"The Myth of Evil" explores a contradiction at the heart of modern thought about what it is to be human: the belief that a human being cannot commit a radically evil act purely for its own sake and the evidence that radically evil acts are committed not by inhuman monsters, but by human beings. This contradiction can be seen most clearly when we consider the most extreme forms of evil: war crimes, serial murders, sex offences, murders committed by children. Taking the traditional position that evil is an active force creating monsters in human shape, this book shows that this idea is still at work--both in the popular imagination, cultivated in fiction and film (about vampires, monsters, and serial killers) and in real form (in the media, most recently in relation to migrants and terrorism.).
Cole delves deeply into two approaches to evil: the traditional approach where evil is regarded as a force that creates monsters in human form, and a more recent perspective that regards evil as the consequence of the actions of misguided or mentally deranged agents. Cole rejects both approaches and posits that evil is a myth humankind has created about itself. Drawing on philosophical ideas as well as on theological perspectives, psychological theories, and fictional representations, this book provides a thorough and thought-provoking account of the puzzling concept of evil and a reconsideration of the common understanding of human nature.
Okuduğum en kafa açıcı kitaplardan olabilir Kötülük Miti. Kötülük kavramının tanımımdan ve bugüne kadar ki gelişimine kadar baya güzel bir çeviri ile okurların arz-ı endamına sunulmuş tabi Reha Kurdaşlının enfes çevirisini yabana atmamak gerek.
Bir arkadaşımın hediye etmesi sayesinde Cole ve düşünceleri ile tanışma imkanı buldum. Kitabın adına bakarak mitolojik bağlamda bir değerlendirme okuyacağımı zannetmiştim fakat kötülük kavramına çok geniş bir açıdan bakıldığını gördüm. Bu da yetkin olmadığım alanlardaki anlatılarda zorlanmama sebep oldu. Bu bağlamda verdiğim 3 yıldız yazar ve eserinden ziyade kendime diyebilirim.
Kötülüğün tarihçesi içerisinde inancın ve dini otoritelerin "kötü olan" üzerinden topluluğu güdülemesini anlatan kısımlar ufkumu açtı fakat "saf kötülüğün" olmaması düşüncesine muhalifim. Katılmadıklarımın bilgi eksikliğimden kaynaklanabileceğimi düşünsem de inanıyorum ki dünyada başkalarının mutsuzluğundan keyif alan gerçek kötüler var...
İlerleyen zamanlarda tekrar okuyarak bu incelemeyi güncellemeyi düşünüyorum. Bu yüzden şimdilik eyyorlamam bu kadar.
İnsanin yaptığı tüm gaddarliklar arasında kotuluk mitolojisine, cehennem tasavvuruna en cok Holokost yaklaşır. Şeytani kötülük insanlik tarihinde var olduysa kesinlikle burada var olmuştur. Kuşkusuz burada her sey siyah ve beyazdır. Kötülük Miti Phillip Cole. Kötülük denilince akla ilk basta şeytan, grotesk yaratıklar insani ürküten varlıklar gelir. Bu varlıklardan korkma duygusu kötülükle bağdastirilmistir. Peki bu durum gerçekten böyle midir ? Cole, bu durum üzerinden yola çıkarak safi kötülük, mutlak kötülük ve seküler kötülük hakkinda okuyuculara çeşitli görüşler sunmuş. Mitolojilerde korkunç özelliklere sahip varlıklar, tek tanrılı dinlerde şeytan, Ortaçağ Avrupa coğrafyasında vampir, cadı kötülüğün tanımı olurken, Nazilerin yaptıklarını, Irak'da Amerikan askerlerinin işlediği suçları şeytan kavramıyla açıklayabilir miyiz? Görev bilinciyle yapılan bu eylemler kötülük kavramının içine girer mi? Politik sistemler kendi mevcudiyetlerini sağlamlaştırmak ve ötekini yok saymak icin çoğu zaman kötülüğü kendilerince yorumlamış ve bunu sekuler bir platforma sokmuştur. Dracula hikayeleri ve Faust edebiyatta ötekinin yansımasıdır aslinda. Öteki sistemi tehdit edici kötücül varlıktır. Bu yüzden de şeytanla vampirle cadı ile ozdeslestirilmistir. Duymak istemediğimiz varlıkların sesidir kötülük. Bu yüzden de sadece çirkinlikle, korkuyla açıklanamaz. Peki bugün Filistin 'de olanlar sadece kötülükle tanımlanabilir mi? Bence hayır. Zizek "Her seyi yeniden tanımlamak zorundayız, insan olmak ne demektirden başlayarak "der. Kötülük kavramı yeniden tanımlanmalı, etik, ahlak ve insanlık durumu çerçevesi icinde yeniden yorumlanmalıdır. Boyle konularda düşünüyorsanız okuyun derin. Ufuk acıcı bir kitaptı benim icin. Iyi okumalar.
