Jump to ratings and reviews
Rate this book

Son Yeniçeri

Rate this book
Tarihçi kimliği ve Alevilik üstüne yaptığı kapsamlı araştırmalarla tanındığı kadar, romancılığıyla da büyük beğeni toplayan Reha Çamuroğlu'nun, çok konuşulan romanı Son Yeniçeri de Everest Yayınları'nda.

Son Yeniçeri, on sekizinci yüzyıl İstanbul'unun romanı. Rus asıllı Petru'nun Sarı Abdullah'a dönüşüm süreci, dönemin İstanbul ve Osmanlı İmparatorluğu yaşamının en ilginç dönemlerinden biriyle çakışmaktadır. Son Yeniçeri, savaşların, seferberliklerin, mürşitlerin, müritlerin İstanbul'unu ve yeniçeri döneminin kapanışını anlatıyor.

"Rivayete göre Sultan Selim, yeniçerinin Kabakçı'yı desteklediğini öğrenince yüzünü ulemaya dönmüş, onlar da suskunlukla cevap verdiğinde yalnız kaldığını anlamıştı. Bu belki Memaliki Osmaniye'de böyle değildi ama İslambul'da kesinkes böyleydi."

435 pages, Paperback

First published November 1, 2000

8 people are currently reading
195 people want to read

About the author

Reha Çamuroğlu

15 books17 followers
Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi. Büyük Larousse ve Ana Britannica ansiklopedilerinde tarih yazarlığı ve redaktörlük, Cem ve Nefes dergilerinin ise yazı işleri müdürlüklerini yaptı. Almanya'da bir dizi üniversitede konuk olarak ders ve konferanslar verdi. 12 telif ve 2 tercüme eseri yayımlandı. TYB tarafından "2001'in En İyi Romanı Ödülü"ne layık görüldü. Aynı yıl "Hacı Bektaş Barış ve Dostluk Ödülü"nü aldı. Evli ve 1 çocuk babasıdır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
107 (38%)
4 stars
108 (38%)
3 stars
46 (16%)
2 stars
14 (5%)
1 star
4 (1%)
Displaying 1 - 14 of 14 reviews
Profile Image for Okan Erdem.
12 reviews1 follower
January 17, 2021
Hepimizin kitaplardan okuduğu Vakayi Hayriye'ye giden olayları, bir zamanlar koskoca imparatorluğun bekçileri olan yeniçeriler'in modern dünya ile birlikte nasıl gözden düştüklerini ve nasıl iki tarafında da haklı oldukları devşirme bir Balkan tutsağı gözünden harika anlatılmış...

Dünyanın hasta adamı bir günde olmadığımızı, 50 senelik bu yolculukla, tarih kitaplarından çok daha açık ve net anlayacaksınız...

Ellerine sağlık Reha Çamuroğlu....
Profile Image for Beybulat-Noxcho.
273 reviews9 followers
December 30, 2024
"Efendinin kaderi kölesinin alnında yazılıdır"

"Güç öyle bir şeydir ki kendi tartısını kendi zamanla gösterir"

"Gücü göstermek için ikide bir kullanmak zorunda kalmaya başlamışssan bu bir tek şeyi gösterir. O da senin artık eski gücünde olmadığı" (s.78)

"Öldürmezsen ölürsün. Cengin kuralı budur. Haklı, haksız, yiğit, zavallı düşünmeyeceksin. Bunları sonra düşünürsün. Aslında hiç düşünmesen daha iyi olur. Ama kılınç bir kez kınından çıkarsa, onu bir kez sıyırsan al kana bulanmadan yeribe sokmazsın" (s.79)

"Sen akşam yemeği fazla kaçırdığında rüyana giren her fikri, meselenin çözümü mü sanırsın" (s.106)

"Sen nazariyetten konuşursan oysa tatbikat burada" (s.163)

"Zafer her zaman zafer midir?"

