“Atatürk, geçmişle gelecek arasında, değiştirilmesi gerekenle değişik düzen arasındaki geçişi başarı ile temsil edebilmiştir. Atatürk’e ‘Büyük’ sıfatını vermemiz bu tarihsel davranışının anlamıdır. Yıldırım hızı ile değişen olaylar ve gelişen akımlar ortasında, o her sözü ve tutumu ile her zaman devrimci ve gerçekçi kalmasını bilmiştir. Atatürkçülüğün temel ve değişmez çizgileri de bu suretle ortaya çıkar.”
“Michelangelo’nun bir şiirinde söylediği gibi; her mermer bloğunda bir Venüs heykeli saklıdır. Gerçek sanatçı bu heykeli, o kaya parçasından çıkarana derler. Atatürk de Türk milletinde bu ruhu, bu görkemli varlığı sezen ve ona şekil veren Büyük İnsan’dır.”
Tarık Zafer Tunaya
Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya kitabın ilk bölümünde Atatürk’ün hayatı, liderliği, fikirleri, devrimleri ve Türk toplumuna yaptığı katkıları ayrıntılı bir şekilde ele alırken, aynı zamanda Atatürkçülük fikrinin Türk toplumu üzerindeki etkilerini de inceliyor. Tunaya ikinci bölümde belgeler ışığında Cumhuriyet tarihinin dönüm noktalarını yorumlarken, üçüncü bölümde Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti rejimine geçişi tüm yönleriyle inceliyor.
Yaşamı boyunca Atatürk’ü ve Türk Devrimi’ni incelemiş, Millî Mücadele’yi ve sonrasını tüm sebep ve sonuçlarıyla ele almış, değerlendirme yaparken, tarafsızlığını bilimin ön şartı saymış değerli bilim insanı, özellikle Meşrutiyet ve Cumhuriyet alanında çalışmalarıyla tanınmış hocaların hocası Tarık Zafer Tunaya’nın Atatürk ve Atatürkçülük kitabı Atatürk ve Cumhuriyet tarihine meraklı herkesin okuyabileceği bir başucu kitabı…
Tarık Zafer Tunaya (d. 1916, İstanbul - ö. 29 Ocak 1991, İstanbul), Türk hukukçu.
1916'da İstanbul'da doğdu. Galatasaray Ortaokulu ve Saint Benoit Fransız Lisesi'ni bitirdi. 1940'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olarak Esas Teşkilat Hukuku kürsüsünde asistanlığa başladı. "Müessese Teorisinde Fikir Unsuru ve bazı Hususiyetleri" konulu teziyle doktor, "Amme Hukukumuz Bakımından İkinci Meşrutiyet'in Fikir Cereyanları" çalışmasıyla doçent oldu. 1959'da profesör olarak Anayasa Kürsüsü'ndedir, İktisat Fakültesi ile Gazetecilik Enstitüsü'nde ayrıca dersler verir.
1953-54'te Avrupa ve Amerika'da mesleki incelemeler yaptı. 27 Mayıs Darbesi'nde askerlerin meşruiyetini kaybetmiş bir iktidara karşı haklılığını belirten 28 Mayıs 1960 tarihli raporu imzalayan 7 kişilik bilim heyetinde yer aldı. Kurucu Meclis İstanbul İli Temsilciliği (6 Ocak 1961 - 25 Ekim 1961) ile 1961 Anayasasının hazırlanmasında komisyon üyeliği yaptı. Komisyon başkanı Sıddık Sami Onar'la anlaşamadı, ayrıldı. MBK onu Paris'te NATO emrinde görevlendirdi. 1961'de Kurucu Meclis üyeliği yapmıştır. 1965'de Melahat Hanım'la evlendi, yeniden üniversiteye döndü, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı, ardından kurucusu olduğu İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi dekanı oldu. 12 Eylül askeri darbesi onu görevden aldı. 1982 yılında yine aynı fakülteye dekan olarak atandı ve 1983 yılında yaş haddinden emekli oldu. 29 Ocak 1991'de öldü.
Legion d'honneur nişanı aldı (1980), Balıkesir Barosu'nca Anıtlaşmış On Hukukçudan Biri seçildi (1983), Sedat Simavi Sosyal Bilimler Ödülü'nü kazandı (1989).
Başyapıtı Türkiye'de Siyasal Partiler'dir (3 cilt).
Tarık Zafer Tunaya'nın Cumhuriyet için kaleme aldığı köşe yazılarından derlenmiş bir kitap. Tunaya'nın satırlarında geleceğe dair umutla bakan bir aydının heyecanını hissedebiliyorsunuz. O heyecanı hissetmek için bile okunabilir. Atatürk'ü doğru bir şekilde anlatabilmek için elinden gelen çabayı göstermiş. Nitekim Atatürk'e dair efsanelerin, iftiraların ve yalanların birbirine karışması, sadece bugüne özgü bir durum değil. 1958'de Necip Fazıl'ın attığı iftiralara bakmak yeterli.Tunaya'nın hem farklı bir bakış açısı var hem de bazı klişelerde ısrar etme tutumunu da gördüm. Ama bu durum Tunaya'nın zamanın önde gelen düşünürlerinden biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. En büyük eleştirim, Atatürk'ü korumaya çalışırken dokunulmazlık atfetmek doğru değil. Maalesef Atatürk'ü korumak isteyen az kişi var. Ona saldırmak çok daha konforlu bir alan açıyor insanlara doğal olarak. Galiba Atatürk'ün yolunu ve yaptıklarını üç aşağı beş yukarı doğru bulan insanlar ( Ben de bu gruna dahilim) onu korumaya çalışırken durmamız gerek sınırı bilemiyoruz. Çünkü eleştirenlerin veya saldıranların ahlak gibi bir kaygıları da yok. Tunaya, bu çelişkiyi ( Atatürk'ü korumaya çalışanların yaşadığı çelişkiyi) kendisi de yaşamış. Tunaya'yı anlıyorum ve yer yer hak veriyorum. Atatürk'e dair çok hoş anektotlara da yer verilmiş.
This entire review has been hidden because of spoilers.