AKP, CHP'ye sadece bir kez yenildi. Ben o kampanyayı yapan kişiyim. Kitabın ilk kısmının adını o gece Başbakan koydu: "Çok ama çok anormal bir durum." 12 Haziran Genel Seçimi'nden 8 ay önce Kılıçdaroğlu'na CHP'nin %26, AKP'nin %50 oy alacağını tam rakamlarıyla söyledim. Kitabın ikinci kısmının adını Kemal Bey koydu: "Bir seçim nasıl kaybedilir?"
10. Yıl Marşı, Atatürk iktidarının en güçlü olduğu dönemde; 1933'te yazıldı. Marştaki "Demir ağlarla ördük, ana yurdu dört baştan" sözünden, AKP dışında kimsenin bir ders çıkarmaması tuhaf değil mi?
Bir marşın içine bile "somut icraat" ekleme ihtiyacı hisseden Atatürk'ün iletişim tarzını kim örnek alıyor? "Göktürk Uydumuz Uzayda" diye ilan veren AKP mi? Bu mevzulara hiç takılmayan CHP mi?
"Türkiye'yi anlamada bir tür maden değerine sahip, olağanüstü ilginç bir kitap." -Ruşen Çakır-
Türkiye'de solun sorunu Başsoy'u takmamak." -Alper Görmüş-
"Demode: Göbeğini Kaşıyan Adam - Moda: Selim Türkhan" -Ahmet Hakan-
"Büyük emek verilerek hazırlanmış bir kitap. Tüm CHP'liler okumalı." -Umut Oran-
"Harikulade bir kitap. Özellikle tavsiye ediyorum." -Eyüp Can-
"Müthiş… 'Anlayana çok şey var' diyecektim ama cümleyi 'Bunu anlamayan salaktır' şeklinde değiştirdim son anda." -Güven Borça-
"Fukuyama ve Başsoy beraberce bir öğle yemeği yemeliler." -David Judson-
"Genellikle böyle övgüler pek bir manasızdır. Ve ben böylesi bir girizgahla Başsoy'u övüyorsam inanın bir şey vardır." -Serdar Akinan-
"CHP'yi, sosyal demokrasiyi ve siyaseti anlamak isteyenlerin ellerinden düşürmemesi gereken bir kitap." -Koray Çalışkan-
"Okuyanı gaza getirme ve ateşleme etkisi var." -Tuğçe Tatari-
"Elinizden bırakamayacaksınız, garanti ediyorum. Reklamsa da reklam." -Levent Üzümcü-
1971 Bursa doğumlu, okur ve yazar. Bursa Erkek Lisesi, Kayseri Fen Lisesi ve İktisat Fakültesi'nde öğrenim gördü. 1983 yılından beri yazılarından telif alıyor, 1985 yılından beri gazetelerde çalışıyor. Mizah dergileriyle başlayan yazarlık serüveni, edebiyat ve sanat dergileriyle devam etti. Üniversiteye başladığından beri reklam dünyasının içinde ama kendini "reklamcı" diye tanımlamıyor, çünkü "reklamcı"lığın bir "kimlik" değil, bir "giysi" olduğuna inanıyor. Başsoy "Reklamcı Nedir? Nasıl Reklamcı Olunur?" isimli deneysel "kitabımsı"sında okurlara bu ayrımı anlatıyor.
"ÖSS Matematikte 20 Soru Garanti" isimli kitabında üniversiteye hazırlanan öğrencilerin şartlandırılması ve matematik kavrayışlarının hatalarını ele aldı. Yayınlandığı dönemde çok ses getiren bu matematik kitabı, halen bazı akademisyenler ve üniversiteye hazırlanan öğrenciler tarafından referans kitap olarak görülmekte.
2011 yılında çıkan "AKP Neden Kazanır? CHP Neden Kaybeder?" kitabı ile Türkiye'de AKP dışında hiçbir partinin doğru algı yönetimi yapmadığını, bu nedenle kaybettiklerini ve böyle devam ederlerse sonsuza dek kaybedeceklerini anlattı. Ateşli Kitaplar adını verdiği mini kitaplar dizisiyle, yirmi yıldır yazdığı tüm deneme, öykü, masal ve aforizmalarını bir araya getiriyor.
Ateş İlyas Başsoy ulusal ve uluslararası çok sayıda reklam ödülü kazandı. Fayda isimli reklam ajansının ve Da isimli algı yönetim stüdyosunun sahibidir. BirGün Gazetesi'nde her pazartesi "günışığı"nı arar. Reklam Yaratıcıları Derneği Başkanı ve Türkiye Zeka Vakfı Genel Kurul üyesidir
Ateş İlyas Baysoy'la bir podcast vasıtasıyla tanıştım. Siyasete de özel bir ilgim olmadığından Antalya'daki seçim sürecinden hiç haberim yoktu. Anladığım kadarıyla Ateş İlyas Baysoy için hakedilmiş, CHP gibi zaten başarıları nadir olan bir parti içinse hakedilmemiş bir başarıymış.
Ateş İlyas Baysoy'un daha önce geldiğinde A kesin alır diyen taksici daha sonra aynı taksiye denk gelince ben B alır demiştim zaten diye dönmesi klasik bir dönek Türk taksici tiplemesidir. Zaten iddia ediyorum Türkiye'nin önündeki en büyük engel politikacılar kadar taksiciler ve genele hakim taksici zihniyetidir.