"Dünya altüst olsa dervişin kılı kıpırdamaz" (s.191)

"İslambul'un şekeri yok, unu yok, yağı yok, eti yok, ama en önemlisi tadı yok artık" (s.197)

"Cenkte önce korkan ölür" (s.202)

"Ama unutmamak lazımdır ki bir şeyin hem şeytani hem rabbani sonuçları olabilir" (s.203)

"Sultan Mustafa , taht için tek başına kalmak arzusuyla Şehzade Mahmud'u katletmeye çalışmış. Bereket onun yanındaki sadık çıkmış. Hele bir Çevri Kalfa adında bir cariye varmış ki, kadıncağız cellatlarla alt alta üst üste boğuşup şehzadeyi kurtarmış. Birkaç küçük yara, paramparça üst baş ve korku dolu bir yürekle, çam yarması Alemdar'ın karşısına götürmüşler. Paşa önce kim olduğunu anlamamış, "Abe bu oğlancık kimdir?" diye ters ters sormuş. O zaman oğlancığın kim olduğunu söylemişler. Nihayet durumu anlayıp şehzadenin eteğine sarılmış ve "Padişahım çok yaşa" diyerek biat etmiş. (s.341)

"Alemdar İslambul'u tanımıyordu. Ama daha kötüsü, Alemdar galiba, insanoğlunu da tanımıyordu" (s.345)

"Onun için avazeyi gökkubbeye Davud gibi salacaksın" (s.385)

"Eskiden kuluyduk! Yeniçeriyiz!Yanar "od"a girer semenderiyiz....Şimdi yanan od bizi bekler" (s.408)

"Bir hafta sonra düz bir mezar taşı yaptırdım garibimin başına. Sadece "Hüvelbaki" yazıyordu üzerinde" (s.424)

"Yoldaşlar, diye bağırdım "Şehit Habib ağanızın dediği gibi biz yanar oda giren semenderiyiz. Ya orman sıçanı gibi kavrulacak ya da yeniçeri gibi yanar ateşin semenderi olacağız. Hakkınızı helal edin. Osmanlı'ya lanet edin. Elbet bir gün dönecek ve bize reva gördüğü bu eziyetin hesabını soracağız. Unutmayın! Efendinin kaderi, kölesinin alnında yazılıdır" (s.430)-
Profile Image for Zeynep Bal.
52 reviews3 followers
March 11, 2016
aslında edebi anlamda ancak 3 yıldızı hak edebilir bir kitap. ancak bu ülkenin insanının yüzyıllardır ne olduğunu bir kez daha gözler önüne serdiği için...
18 reviews
July 20, 2022
Yeniçerilik ve Yeniçeri Ocağı ile ilgili oldukça ilginç bilgiler var meraklısına. Tarih kişileri çarkları arasında un ufak etmekle kalmaz, kurumları da termodinamiğin entropi yasasına kurban eder. Kim haklıydı, kim haksızdı fazla yargılamadan okumak lazım romanı. Reha Çamuroğlu her ne kadar tarihçi de olsa bir tarih kitabı değil bir roman yazmış neticede. Bir şey maddi manevi çürüdüğünde yok olmaya mahkumdur, Yeni Çeri Ocağı gibi...
77 reviews1 follower
December 3, 2018
A beautiful book that follows the final 50 years of the existence of the janissary corps in Istanbul. Full of exotic scenery, philosophical conversations and strong characters, the book is an excellent account fo the final years of this much mysticized military order.
Profile Image for Altug Gurkaynak.
5 reviews4 followers
February 8, 2018
Hikaye güzel, yalnız yazarın İstanbul yerine sürekli İsLambul demesi sürekli dikkat dağıtıcı ve siyasi gönderme hissi yaratıyor.
Profile Image for Engin Demir.
18 reviews
April 9, 2020
Müthiş akıcı dili ile Osmanlı'nın gerileme dönemi, yeniçeri ocağı, nizam-ı cedit, saray-ı cedit, 3. Selim, Mustafa dönemleri. Bayıldım ben.
Profile Image for ipar_han.
228 reviews
February 8, 2025
#RehaÇamuroğlu'nun #Şahismail nam-ı diğer Şah #Hatai'yi anlattığı #ismail kitabını pek beğenmiştim.
Her ne kadar tarihçi kimliğiyle ön plana çıksa da #Çamuroğlu'nun romanlarındaki sürükleyici ve duygulu dili seviyorum.
***
Son Yeniçeri kitabında da, hikaye #HotinKalesi'nde Türklere esir düşen Rus asıllı #Petru'nun dilinden anlatılıyor.
Osmanlı Devleti'nin gerileme dönemini, tarih kitaplarında asi olarak gösterilen Yeniçerilerin iç yüzünü, ulemaların ve beyzade takımının bu dönemdeki tutumlarını ve tarihte Vaka-i Hayriye olarak bilinen Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması olayını konu alıyor. #sonyeniçeri #vakaiHayriye #rehacamuroglu

