Edebiyat?m?z?n hiç eskimeyen yazarlar?ndan Orhan Kemal'in 1958 y?l?nda Sait Faik Hikye Arma?an? alan Karde? Pay? adl? oykusunun de yer ald??? bu kitap, romanc?l???yla one ç?kan bu usta kalemin asl?nda ne kadar onemli bir oykucu oldu?unun alt?n? çiziyor. Orhan Kemal'in ayd?nl?k ve umutlu evrenine girmek isteyenler için en iyi kitaplardan biri Karde? Pay?...Orhan Kemal'in kitaplar? bir okurun hayatta rastlayabilece?i o çok nadir hazineler aras?nda yer al?r. Çok az yazar okurunun dunyas?nda onun kadar iz b?rak?r, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserli?i yeniden kazanmam?z için yol gosterir bize. Edebiyat?m?z?n en de?erli ustalar?ndan biri olan Orhan Kemal'in kitaplar?n? yay?mlamaktan onur duyuyoruz.
Orhan Kemal, (Mehmet Raşit Öğütçü) writer of short stories and novels was born in Adana in 1914 and died in Sofia in 1970. His father, Abdülkadir Kemali, was an MP from Kastamonu during the first term parliament of the Turkish Republic. Abdülkadir Kemali, a lawyer by profession, established The Ahali Party which was dissolved causing its founder to have to flee to Syria. In order to accompany his father, Orhan Kemal had to miss his final year of secondary school. Orhan Kemal stayed in Syria for a year, returning to Adana in 1932. He worked as a laborer, weaver and clerk in cotton gin mills. During his military service he was sentenced to 5 years imprisonment for his political opinions. Bursa prison became a turning point in his life and art work as he met Nazım Hikmet who greatly influenced him. On his release in 1943, Orhan Kemal, moved to Istanbul (1951), where he worked as a labourer, a vegetable transporter and then as a clerk for the Tuberculosis Foundation.From 1950 onwards he tried to live upon the income gained from writing. Orhan Kemal died in Bulgaria. His body was returned to Turkey and buried in Zincirlikuyu cemetery.
Kemal’s first poem was published in Yedigün under the name of Raşit Kemal (Duvarlar 25.04.1939) Further poems written under the same pen name are Yedigün and Yeni Mecmua 1940. On meeting Nazım Hikmet, Kemal wrote under the name of “Orhan Raşit” (Yeni Edebiyat 1941) Impressed by Nazım Hikmet, Kemal concentrated on stories as opposed to poems. His first story, “Bir Yılbaşı Macerası”, being published in 1941. In 1942 he adopted the name Orhan Kemal when writing stories and poems in Yürüyüş. He found fame through stories in Varlık in 1944, his first collection of short stories “Ekmek Kavgası”, and first novel “Baba Evi”, was published in 1949. Early works depicted characters form the immigrant quarters of Adana Kemal described the social structure, worker employer relationships and the daily struggles of petty people from industrialised Turkey. He aimed to present an optimistic view through the heros of his stories. He never changed his simple exposition and thus became one of the most skilful names of Turkish stories and novels. He also wrote film scripts and a play called “İspinozlar”. Dramatisations have been made of “72.Koğuş”, “Murtaza”, “Eskici Dükkanı”, “Kardeş Payı”. After his death a novel award was arranged in his name (1971).
“Kırmızı Mantolu Kadın” adlı hikayesinin içinde “Tok karnına namustan, şereften, insanlıktan bahsetmek kolay! Karnımı doyurabilmek için insanlığımı harcıyorum, görmüyor musun?” diye iki cümle barındıran öykü kitabıdır. İçerisinde yer alan tüm hikayeler güzeldir, özeldir, hayattır, en boynu büküğünden insandır; sizi kah gülümsetir, kah hüzünlendirir Orhan Kemal’in kahramanları. İstanbul’un kenar mahallelerini, Çukurova’nın gökyüzünü, Siverekli hamalı, öksüz Necati’yi, Bobi Şinasi’yi, garson Rıza’yı, hele Vamık’ları, kah güzeli, kah çirkini, endişeli anaları, gaileli bir sürü insanın hayatını, eve ekmek götürmenin telaşını, götürememenin perişanlığını, etini satmanın utancını taşır içinde. Benim de en sevdiğim yazarımızdır züppelikten fırsat bulup da, değerini çok geç anladığım.