A good resource to read before embarking on an in-depth research on the subject. The books he references and refers to will be very useful for your research if you intend to do so.
I think that the chapter discussing the James Bulger case in particular is very comprehensive, regardless of the book's status as a general summary.
Sanki birinin bir kitabı değil de biri yüz kişinin akademik tezini özetliyor gibi bir kitaptı. Başındaki kötülük perspektifleri (canavarca, psikolojik, saf, saf olmayan) dışında bana kattığı bir şey olmadı. Ben de almamış olabilirim çünkü yazarla hiç anlaşamadım. Bana göre değilmiş
Cole takes a unique approach to dealing with the problem of evil by coming at it from a purely secular perspective. What results is a radical demythologization of evil for the sake of placing blame where blame, for Cole, is actually due--in us, not in a metaphysical source. Cole sees this move as crucial in healing the world of its various "evils." The most enlightening section of his book, and the most prophetic, is the chapter entitled, "Communities of Fear," where he demonstrates how the fear and demonization of "the other" is used to buttress political identity. History, Cole chronicles, is a recurrent recital of such political tactics, from the witch craze and vampire epidemics of previous centuries to the Jews and "Islamicist" terrorists of our own. As Cole states, "Political communities are constituted by an irrational horror of imaginary monsters. In this process, those who seek to hold or gain power do not only create the threatening figure, they also create the community itself, or a particular form of it, with themselves at its center." What results is a narrative of fiction (based upon fact in certain instances), a myth, which becomes a source of intense fear and panic, "which can be exploited in the pursuit of political power." As can be seen, Cole's book straddles political philosophy and religious psychology, but, unfortunately, dismisses or ignores metaphysical and spiritual considerations. People of faith also have serious concerns of the use of the myth of evil in scapegoating "the other." I wish Cole would have made them more of a conversation partner.
Kitabı Mukaddes (İncil), Hristiyanlar için en güvenilir metindir.Eski Ahit (Tevrat) binlerce yıllık çevirilerin ürünüdür, Ve bu çeviriler ideolojik olmalarıyla ünlüdür.
Musevilikte İbranice metinler Tanakh olarak bilinir. TaNaKh: Tevrat, Nevi'im (Peygamberler) ve Ketuvim (Yazılar) Tevrat, Hristiyanlar tarafından Pentateuch (Musanın Beş Kitabı) olarak bilinir: Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar ve Tesniye olmak üzere beş kitaptan oluşur; dünyanın yaradılışından başlayarak Musanın ölümünü ve vadedilmiş topraklara gelişi kapsar. Nevi'im, MÖ 560da Babil sürgünü ile sona eren tarihsel anlatıyı, geçmiş peygamberleri, İsrail ve Yahudadaki sonraki peygamberlerin işlerini anlatır. Ketuvim, sonradan eklenmiş? farklı yazı türleri içerse de bazı bölümleri Nevi'im'den eskidir.
