Enis Batur'dan, bu kez farkli kalem uclariyla yazilmis yazi ilahina yakarir, yakinir gibi bir kitap.Enis Batur'un Frenhoferolmak, Kursunkalem Portreler, Enis Batur, Kirkpire, Yazboz,, Su Tuyun Uzerinde Bekler, Govde'm, Elma, Bir Ada Denemesi, Cuz, Kutuphane, Bir Varmis Bir OkmusSayfa 352Baski 2008 Sel Yayincilik
Ahmet Enis Batur is a Turkish poet, essayist, novelist, publisher and editor.
Born in Eskişehir, Enis Batur studied at St. Joseph High School (Istanbul), METU-Sociology (Ankara), and Sorbonne University (Paris).
Enis Batur is one of the leading figures in contemporary Turkish literature with a large body of work, extending to over two hundred volumes. Some of his works have been translated into European languages including French, English and Italian.
Yazar her ne kadar suya atılan taşın (seng) halkalar yarattığını düşünerek kitaba bu ismi vermişse de bence su üstünde taş sektirmiş. Kendi kitapları, yazıları, projeleri, notları üzerinde sekerek genelde edebiyat özelde EB yazını üstüne notları okuyoruz.
Romanın ticari yönü nedeniyle öykü, şiir ve denemenin çok önünde gittiğini, roman yazmanın hem kolay hem de Nobel adaylığı ve çok satış şansı olması gibi cazip nedenlerle çok iyi öykü yazarlarının bile bir-iki yapıttan sonra romana koştuklarını üzülerek ve kızarak dile getiriyor.
Tabii artık imzası kabul edilen burnubüyük-megaloman-kibirli-tevazudan uzak kare asını elden bırakmıyor. Türkçe yazınında en iyi denemeci olduğunu da bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Deneme ve EB severlere...
Bu kitabı ilk Ali Teoman'da okudum. Enis Batur hiç okumamıştım. Okuma serüvenimde olgunlaştıkça bu tarz metinler daha çok ilgimi çekmeye başladı. Yoğun kurgu okuduktan sonra bu tarz kitaplar okurluğu temize çekiyor. Sevdiğim bir eser oldu. Enis Batur'u da tanımış oldum.
2008 tarihli. Aşağı yukarı 125’inci kitabı Enis Batur’un. En sevdiğim 5 yazar arasında bile değil ama Suya Seng’de yüzerken fark ettim, belki Bukowski’yle birlikte en çok eserini okuduğum usta. Öte yandan, 2000’lerden beri birkaç yıl arayla sindiriyorum 3-5 kitabını. Bazı denemelerini anlamıyorum, bazılarını hızlı geçiyorum ama Batur bu ülke için önemli bir değer, üstelik okuması her daim zevkli. Papağanlardan, edebiyatımızda terliğin yerinden, stand-up’ın kurucusu saydığı Lenny Bruce’dan, Kill Bill filminden, elbette şiirden, okurdan, yazardan bahsediyor. Kimi yerde güldürüyor, kimi yerde kaş zıplattırıyor. Kitabın sonuna doğru şöyle yazmış, hislere tercüman: “Paralel okur en tehlikelisidir. Değişimi, gelişimi, genellikle iri tepkilerle göğüsler, şairi, hem de el üstünde tuttuğu şairi bir kitabıyla, bir dönemiyle, kilitlemeye nasıl yatkındır. “Bir daha o doruk noktasına erişemedi” derken, rakım hesabını tek kendisinin yapabildiğinden, yapabileceğinden neredeyse şüphe duymaz.”
Bazı kitaplar vardır ki, sayfa sayısıyla değil, içeriklerinin yoğunluğuyla devleşirler. İlk sayfadan itibaren, içeriğin ağırlığını hissettirirler. Batur’un denemelerinden oluşan bu günce de tam olarak öyle. Alışıla gelmiş günlüklerdeki gibi, sayfaları tarihlerle, saatle, ya da belli zaman dilimleriyle değil, bolca referansla doldurmuş; merak uyandıran, zengin kaynaklar, referanslar, isimlerle bezenmiş kitap . Birbirinden bağımsız konular üzerine bilinç akışı tekniğiyle yazılmış bu denemeler derlemesi, suya atılan taşın dalgalar halinde yayılması gibi bir etki yaratıyor. Kitabın adı , “Suya Seng,” da buradan ilhamını almış. Son olarak, bir defa daha okunur bu kitap!