Son Yeniçeri, tarihte Vakayi Hayriye olarak geçen; Yeniçeri Ocağı'nın kanlı bir şekilde ortadan kaldırılması olayına ve olayın perde arkasına ışık tutuyor.
Yeniçeriler, Osmanlı'nın ilk yıllarından beri savaşlarda en önde cengaverlik yapan barış zamanı ise payitahtı koruyan modern anlamdaki ilk daimi ordudur.
Yalnızca savaşçı değil aynı zamanda esnaf, zanaatkar olan yeniçeriler, diğer tüm loncalar gibi pirlerine bağlıydı. Bu pirlerin çoğunluğu Bektaşi Dervişi idi. Sefere çıkarken, vergi alırken,.. ahalinin sopası sayılan yeniçeriye sormadan hareket edilemezdi.
Halkın desteğini elinde tutan yeniçeriler, bu gücü kontrol edemedikleri zaman Genç Osman'ın boğdurulması gibi hadiseler yaşanmış ve hanedan ile arasına kan sıçramıştır.
Bundan sonra yeniçerilerin etkinliğini azaltmak için Nizam-ı Cedid gibi inkılapçı askerler ve yeni kışlalar, giysiler ile profesyonel ordu sistemine geçiş amaçlanmıştır. Yeniçeriler Frenk Sisteminin ve modernleşmenin gerekliliğine inansa da bu düzeni kendilerine tehdit olarak algılamış ve kazan kaldırmışlardır. Bu ve bunun gibi bir çok isyandan sonra #çarşı her şeye karşı modunda kendi içlerinde de bir birlik sağlayamaz ve ne istediklerini ortaya koyamaz olurlar. "Ama ahali en kötü düzeni bile belirsizliğe tercih eder." Ve halkın desteğini yavaş yavaş kaybederler.
Softalar tarafından zındık, gizli kâfir, beynamaz diye mimlenirler. Mağlubiyetler kafirlikle suçlanan yeniçerilere bağlanır ve 16 Haziran 1826'daki kalkışmalarının ardından geriye II. Mahmut'un top atışları altında dağılan Yeniçeri Ocağı, At meydanında yığılmış dağ gibi cesetleri kalır.
Demine devranına hû diyelim.
Hû!

"Güç öyle bir şeydir ki ağırlığı durduğu yerden hissedilsin. Orada öyle durmasıyla tesirini göstersin. Gücü göstermek için ikide bir kullanmak zorunda kalmaya başlamışsan bu bir tek şeyi gösterir. O da senin artık eski gücünde olmadığındır."

