“Hepsi Allah’tandır… işvereni zenginlikle sınıyor işte. Onun sınavı o, benim sınavım bu, fakirlik…”
“Valla ben sendikalara hiç bulaşmadım. On sene öncesinde filan vardı ortalıkta… Eskiden başka bir firmada çalışırken bazı sendika isimleri duyduydum o zamanlar. İşte sağı solu rahat bırakmıyorlardı, elemanları sıkıştırıyorlardı, işte ‘gelin sendikamıza üye olun, şöyle olun, böyle olun, patron işçi’ filan diye söylüyorlardı, biz pek sıcak bakmayız böyle şeylere.”
Dindarlık, işçilerin ve patronların üretim sürecine bakışlarını ve karşılıklı konumlanmalarını nasıl etkiliyor? Dinsel sosyalleşme, emek sürecinde tahakküm ilişkilerine ve politik hegemonyaya elverişli bir zemin oluşturuyor mu? Yasin Durak’ın Konya Organize Sanayi Sitesi’ndeki işçi-işveren ilişkileri örneğinde yaptığı araştırma, bu temel sorular etrafında bir tartışma örüyor. Dindar muhafazakârlık ekseninde sağlanan “ütopik uzlaşmayı” ve enformel ilişki ağları sistemini gözler önüne seriyor.
Bunun yanı sıra Durak, kültürel hegemonyanın meşruiyet çerçevesi içinde kalmakla beraber, işçilerin rıza ve tevekkül yerine açık veya gizli direniş mekanizmaları geliştirdiği anlara da dikkat çekiyor. Sınıf mücadelesinin “saklı” bir sahnesine dair ipuçları veriyor bize.
Canlı gözlemlerle Türkiye’de işçi sınıfı kültürünün puslu kalmış bir kesitini sunan, çarpıcı bir çalışma.
16 Temmuz 1984 İzmit doğumlu. Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde lisans (2003-2007), Ankara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde yüksek lisans eğitimini (2008-2011) tamamladı. Tezkire, Yurt ve Dünya, Birikim ve Politik Sosyal Bilim dergilerinde makaleleri yayınlandı. Halen Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nde doktora öğrencisi ve araştırma görevlisidir.
Anlatımı çok iyi olmamakla beraber (burada yazardan çok editöre kusur bulduğumu eklemeliyim, çünkü dilin akıcı olması ve nesnel bir ifade biçimi için metnin gözden geçirilmesi gerekirdi) Türkiye'de çok göz ardı edilen din ve emek bağlantısını, "tevekkül"ün toplumsal anlamını ve emek açısından sonuçlarını çok güzel, analitik bir biçimde değerlendiriyor. Akademik bir çalışmadan en önemli beklenti kendinden sonra gelen araştırmalara ilham vermesi, ışık tutmasıdır. Bu kitap bir yüksek lisans tezi için bu misyonu çok yönlü bir biçimde gerçekleştiriyor. Memleketimizin başarılı insanlara reva gördüğü muameleden kitabın yazarının da nasibini almış olması ayrı bir sıkıntı.