Ateş İlyas Baysoy'un CHP'li adaylara gönüllü destek olmak istemesi ve geri dönüş dahi alamamasına maalesef ve üzülerek hiç şaşırmadım. Kendi kendine ve dolaylı olarak da milletine bu kadar düşman bir parti sağlam ve bölünmeyen tabanıyla dünyanın en şanslı partisidir. AKP de CHP gibi bir rakibi olduğu için dünyanın en şanslı partisidir. Dolayısıyla olan da her zaman olduğu gibi millete olmaktadır.
Zaten AİB da bunu şöyle özetlemektedir "CHP'ye oy veren insanlar ne kadar iyi niyetliyse CHP'yi yönetenler de o kadar kötü niyetlidir." Deniz Baykal'ın koskoca Antalya seçimine 150bin lira ayırması ve bugünümüze çanak tutması bence Atatürk'ün "dahili bedhahtlar" sözüne birebir örnektir. Yemin ediyorum "okuyan kesim" diye övünen CHP'nin cehaletini ve aymazlığını okurken içim kabardı, yüreğim ezildi. Zaten kendi deyişiyle "taşra, korkunç vasatlığı ile beni (AİB'yi) de ezmiş geçmiş."
Seçime üç ay kala bir ayın habersiz geçmesi, sunumu yaptıktan sonra da bir hafta kaybedilmesi tam bir Türk çalışma tipi örneğidir. Ben de danışmanlık projelerimde bu işi "12 ayda tamamlarız" dememe rağmen bana dönüşleri 2 ayı bulunca da bunu 10 ayda bitirelim diye hem bizim hem çalışanların üzerine anlamsız baskılar kuran yönetimler Türkiye'yi yönetenlerle aynı zihniyettedir.
Modelleri AKP'nin incelemesi ve 2011 yerel seçimlerinde kullanması ancak CHP'nin dikkate bile almaması bugün neden bu halde olduğumuza kanıttır. Ve tabi Akaydın'ın her politikacı gibi seçilince çark etmesi, vaatlerini gerçekleştirmemesi herşeyin bir algı operasyonu olduğu, A'dan Z'ye hangi partiden hangi politikacı gelirse gelsin kendi çıkarını düşüneceği, milletin her zaman olduğu gibi ağır yükler altında ezileceğini göstermektedir. Eğer öyle olmasa bir milletvekili de çıkar millet 40 yıllarda emekli olamazken bir ne hakla 2 yılda emekli olabiliriz ki derdi değil mi? Demedi, demez.
Ateş İlyas Baysoy'un başarıya engel olanları tek tek isimleriyle teşhir etmesine çok sevindim. Böyle anı kitaplarında genellikle "adı bende kalsın" denir ancak bu neye hizmet eder hiç anlamam. Ya açıkla, ya yazma. Yazarsan, açıklama yükümlülüğün vardır.
Ana muhalefetin karavana tablosu bir harika. CHP'nin bitmek bilmeyen ve hala da devam eden iç kavgaları, 6'lı masanın 12 eliyle bir şeyi doğrultamaması (anladınız siz onu), Kılıçdaroğlu'nun hala şımarık bir çocuk gibi ben sınıf başkanı olacağım şeklindeki mızmızlıkları bence bize bu seçimde de mucize beklemememiz gerektiğini göstermektedir. Zira CHP'nin önündeki en büyük engel Kılıçdaroğlu'dur.
Kitabı ne kadar beğendiysem basımı da bir o kadar beğenmedim. Bir kere spacing çok kötü ki AİB gibi reklamcılık kökenli bir insanın kitabın basımına çok daha özen göstermesi lazımdı. Sayfalar yarım veya yarımdan azdı ki yaklaşık 80 sayfa ziyan diyebilirim. Ve çok çok çok fazla tekrar var. Aynı şey dört farklı bölümde aynı cümlelerle anlatılıyor. Anafikir çok iyiydi ve kitap bütün çapaklardan temizlenmeliydi.
Yine de her ne kadar üzülerek, içim sıkışarak okusam da yeni seçimde umutlanmamam gerektiğini bana bir tokat gibi hatırlattı.
Artıları: Selim Türkhan profili çok doğru bir tespit. Antalya yerel seçimindeki stratejinin detaylarını okumak zevkliydi. Eksisi: Özellikle sonlara doğru tekrarın fazla olması.
25 sayfalık bir özü 350 sayfa içinde DEFALARCA okumak isterseniz, buyrun. Birbirinin neredeyse kopyası röportajları üstelik ardı ardına sıralaması yetmez gibi bir de okur yorumu kısmı eklenmiş kitabın sonuna, ne kadar anlamsız. Doğru tespitler ve verdiği bakış açısı için teşekkürler, ancak bunca emeğe değmedi diyorum.
Kitap iyisi ile kötüsü ile acı gerçekleri yüzünüze vuruyor. Okurken yazarın kibri ve sondaki gazete röportajları kısmı biraz bayık ilerlese de yine de önemli bilgiler mevcut. Siyaset ile ilgili herkes bir çırpıda okuyup bitirebilir.
Her seçim döneminde tekrar tekrar çok satan listesine gireceği kesin olan kült kitap. Allah bu millete bir daha AKP Neden Kazanır, CHP Neden Kaybeder? yazdırmasın :(