğrenmiş" bir adam ve sığınağında kendiyle konuşuyor kitap boyunca. Pencere ise kaybolmuş bu ruhun, çekildiği kendi kabuğunun içinden dışarıya baktığı yer.
Kitabın en beğendiğim yanı, sıradan hareketleri ve günlük olayları basit gibi görünen cümlelerle anlatırken, sizde de bir iç patlamasına dönüşebilecek kadar karakterin hislerini verebilmesi oldu. Ama bu hisler, diğer okuduğum kitabı Deli Gömleği'nde olduğu gibi karanlık, burada da intihar teması var. Farklı bir kalemi var yazarın - kısa, kesik cümleleriyle şiirsel bir çağrışım yaratıyor. Beğendim aslında ama, ilk girişte verdiği o çarpıcı his devam sorunu yaşadı, özellikle sonuyla.

Herkese keyifli okumalar.


Yalnızlık kati.

Başka bir şekli yok hayatın, bu işte. Ummak gereksiz bir iyimserlik. Belki de son hayal kırıklığımızı sakladık cebimizde bir yerlere. Yine de o kadar çok hayal kırıklığı var ki bizi bekleyen. Olsun... syf7

Pencereler kapalı, yağmuru sevmiyorlar, yağmurdan çekiniyorlar. Yüzü ıslak. Çocuklar çıkmıyordu ne zamandır sokağa. Onları bekliyordu. Çocukların sokağa çıkmasını bekliyordu. Uzun sürecekti. Zaten uzun sürüyordu, her şey. Bitmek bilmiyordu. Yeniden yapamazdı. Beklemek zorundaydı. Gelene kadar. Gelecekti elbet. Her canlı bir gün ölümü tadacaktı. Çocukları bekliyordu bu yüzden, onların oyunlarını seyrederken hızlı geçiyordu zaman. Çocukların oyunlarını izlerken, kendisinin hiç oynamadığı oyunları sey-rederken ve onların oyunları bittiğinde, her oyunun zamanı geldiğinde biteceğine biraz daha inanarak, bu inançla bekle-meye devam ederek... Üşüme... Sakın korkma...syf172

Mutsuz insanlar yürürmüş çok. Kendi içinde dolaşırmış insan yürürken. Bir de çok mutlu insanlar yürürmüş. İçinde bulunulan mutluluğun tüm zerrelerine kadar varabilmek yürümekle mümkün olurmuş. Sadece yürümekle değil tabii ama yürümekle de mümkün olurmuş. syf22

dikti gözlerini balkonun açık kapısına, hafif hafif salınan perdeye. Huzur eskiyordu sarıldıkça, saldırdıkça. Sakin durmayı becerebilirsen sahip oluyordun ona. Karşısında. Huzurun karşısında. Yaşamın kuytusunda. Başını yasladı geriye, gözleri tavanda durdu. Derin birkaç nefes aldı gözlerini kapatıp.syf32

Belli bir yaşa kadar çocuk hep aynı cümleyi kurar.
"Benim ... var."
Aradaki kelime değişir, değişir, değişir. Oysa çocukların sahip olmaya değil sahip olunmaya ihtiyacı yok mudur?

"Benim üstüne titrediğim kocaman bir yalnızlığım var."syf35

Yorgundu. Başı ağrıyordu. Eve gidip uyumak istemiyordu buna rağmen. Oturup kitap okumak istiyordu. Değerli işlerle harcamak ömrü. Ama mümkünü yoktu. Manası da yoktu. Hiçbir şeyin. Sarhoş edici bir yorgunluğa ve yalnızlığa sebepti bu.
"Kocamustafapaşa'ya," dedi taksiciye.
"Lütfen."
Taksicinin gözlükleri yoktu. Dikiz aynasında bir bebek resmi vardı. Marlboro sigarası içiyordu. Başını cama yasladı, dışarıyı seyretti yol boyunca.
Zeval. Ziyan. Zahir.syf68

Aslında bizim için sorun değildi ama insanlar için sorundu. Ama insanlar için sorun olması da sorun değildi bizim için. Muhatabımız değillerdi. Biz yalnızdık, hiçbir insan yalnız bir adamın muhatabı olamazdı. Zira yalnızlığımız sanıldığı gibi insanlar sebebiyle değildi. Bize yaklaşmadıkları, bizi garipsedikleri için değildi.Hatta belki biz öyle yalnızdık ki, o yüzden gariptik ve insanlar bize garip olduğumuz için yaklaşmazken farkında bile değillerdi yalnızlığımızın onlarla ilgisi olmadığının.syf74

Yorgun değildi, hasta değildi, bu sabaha özgü bir rahatsızlığı mevzubahis değildi ama yerinden kıpırdayamıyor, öylece duruyordu. Umudunu mu kaybetmişti? O yüzden mi öylece oturuyordu? Umut... Umutlu değildi zaten. Umutlu değildi demek umutsuzdu demek de değil. Aslında umutluydu. Başka nasıl açıklanır? Aslında düşünmüyordu ve isim koymuyordu, zira belki umut taşıdığı için peşine düş-müştü şimdiye dek, ama umut denince... Eğer umutluysa, bu iyi şeyler umduğundan değildi. Bir karşılık bulmak içindekilere belki, yahut içindeki bir karşılığa ortak bulmak, paylaşmak onu, görmek, almak, benzerlik nedeniyle yalnızlığı öldürmek kendinde. Bunlar ne tuhaf sözlerdi, iyimserlik, beklentiler.. Yapacak hiçbir şey yok, o hâlde hiçbir şey yapılmadan, oturulacak mı, değil, kalkılacak, dolaşılacak. Değil mi, önemli olmasa da bazı eylemlerde bulunulacak. Değil mi? Çayını koy, bardağını yıka. Anlamaya çalışmak dese, kime dese, kimseye diyemezdi, diyecek olsa da söylenmezdi, zaten anlamaya çalışmak da değildi. Hayatının kendi kendisine almış olduğu şekil itibarıyla kaçınılmazdı şu an yaptıkları, açık olan buydu, doğaldı, tabiiydi. Neye tutunmaya çalıştığını bilmiyordu, bilmezdi çoğunlukla insan bunu. Deneyeceğini biliyordu yalnızca, yine üzerine düşeni yapacağını biliyordu.syf90

