"Hariciyeciler,” Osmanlı’nın son döneminde, askerlerle birlikte, İmparatorluğun çöküşünü önleyebileceği düşünülen ayrıcalıklı bürokrat sınıfı konumuna gelmişlerdi. Cumhuriyet döneminde de bu ayrıcalıklı konum devam etti. Zira diplomatlar, hem yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin Avrupa devletler sisteminde eşit ve egemen bir devlet olarak yer alma misyonunun, hem de ülkedeki modernleşme sürecinin önde gelen taşıyıcıları ve temsilcileri sayıldılar.
Müzeyyen Ezel Ünal, erken cumhuriyet dönemi diplomatlarının bu misyon içindeki karakteristiklerini inceliyor. Batılı eğitim almış, iyi yabancı dil bilen, Mustafa Kemal’in ve yakın çevresinin güvenini kazanmış kişilerden oluşan bu zümrenin mesleki ideolojisinin ve habitus’unun oluşumunu ve kendi içindeki gruplaşmalarını görüyoruz. Yeni Türkiye’nin modern kadınının dış dünya gözündeki temsilcileri olma misyonunun yüklendiği “sefireleri,” yani büyükelçi hanımlarını da ihmal etmeden...
Cumhuriyetin Diplomatı Olmak, bir prosopografi, yani kolektif biyografi anlatısı içinde erken Cumhuriyet döneminin birçok ünlü şahsiyetinin portre eskizlerini de içeren zengin bir araştırma.
“Şairlik üstün olsa sefir olup gezer mi/ Yakup Kadri Tiran’da, Ruşen Eşref Yunan’da” —Yahya Kemal Beyatlı
genelde yeni nesil akademisyenlerin doktora tezlerinin kitaplaşmış hallerini pek beğenmiyor ve sık sık eleştiriyorum ama bu çalışma epey istisnai bir yerde. son derece iyi seçilmiş bir konuda, temiz bir türkçeyle zengin bir kaynakçayla gayet iyi meramını anlatmış. hala akademide böyle nitelikli işler yapan birilerini görmek beni epey şaşırttı ve sevindirdi.