“Unutulmak! İstemiyordu, unutulmayı istemiyordu. Bu masmavi gök, bu ağaçlar, bu taksi, bu otobüsler, cıvıl cıvıl insanlar... Patlıcan dolmaları, börekler, Çerkeztavukları, karısı, kırk yıllık karısı, kulağının ardında bir sap karanfiliyle Şopar ocakçı, kahve. Gençliği, orta yaşlılığından bir şeyler saklı bu kahveyi hiçbir zaman gelip görmemek üzere bırakmak istemiyordu.” Büyükbaba
*Kardeş Payı : 1958 Sait Faik Hikaye Armağanı verilen öykü. Depocu, hamalbaşı ve hamallar, *Yeni Şoför : Tüccar, şoför ve şoför muavini *Kuduz: Karı-koca, kedinin tırmaladığı çocuk *Necati: Kitap tutkunu mahpus *Çocuk: İşportacı çocuk ve bir sübyancı *Eczanedeki Kız: Eczacı kalfası kız, peşindeki haytalar, işsiz sevgili *Aslan Tomson: İşportacı çocuk *Çirkin : irkin kız ve anası *Kadın Parmağı : Ev sahibi, kiracı komşular *İzin Günü (Peçete) : Garson ve ailesi *Üç Arkadaş : Anneleri temizliğe giden üç çocuk *Büyükbaba: Oğlundan, kızından, gelininden, damadından mustarip yaşlı adam *Kırmızı Mantolu Kadın: Karısına orospuluk yaptıran pezevenk *Korku: Ailesini geçindirme derdindeki ambarcı ve avantacı bir sahtekar *Pırıl Pırıl: Karısını satan bir pezevenk, atomdan, elektrondan, nötrondan konuşan mahalleli çocuklar *İstidacı : İş kazasına uğramış bir işçi, karısı ve istidacı *Motorda: Bir akşam motorunda sıradan insanlar *Kenar Mahalle: Bakkalın karısı, kesekağıdı toptancısının karısı, şoförün karısı
Yıkıntı evleri, döküntü kıyafetleri, nasırları, sıradan umutları, hayalleri, tutkuları, korkuları ve erdemleriyle kanlı canlı, sıradan insanlar. Orhan Kemal'e okuduğum her kitabında hayranlığım artıyor.
Müstear ismiyle tanıdığımız Orhan Kemal, yaşanmışlıkları aktardığı bu eserinde toplumsal gerçekçi olan diğer çağdaşları Yaşar Kemal ve Fakir Baykurt gibi alelade insanların gündelik hayatlarından kesitler aktarıyor. O günlerden bugünlere imkanlar arttı, ya insanlar? Brüksel-İstanbul uçağında başladım okumaya yolu ortaladığımızda zaten bitmişti. Keyifle geçiyor zaman böyle kitaplarla beraberken.
Orhan Kemal yine karakterinin ve müthiş gözlem yeteneğini konuşturduğu bu öyküleriyle tek bir ifade ile “esaslı öyküler” çiziyor. Dialoglar ve olaylar o kadar gerçek gibi, bir öyküsünde işten atılan karakteri ile birlikte boş bakışlarla kahvehanede başka bir öyküsünde bir anda parasız kalan işçiler ile birlikte soğuk kaldırımlarda ama hep onunla birlikte dolaşıyorsunuz. Bu müthiş bir anlatıcılık mucizesi değil de nedir? İnsana dair sıradan olaylarla örgülü öykülerinden inanılmaz, sıra dışı ve gönülden samimi anlatımının akışında kaybolma. En çok kuduz, Necati ve pırıl pırıl dan etkilendim.
Toplumu, toplumsal algıları her zaman bize çok iyi yansıtan biri oldu Orhan Kemal... Bu kitap içinde de kısa öykülerinde bol bol anlam aramakta fayda var.
✍🏻Asıl adı Mehmet Raşit Öğüncü olup hepimizin Orhan Kemal olarak tanıdığı ünlü yazarın 1957 baskılı olan Kardeş Payı isimli öykü kitabı, 1958 Sait Faik Hikaye Armağanını alarak büyük beğeni toplamıştır. ✍🏻Orhan Kemal kitaplarında yaşamın içindeki, sokaktaki kahramanları anlatır. Bu kahramanlar karınlarını doyurma mücadalesi veren, sönük dış görünüşlerinin altında, çalışma sevgisiyle,umutlarıyla dolu olan, aynı zamanda cesur olan işçilerdir. ✍🏻”Çocuk” isimli öyküsünde, İstiklal caddesinde boynuna kınnapla geçirili küçücük işportasıyla çalışmak zorunda olan çocuğu, “Eczanedeki Kız” öyküsünde sırtında hep o soluk kurşuni mantosuyla, kıvır kıvır saçlarıyla bir genç kızın hayat mücadelesini okursunuz. ✍🏻Orhan Kemal diğer çoğu yazar gibi kitaplarını fildişi kulesinden değil, kahramanları gibi biri olarak, bu hayatın içinden yazmıştır. Çırçır fabrikalarında işçilik, dokumacılık ve ambar memurluğu yapmıştır. Öyle kareler tezahür eder ki olayların sizin önünüzde canlandığını farkedersiniz. Bunun en güzel örneği “Bereketli Topraklar Üzerinde” isimli kitabında mevsimlik işçilerin sessiz bir öfke ile katlandıkları kaderlerinin anlatıldığı sayfalardır. ✍🏻Ayrıca Orhan Kemal, 1940 yılında tutuklandığı dönem Bursa Cezaevi’nde Nazım Hikmet ile tanışmıştır. İkilinin bu dönem çekilmiş bir fotoğrafını da ekliyorum. Orhan Kemal’in bulunduğu hapishaneye Nazım Hikmet’in geleceğinin haberini aldıklarında, sevinçten çocuklar gibi ellerini çırptıklarını anlattığı, tanışma röportajını da okumanızı tavsiye ederim.
İçinde 18 tane güzel ve kısacık öyküler bulunan hepimizi yani halkımızın içindeki insanları birer birer anlatan ve hikayelerinde ki kaliteli ve anlaşılır üslubuyla nadide kitaplardan birisi