Gerçek gözlerinin önündeydi görmek ister-se. İçindeyizdir gerçeğin, o yüzden göremeyiz çoğu zaman. Karşımızda değildir, bizi kapsamaktadır. O yüzden derinlik ve olgunluk gerekir ya, görmek için. Susuyoruz. Bakıyoruz. Oda alacakaranlıktı. Dışarıda aydınlıktı hava ancak perdeler kapalıydı, ışığı kesiyordu, gün ışığını. Odası derli toplu, her köşeye sinmiş yalnızlık neyin nesi? Tebessüm etti, garipsemek; sözleri, düşünceleri nedeniyle hüzünlenmek; hüznüyle kendisini şımartmak; ve tüm bunlardan sıkılmak da dâhil, her şeye yabancılaşıyordu. Bak ama göreme, gör ama tanımlaya-ma. Hakikatlerin basit ve küçük duyguları yüceltmek gibi birişlevi olduğunu mu sanıyorsun Ayhan? Sanmıyorsun. Aksine, onları yadsıyorsun bile bir bakıma... Yadsımak...syf136
Profile Image for Beybeyzaa.
27 reviews
June 18, 2024
Fazla ciddiye alıp uzunca yorumlayacağım.
Ben hafif Tehlikeli Oyunlar hissiyatı aldım bu kitaptan ama böyle başlamak da kendi şahsına münhasır olan bu kitaba hakaret de sayılabilir. Karakter fazlasıyla gerçekti, fazlasıyla sıradışıydı (evet ikisi de aynı anda). O kadar iyi anlatılmıştı ki yalnızlaşma hissi. Bir o kadar da tuhaftı.

Karakteri çok fazla anlamama rağmen karakterin herkesi fazla biliyormuş tavrından nefret ettim. Herkesi kendi bakış açısıyla yorumlayıp küçümsüyor ve bunu diğer kişiye atfediyor küçümsemeyi...
Profile Image for Emre Ergin.
Author 10 books83 followers
July 20, 2015
Rüstem bey kimlik sorunları yaşıyor. Yahut iki başlı bir dev. Diğer başın adı Nusret.

Ayhan Beyi çok sevdim. Pek kibar. Karşılaşsak ona siz derdim.

Kitaptaki gerilimlerin pek çoğu kadınlar aracılığıyla kurulmuş. Zeynep, Ebru, Nazlı, Özlem, Nermin. Hüsnüzan ile yaklaşırsak yalnızlık vurgusu filan. Objektif yaklaşırsak, cinsel gerilimden faydalanma var. Diyalogların çetrefilleşmemesi için biri hariç bütün diyalogların teke tek ve başbaşa olduğu hatırlanırsa zemin hızlı okunmaya müsait :) Şaka bir yana kitabın hızlı okunan bir durağanlığı var. Akıcı bir durağanlık mı diyelim. 4-5 kelimelik cümlelerin etkisi büyük bunda.

Spoiler vermeden finale dair bir şey söylemem zor. Ben beğendim. Daha şatafatlı olabilirdi. Ama o zaman bir kez okunurdu. Şimdi tekrar edilebilir.
Profile Image for Burak Uzun.
195 reviews72 followers
December 13, 2016
Bol ödüllü yazarlara hep temkinli yaklaşırım ama Güray Süngü'yü ne zaman okusam, aldığı ödüllerin yetersiz olduğunu, hatta Süngü sayesinde o ödüllerin kıymet kazandığını düşünürüm. "pencere'DEN"; yalnız, kibar, dünyaya alışamamış ve bütün bu özelliklerinden ötürü toplum tarafından ötekileştirilmiş bir insanın korkarak gerçekleştirdiği arayışının hikayesi. Okumam boyunca, içinde geçen monologların aslında benim de içimden geçtiğini düşünmeden edemedim.
Profile Image for Sevda Sen.
127 reviews
December 4, 2023
Güray Süngü favori yazarlarım arasına girdi okuduğum ikinci kitabıyla. Sayıklar bir dilde’ye zaten bayılmıştım bu kitabı ayrı sevdim. Yeniden okumak istiyorum yeni bitirdim ama durup durup okuyasım gelir. Çok güzel. Melankolik bir hissi var belki öyle bir dönemdeyim ya da zaten melankoli severim diye tam bana hitap etti. Ayhan karakterinin yalnızlığı, herkese karşı uzaklığı, mesafeli duruşu, yabancılaşmasını kendime çok yakın hissettim. İç monologlar, anlatım şekli bana biraz tutunamayanları anımsattı. Çok sevdim. bu kadar mı güzel olur. Tüm kitaplarını okumalıyım, yazarın bir söyleşisini izleyince kendisini de pek sevdim zaten. Bence siz de okuyun bunu veya herhangi birini
Displaying 1 - 6 of 6 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.