Acı Bilgi - Fugue Sanatı Üzerine Bir Roman Denemesi'nin ardından, Enis Batur, benzer bir kurguyla karşımıza çıkıyor Elma'da: Örgü teknikleri üzerine bir roman denemesi.
Yazar, sağ ve sol elinde birer şiş, sağında solunda farklı yumaklar, ilmekten ilmeğe ilerliyor. Batı sanatının tabu kırıcı yapıtlarından biri, Courbet'nin Dünyanın Başladığı Yer'i, 1866 yılında bir Osmanlı koleksiyoncusu tarafından ressama ısmarlandığı andan, 1995'te Orsay Müzesi'nde kamuya sunuluşuna dek, çeşitli "peçe"lerin altında saklı tutulmuştu. Ortaya çıktığında sanat tarihçileri, eleştirmenler, romancılar üzerinde yoğunlaştılar - Batıda. Batının en doğu noktasında, olup-bitene İstanbul'dan bakan bir Türk yazarı, ters açıdan örgüyü söküp yeniden kurmaya karar verdi: Bu kitap, kabartma motif olarak Halil Şerif Paşa'yı seçen, onu hem Courbet'nin yapıtına ve alışılmadık bir yaradılış yorumuna bağlayan, hem de "Yabancılık" statüsünü eşleyen bir perspektife dayanıyor.
Ahmet Enis Batur is a Turkish poet, essayist, novelist, publisher and editor.
Born in Eskişehir, Enis Batur studied at St. Joseph High School (Istanbul), METU-Sociology (Ankara), and Sorbonne University (Paris).
Enis Batur is one of the leading figures in contemporary Turkish literature with a large body of work, extending to over two hundred volumes. Some of his works have been translated into European languages including French, English and Italian.
Gustave Courbet, “L’Origine du Monde”, 1866 yılında yapar bu resmi, “Dünyanın Başladığı Yer” olarak çevirir tablonun adını Enis Batur. Çağının aykırı kişisi Proudhon’un dostu, Paris Komünü’nde barikatlarda bulunmuş anarşist Courbet’e, bu resmi ısmarlayan Halil Şerif Paşa’dır. Sefirlik yapmış, Dışişleri ve Adalet Nazır’lığında bulunmuş, zengin Osmanlı paşası. Tablo yapılışından 130 yıl sonra, 1995 yılında Orsay Müzesi’nde, Paris’te halka sergilenir.
Yeterince heyecanlı ve merak uyandırıcı değil mi bu kadar bilgi bile ?
Bir roman denemesinden daha fazlası var bu kitapta, roman kahramanlarının ruhlarının da resmini yazıarak çizmeye çalışıyor yazar. “Bildikçe bilgisizliğinin sınırlarının genişlediğini” söyler EB. Ama bilgide kaybolmayı, bu kayboluştan tadlar devşirmesini de bilir. “Elma” bu tadlardan biri. Konu resim değil, Halil Bey ve Courbet de değil. Tabloya bu ismi uygun gören kim, hangisi, yoksa ikisi mi ? Elma ile ne ilgisi var derseniz, kitabı okuyun lütfen derim. Karşınıza Lacan çıkarsa şaşırmayın.
"Kitap kulübünde bu hafta Enis Batur okuyoruz" dediğimde bir arkadaşım "Youtuber'ın kitabını mı okuyacaksınız?" diye sordu. Enis Batur denince aklına youtuber geldiği için onun azına üzüldüm ancak hemen sonrasında benim de hiç Enis Batur kitabı okumadığım gerçeğiyle yüzleştim ve boynumu büktüm..
Şimdi, kitabı keyifle bitirdikten sonra şunu açıkça belirtmek isterim ki Enis Batur tanınması ve okunması gereken bir yazarmış.
Açıkçası kitabın adını duyduğumda bende pek pozitif çağrışımlar oluşmadı. Nedir ki 'Roman Denemesi' diye bir düşündüm. Hele bir de elma ve örgü teknikleriyle bir arada bir roman denemesi benim gibi eski kafalı biri için oldukça kötü işaretlerdi. Gelgelelim, öryargılarım yine beni yanlış yönlendirmiş.
