Merkez komitesinin üç güçlü üyesi, Rus gizli servisinin şefi ve eski bir KGB ajanı.
II. Dünya Savaşından sonra el konulan ve kaybolan sanat eserlerinin peşine düşenler ve karşılarında tek bir adamın zekice hamleleri.
MI6 ve CIA ajanlarının da karıştığı karmaşık bir olaylar zinciri.
Bu büyük kapışmada ortadaki hazineden pay kapmak isteyen bir CIA bürokratı da Rusya'dadır. Herkes tetikte; bu olayların kıyısından Türk mühendis Hakan Sarıoğlu'da karışır hikâyeye. CIA ajanı Kate Taylor'un yeşil gözlerine kapılıp gider. Bir yanda hazine, öte yanda insan avı...
Osman Aysu'nun bildiğiniz tarzında yeni ve soluk soluğa bir macera...
Osman Aysu, 1936'da İstanbul'da doğdu. Üç asırdan beri İstanbul'da yaşayan bir Osmanlı ailesine mensup olan yazar, ilk ve orta öğrenimini bu şehirde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.
1994 yılından bu yana kaleme aldığı polisiye ve gerilim romanlarıyla tanınıyor. At Kuyruklu Adam, Cellat, Çöl Akrebi, Şeytanın Maskesi, Güvercin Kayalıkları, Kurt Sığınağı, Lenin'in Mangası, Londra-Moskova Hattı, Sorguç, Yanık Yüz, Miras, Bir Aşk Masalı, Karanlıkta Fısıltılar, Kuşkunun Ötesi, Rapsodi, Nemrut'un Gazabı, Sır Duvarları adlı kitapları vardır.
It started as something interesting but then it got very boring.
It's too long for the story it's trying to tell. It gives you no details about the important parts of the story but then it gives too much detail for the most unimportant parts.
And despite being too long and having all the time to expand the finale for some reason nothing happens till the last three chapters.
Really disappointed, I was looking forward to reading some good spy thriller this year but the only interesting spy related story was the side story that didn't really add much.