Eski Ahitte Eyüp Kitabı şöyle başlar: "Üs ülkesinde Eyüp adında bir adam yaşardı. Kusursuz, doğru bir adamdı. Tanrıdan korkar, kötülükten kaçınırdı". Hikayenin anafikri, Tanrı'ya iman edersek Şeytan'ın bize gerçekten zarar veremeyeceğidir. Ancak, Şeytan Eyüp'e gerçekten korkunç zararlar verir: Yedi oğlu helak olur, tüm hizmetkarları öldürülür vs. En rahatsız edici nokta ise Şeytan'ın tüm bunları yapmak için Tanrı'dan izin alması ve Tanrının herşeyden haberdar olmasıdır. Bu çok rahatsız edici bir hikayedir. Buradaki Tanrı da Şeytan da Yeni Ahitteki Tanrı ve Şeytan değildir. Eski Ahitin çoğu kısmında Tanrının hem karanlık hem aydınlık, hem iyi hem kötü olduğuna işaret eder. Burada Tanrısı düalist olan tektanrıcı bir dinle karşı karşıyayız. Tanrı güçlü ve iyi olmakla birlikte gölgede kalan bir yanı vardır ve bu gölge Museviliğin Şeytanının arka planının bir bölümünü oluşturur. Yaratıcı olduğu kadar yıkıcı da olan çiftkutuplu bir Tanrı sözkonusudur.
Yahudiler, Zerdüştlük ile Babil sürgünü esnasında, MÖ 586'dan sonra karşılaşmış olmalıdır. Şeytan, Zerdüştlükte tanrı Ahura Mazda'nın müzmin düşmanı Angra Mainyu figürünün Yahudileştirilmiş halidir. MÖ 150 - MS 68'e kadar Kumran cemaatini oluşturan Yahudi Esseni mezhebine ait yazmalar (Ölü Deniz Yazmaları) ilk Hristiyan cemaati üzerinde son derece etkili olduğuna inanılmaktadır. Hristiyanlıkta Şeytan, Tanrının hasmı, düşmanı, hatta rakibidir. _____________________
Kant, ahlaken kötülüğün üç farklı seviyesini tanımlar: Birincisi, irade zayıflığı veya insani zaaftır İkincisi, ahlaka göre hareket ediyor gibi görünürken aslında eylemlerimize ahlakdışı güdüler karışmıştır (sahtekarlık çn) Üçüncüsü ise insana özgü kötü ruhluluktur
Kant iki kavrayış verir: İlki, insan saf ve şeytani anlamda kötü olamaz İkincisi, insanlar kötü eylemleri özgürce seçer, ve bu nedenle eylemlerinden sorumludur Bunlar hayvani doğamızla izah edilerek geçiştirilemez
Nietzsche, "Ahlakın Soykütüğü"nde Hristiyan ahlakına karşı yıkıcı bir eleştiri getirir. Bunun yerine tepkisel köle ahlakını getirir. Ressentiment (HINÇ), bu ahlakın temeli olmalıdır. Hınç, ne dürüsttür, ne de naiftir. Gözlerini kısıp bakınır, sessiz olmayı, unutmamayı, geçici bir itaatle beklemeyi bilir.
Buna karşılık, egemen rahibin "usta işi" hilesi, suçluluk duygusunu istismar etmesidir. Rahip, en tehlikeli patlayıcı madde olan hıncın yönünü tersine çevirir. Kendisinden başka suçlayacak kimse bırakmaz. Suçluluk bizi yiyip bitirir. Çekilen ıstırabın nedeni de anlamı da kalmaz. Çileci ideal insanlığa bir anlam sunar.
İyi ve kötünün ötesine geçen soylular ise bu duygudan hiç etkilenmez. Nietzsche'nin asıl hedefi politik yapılar değil, bireyin ahlaki psikolojisidir. Egemen sınıf, korkunun kendisini yaratmaz, zaten var olan korkuya, 'kötülük peşindeki düşman yaratarak', anlam bulur.
I think this guy has some really good points. I think everyone should read this book, but I know personally that it was somewhat difficult for me to understand, so I'm not sure how wide the readership could be.