"Hicbir zaman didaktik olmayan bir dusunce. Ve her zaman dusunce… Lirizme ve dunya sularina batirilmis bir dusunce… Budur gibi geliyor bana Sunay Akin'in siiri."Cemal SureyaBir an once gorulsundiye AkdenizToroslar'da agaclarhep cocukkalirSayfa 55Baski 2016 Is Bankasi Kultur Yayinlari
Şükrü Sunay Akın (d. 12 Eylül 1962), şair, yazar, gazeteci, araştırmacı, tiyatro oyuncusu.
12 Eylül 1962 tarihinde Trabzon'un Maçka ilçesinde doğdu (bu yüzden 18 yaşından beri doğum gününü kutlamamaktadır). Ailesi, onun daha iyi eğitim görebilmesi için, 10 yaşındayken İstanbul'a taşındı. Lise öğrenimini İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Fizik Coğrafya Bölümü'nden mezun oldu.
İlk şiirini, Meteoroloji Müdürlüğü'nde çalışan bir memurun kızına yazar. Henüz 9 yaşındadır. Kızın isminin baş harflerinin dizelerini oluşturduğu şiiri, evlerinin terasında bulunan odunluk kapısının iç kısmına yazar. Kız, balkona geldiğinde odunluğun kapısını açar mahsusçuktan!. Ama şiir kızın gözüne hiçbir zaman takılmaz. Sunay Akın yıllar sonra (ki bir şairdir artık) çocukluğunun geçtiği Trabzon'a gittiğinde, sert geçen bir kışta, içindeki odunlarla birlikte kapının da sökülüp yakıldığını öğrenir. Şairin ilk şiiri "hava muhalefeti" nedeniyle kayıptır!.. 1984 yılında yayınlanan ilk şiiri de bir sobanın içinde kütürdeyen odunu anlatır! İlk şiir kitabı 1989'da "Makiler" adıyla yayınlanır. Arkadaşlarıyla birlikte 1989'da Yeni Yaprak şiir dergisini ardından, 1990 yılında da Olmaz adlı şiir dergisini çıkardı. Adını Cemal Süreyya'nın koyduğu bu kitabı "Antik Acılar, Kaza Süsü, 62 Tavşanı" izler.
1987 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü’nü Noktalı Virgül adlı dosyasıyla aldı. 1990 yılında ise Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü'nü Makiler[1] şiiri ile kazandı.
Anlık ilhamlara dayanan ve genellikle kısa olan şiirleri, Orhan Veli'nin şiirindeki bazı özelikleri günümüzde sürdüren bir yapıya sahiptir. Ayrıca, bu tür şiirlerde genellikle rastlanmayan, yumuşak, lirik bir tonu vardır. Şiirlerinde özellikle ince yergi ögelerini kullanmadaki rahatlığı ile dikkat çeker. Cemal Süreyya'nın etkisinde sürdürdüğü şiirlerde, dil oyunlarına dayalı yoğun bir alaycılık ve şaşırtma; çocuklar ve hüzünle birlikte şairin ilgi ve duyarlılığını göstermektedir.
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde ders verdi, Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde 5 yıl boyunca hem ders verdi hem ders aldı. Bu deneyimin de yardımıyla, tek kişilik oyunlar hazırlayıp oynamaya başladı. Türkiye'nin çok sayıda merkezinde ve yurtdışında (Frankfurt, Nürnberg, Londra) sayısız kez tek kişilik oyunlarını sergiledi. Halen Sunay Bey Tarihi adlı gösterisini sunmaya devam etmektedir.
23 Nisan 2005 tarihinde 11 yıldır dünyanın dört bir yanından topladığı oyuncaklarla, yıllardır hayalini kurduğu İstanbul Oyuncak Müzesi'ni Göztepe, İstanbul'da ailesine ait dört katlı tarihi bir konakta açtı. Müze, Türkiye'de türünün ilk ve tek örneği olup, Avrupa Konseyi'ne bağlı Avrupa Müze Forumu (European Museum Forum) tarafından verilmekte olan Avrupa Yılın Müzesi Ödülü'ne 2010 yılı için aday olmuştur.
TRT 2 ve CNN Türk'de "Stüdyo İstanbul", "İzler", "Akşama Doğru", "5N 1K" gibi kültür sanat programları ve belgeseller hazırlayan, katkıda bulunan Sunay Akın, TV 8'de de "Gezgin Korkuluk" ve Ramazan Ayı boyunca Mahya Işıkları adlı programı hazırlayıp sundu.
Yaşam Radyo, Radyo Kent, Best FM'de radyo programları yaptı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde öğretim görevlisi olarak ders verdi.
Sunay Akın’ın 1989 yılında çıkan ilk şiir kitabını, Cem Yayınevi’ndeki ilk baskısından okudum. Cemal Süreya’nın önsözüyle. “Düşünce lirizmi” diye adlandırıyor Süreya, Sunay Akın’ın haiku benzeri ilk şiirlerini. Bir haiku gibi lirik, ancak düşünceler aksettirebilecek kadar da uzun.
Haikuların insanda uyandırdığı anlık parlamayı, düşüncede oluşturmaya çalışıyor Sunay Akın. Bu açıdan şaire bir çeşit “uyanıklık” atfettiriyor, şairin farkına varıp da bizlerin düşüncesine henüz varmamış olduğu gerçekliklere uyandırıyor sanki. Şairliğiyle sahip olduğu feneri yüzümüze tutmasıyla kalakalıyoruz şiirinin karşısında. Sunay Akın’ın bu uyanıklıklarının hepsi çok ilginç değil, ama aralarında çok hoş olanlar var:
“benden kısadır boyun bir köy otobüsünün dağa tırmanması gibi uzanırsın dudaklarıma
katılmaz oldu nicedir yolumun tozu dumanına”
Sunay Akın, demek ki otuz yılı aşkındır kültür hayatımızda. İlk günden beri hep gözümüze fener tuttu, bize hep bir farkındalık yaratmaya çalıştı. Kültür yaşamımızdaki rolü bir şairinkinden çok farklı alanlara kaydı. Nefesi yettiği sürece anlatmaya da devam edecek, renk katacak gibi görünüyor.
Şöyle diyor önsözde Süreya: “Nereye gider Sunay Akın’ın şiiri? Tıkanır mı? Tıkanabilir. Tıkanmayabilir de ama.”
Icinde cok guzel siirler var. Kucuk, hemen okunup ileride tekrar bakilmak uzere saklanilabilecek guzel bir kitap. Bir kosede bulunmasini tavsiye ederim:
Dağ Yolu
benden kısadır boyun bir köy otobüsünün dağa tırmanması gibi uzanırsın dudaklarıma
katılmaz oldu nicedir yolumun tozu dumanına
Benim icin bir de kisisel bir onem tasir: Turkiye'den ayrilmadan okudugum son kitaptir. Arkadasimla her hafta bir siir kitabi alip Mavi Bar'da okumaya karar vermistik... Ilk ve son olarak bu kitabi alabildik. Genclik, hayaller, ait oldugun ulke bir anda gecebiliyor.. Bir kanittir bana bu kitap.
Bir şiirde görmek, hissetmek istediğim her şey vardı bu kitapta. Şiirlerin kısalığına rağmen sizi düşündürecek küçük ama etkisini fazlasıyla hissettiren ayrıntılara sahip şiirler vardı. Bir yerden sonra her sayfayı işaretlemeye başladım. Okumalısınız.