"Ben yaşama kıdemime dayanarak diyeceğim ki, yaşama sevincini arayıp ele geçirmek için, çaba göstermek gerekiyor.
"Gözümüz korkmasın! Çaba dediğim için, büyük zahmetlere girişileceği sanılmasın! Yapılacak iş, sadece bir gözlük takmaktan ibaret... O da ne mi?.. Mizah gözlüğü, mizah... Bütün marifet bu."
Aydın Boysan, Ne Güzel Günlermiş! başlığı altında topladığı bu son yazılarında siyasetten şiir ve müziğe, gündelik hayattan uzay ve evrene uzanan geniş ilgi alanı içinde, daldan dala dolaşırken, olaylara, insanlara ve eşyaya bu mizah gözlüğü ile bakıyor.
7 Haziran 1921’de İstanbul’da doğdu. Öğretmen Nevreste Hanım ile muhasebeci Esat Boysan’ın oğludur. 1939 yılında Pertevniyal Lisesi’ni, 1945’te Güzel Sanatlar Akademisi’ni (Mimar Sinan Üniversitesi’nin Mimarlık Bölümü’nü) bitirdi. Mesleğini 1999’a kadar ara vermeden sürdürdü. Türkiye Mimarlar Odası’nın kurucuları arasında yer aldı; yönetim kurulu üyesi, ilk genel sekreteri ve İstanbul şube başkanı oldu. 1957-1972 yıllarında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde ders verdi. Ulusal ve uluslararası mimarlık yarışmalarında ödüller kazandı. Kendi kitaplarını basmak için Bas Yayınları’nı kurdu (1984-93). Aralıksız olarak on yıl Hürriyet ve üç yıl Akşam gazetelerinde köşe yazıları yazdı.
Aydın Boysan ülkemiz için çok kıymetli bir isim; donanımı, konuları ele alışı ve sorun edindiği kavramlar aydın insan duruşu saygıyla anıyorum; lakin ben kitabın kaleme alınışından bütün olarak keyif alamadım. Düşünsel payda için durduğumuz ortaklık içimde buruk bir his bıraktı.
Çalakalem yazılmış yani bir plan dahilinde değil ama baştan bu durum belirtilmiş ve çok rahatsız etmedi beni. Bir nevi sohbet ettik.
Önsözde toplumdaki sıkıntılı insan oranının yükseldiğinden dem vuruyor ve konular birbirini açıyor, insanlar eskiden imkansızlık zamanı yaptıkları şeyleri bugün çok daha rahatça yapıyorlar ancak herkes mutsuz...
Kendi yaşadığı dönemde "şaibeli" kimse olmadığını iddia ediyor Aydın Bey, ben de gayri ihtiyari gülüyorum :) Liyakat ülkemizde çok çok nadir dönemlerde hatırlandı, bu nadir dönemlerde de ya herro ya merro durumları vardı çoğunlukla.
Bitirişi şu alıntı sözüyle yapmak istiyorum müsaadenizle:
Kitap, onsozunde de belirtildigi gibi herhangi bir konu uzerine yazilmamis. Belirli bir duzeni oomayan karalamalardan ibaret ve bolca fikra iceriyor. Kitapta beni cok rahatsiz eden bir sey oldu. Noktalama isaretlerine redaksiyonda hic mudahale edilmemis. Neredeyse tamami yanlis kullanilmisti ve okumami zorlastirdi. YKY bunu nasil atladi bilmiyorum ama hos olmamis.