Bu kitap zannediyorum ki kitabın merkezinde yer alan tablonun kimileri için rahatsız edici olmasından dolayı yasaklanmıştır. Bana göre de tablo biraz rahatsız edici. Ancak Enis Batur bu tablodan yola çıkarak öyle ilginç hikayeler anlatıyor konuyu öyle ilginç yerlere getiriyor ki tablonun rahatsız ediciliği bana göre geri planda kalıyor.
Kitabın ilk bölümünde bir gizem hakim. Böyle bir tabloyu yaptıran ve yapan kişiler üzerine araştırmalar ve akıl yürütmeler ön planda. Gizem ve biyografi sevenler keyifle okuyacaktır. Son bölümlerde ise tablonun içeriğinden açılan konu bambaşka yerlere gelmiş. İyi ki de gelmiş. Dinler, yaratılış hikayeleri ve elma üzerine ilginç değerlendirmeler var.
İnce sayılabilecek, bol boşluklu, resimli, kolay okunabilen bu kitabı bir vajina tablosundan yola çıkarak bambaşka konuları okuma fikrini ilgiyle karşılayan herkese tavsiye ederim.
This book is about more things than it seems. It is about Courbet's "L'origine du monde," Orientalism, cosmopolitanism, the Other, ontology, history of religions, and epistemology.
Kitabın alt başlığında her ne kadar "bir roman denemesi" yazılıysa da bu roman denemesini Enis Batur'un yazdığını asla gözden kaçırmayıp okumaya karar vermeli. Klasik bir roman tekniğinden çok çok uzaklarda bir deneme olduğu farkedilip "bu ne biçim roman" denebilir ve yazar da bu gibi tepkileri önden sezinleyen, bunu bilerek denemeye girişmiş biri. Roman mı, değil mi tartışması bir yana, konu kendi adıma cazip. Fakat bu konu üzerinden bir kurgu beklenmemeli. Enis Batur'un sıradışı, huzursuz veya aşırı ayrıntıcı denebilecek düşünce yapısı üzerinden denemelere girişiliyor. Bu denemeler, bir edebi tür olan deneme, evet.
Bir Enis Batur klasiği. Okurken merak ediyor, algınız genişliyor, notlar alıyor ve bittikten sonra sizi bıraktığı yeni bir yol güzergâhından başka kitaplara merak ettiğiniz bilgilerin kaynaklarına doğru yolculuğa devam ediyorsunuz. Enis Batur kitaplarını okumak şenlikli bir macera.
Една от онези книги, след които се чудиш защо е озаглавена по начина, по който е. И накрая достигаш до заключението, че всъщност няма по-подходящо заглавие. Но не това е най-важното.
Турчинът Енис Батур разказва и разсъждава върху връзката между прочутата картина на Гюстав Курбе "Произходът на света" и османския благородник Халил бей - един романс между два противоположни свята. Гравитираща на границата между художествената литература, документалистиката и философията, "Ябълката" е четиво, в което трудно навлизаш, но веднъж сторил го, следваш разклоненията на нишките му неотлъчно.
Много ме е яд, че изтрих текста, който написах една вечер на градус и силно повлиян от книгата. Беше свързан с реакциите и рецепцията от страна на мои колеги на картината, която се мъдри на корицата на книгата, които изключително добре се вписваха в концепцията на самия текст на Батур. Но алкохолът, освен да вдъхновява, понякога ни принуждава и да правим грешки, за които после съжаляваме.
Не съжалявам обаче, че се сблъсках с тази книга, съвсем случайно при това. Нищо, че няма да ми стане едно от любимите четива.
Това не е "опит за роман". Това е опит за нещо, което трудно може да бъде характеризирано. Налични са някакви наченки на документалност, които обаче се губят всред поетични отклонения, богато напоени с типична ориенталска витиеватост, които от своя страна бързо са приглушени от авторовия есеизъм и фантасмагории. Пример за това е срещата на Халил бей с Достоевски. Дори на теория невъзможна, заради ситуирането й във вагон на втора класа. Самият Батур твърди, че темата на творбата му не е Халил бей, с чийто сифилис /въображаем или не/ читателят е занимаван щедро, а L'Origine du monde, на която обаче са посветени твърде малко думи. А историята й е наистина забележителна и достойна за роман.
Enis Batur şterge vehement graniţa dintre eseu/cercetare ştiinţifică şi roman. În fond, de ce nu, din moment ce în căutarea adevărului (eseu) se împleteşte atâta ficţiune (roman), încât ultima poate fi o cale mai directă spre adevăr?