“Yeniçeri olmak ne demekti bilir misin? Yeniçeri bir Hz. Ali'ydi. Yeniçeri bir Battal Gazi'ydi, Mimar Sinan Ağa'ydı.
Bu kapı var ya, bu kapı cenk aşkının, aşk cenginin kapısıydı. Buradan giren emin girer, emin çıkardı. Fakir şimdi gülerken bütün ömrüne güler. Bütün ömrünün mukaddesatının ayaklar altına alınışına güler. Bilir misin cenklerde şehit düşen yoldaşlarımı kıskanırım.
Niye mi? Bu rezilliği görmedikleri için. Onların kulaklarında hala mehterin 'hücumu' çınlar durur."
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Levent Mollamustafaoglu.
512 reviews21 followers
September 23, 2024
Tarihsel roman formu içinde son yıllarda yayınlanan kitaplardan biri de Reha Çamuroğlu'nun Son Yeniçeri romanı.Tarihçi Reha Çamuroğlu, Yeniçerilerin 18. yüzyıl sonlarından yok edilmelerine yol açan Vaka-i Hayriyye'ye (1826) kadar geçen çözülme dönemlerini roman formunda anlatıyor.

Dili son derece sade ve anlaşılır bu romanda ben yine tarihin okullarda bize ne kadar kötü öğretildiğini bir kez daha anladım. Yeniçerilerle ilgili yüzlerce bilgi parçası romana yedirilerek önümüze konuıyor. Belki biraz benim de ilgisizliğim sonucu yeniçerilerin çoğunun Bektaşi olduğunu, seferlere kendi paralarıyla aldıkları silahlarla katıldıklarını, daha sonra modern Türk Silahlı Kuvvetleri'nin de yapısını oluşturacak oldukça karmaşık yapılanmaları olduğunu, son dönemlerinde Saltanata karşı ve neredeyse Cumhuriyetçi denebilecek fikirlerin yeniçeriler arasında yayıldığını hiç öğrenmemiştim.

Roman Rus asıllı Petru'nun Osmanlı'lara esir düşmesi, köle olarak satılması, sonra Müslüman olup Yeniçeri ileri gelenlerinden Arif Ağa'nın ailesine katılmasıyla devam edip şimdi Sarı lakabını alan Petru'nun ağzından anlatılıyor, ama zaman zaman evin küçük oğlu Sabit lafı devralıyor.

Kabakçı Mustafa olayı, Alemdar Mustafa Paşa, Sekban-ı Cedid'in kurulması gibi olaylar anlatıcıların gözüyle, yeniçeriler ve halk üzerindeki etkileri de belirtilerek anlatılıyor.

Akıcı ve bilgi dağarcığı geniş bir roman ve okuyucuyu hayal kırıklığına uğratmıyor.
Profile Image for M..
51 reviews1 follower
February 29, 2016
okunmasi gereken bir kitap. kafalarda olusturulmus asi yeniceri imgesinin objektif acidan incelenip yaziya doküldügü, reha camuroglu kitabi. kitabin baslarinda kisa ve düsük cümleler bol olsa da sonlara dogru sanirim yazar da acilmis ve kitabi basucu kitabim yapmistir.

simdi de serinin devami olan kalem efendisi'ni okumak istiyorum.bakalim o nasil?
1 review1 follower
December 11, 2012
Elimden düsüremedigim, Osmanli'da yeniçeriyi, yasayis tarzlarini, savasa çikildiginda çikanlarin ve kalanlarin durumlarini, yeniçeriligin son dönemlerinde Osmanli'nin sosyal ve politik durumunu, ulema ve saray çekismelerini anlatan akici bir roman. Ileride tekrar okumak üzere kenara koydum.
Profile Image for Barış Akay.
40 reviews
May 20, 2021
Yeniçeriliğin son dönemi ve Osmanlı'nın son dönemlerini bir Yeniçeri'nin ve bir Rus dönmesinin gözünden, farklı bir bakış açısı ile sunuyor. Kitabı okuduğunuzda Vakai Hayriye'nin gerçekten hayır mı getirdiğini bir daha sorgulayabilirsiniz. Okunuş akıcı, zevk alarak okunacak bir eser.
Profile Image for Dr M. Guven Yalcintas.
1 review
Want to read
March 19, 2018
this book is in Turkish it shows the ottoman Empires strong Army establishment which was corrupted and turn into chaotic system which shows if Turkey was without Republic would have been a primitive and archaic country
Displaying 1 - 14 of 14 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.