Jump to ratings and reviews
Rate this book

Karalama Defteri - Ararken

Rate this book
Günlerin Getirdiği ve Sözden Söze ile birlikte Ataç'ın ilk dönem ürünlerini yayımlayarak "Bütün Yapıtları"na doğru ilk adımı atıyor YKY.
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatına deneme ve eleştirileriyle damgasını vuran Nurullah Ataç'ın, kuşku, ironi, coşku yüklü bu yazılarında dil, uygarlık, şiir ve sanat üstüne, günümüz okuruna söyleyecek pek çok sözü var.

175 pages, Paperback

First published April 1, 1998

29 people are currently reading
261 people want to read

About the author

Nurullah Ataç

42 books23 followers
Türk eleştirmen, denemeci, yazar, şair. Eleştiri ve deneme alanı dışında hemen hemen eser vermeyen sayılı yazar ve şairlerden biridir.

Nurullah Ataç, 21 Ağustos 1898'de Hammer'in Osmanlı Tarihi isimli kitabı Türkçeye çeviren Mehmet Ata Bey'in oğlu olarak İstanbul'da doğdu. Nurullah Ataç'ın babası Mehmet Ata başarılı bir bürokrat idi. İlkokuldan sonra Galatasaray Lisesi'nde 4 yıl okudu. Daha sonra eğitimini İsviçre'de sürdürdü. Babasının ölümünün ardından 1919'da İstanbul'a döndü. 1922 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni sürdürdü tamamlayamadı. Fransızca öğretmenliği ve tercümanlık yaptı. 1945'ten sonra Cumhurbaşkanlığı çevirmeni olarak görev yaptı.

1926 yılında Leman Ataç ile evlendi. Bu evlilikten 1926'da, daha sonra babasının yaşamından kesitler anlattığı kitabı "Babam Nurullah Ataç"ı yazacak olan Meral Ataç Tolluoğlu doğar.

TDK yayın kolu başkanı oldu. İlk şiirleri Dergâh'ta yayımlandı. Fransız, Latin ve Rus klasiklerinden çeviriler yaptı. Gazete ve dergilerde eleştiri ve deneme türünde yazılar yazdı. Eleştiri yazılarıyla Türk edebiyatında izlenimci eleştirinin ilk örneklerini verdi. Akşam'da tiyatro eleştirmenliği, Hakimiyeti Milliye, Ulus, Milliyet, Tan, Posta, Cumhuriyet, Son Havadis, Dünya gazetelerinde eleştiri yazıları çıktı. Denemeleri Türk Dili, Varlık, Yedi gün, Ülkü, Seçilmiş Hikayeler dergilerindedir.

Ataç yazı yaşamına tiyatro eleştirisi ile başlamıştır. İlk yazısı 1921’de Dergâh’ta yayımlanan “Türk Tiyatrosunda İlk Göz Ağrısı” adlı tiyatro eleştirisidir. Ataç, tiyatro eleştirisi ile ilgili yazılarını Dergâh ve Akşam dışında Hâkimiyet-i Milliye, Milliyet, Son Posta, Haber-Akşam Postası, Ulus, Son Havadis gazetelerinde ve Hayat, Darülbedayi (Türk Tiyatrosu), Yeni Adam, Ülkü dergilerinde yayımlamıştır. Bu gazete ve dergilerde 1921-1957 yılları arasında tiyatro hakkında yaklaşık 125 yazısı bulunmaktadır ve bu yazıları kitaplarına girmemiştir. Ataç, tiyatro eserleri için yazdığı eleştirilerle Türk tiyatrosu için bir yol gösterici olmuştur. Batılı tiyatroyu yakından tanıyan Ataç, Türk tiyatrosunun ve seyircisinin Batı’nın seçkin oyunlarını oynayacak ve izleyecek düzeye gelmesi için çok çaba harcamıştır. Ataç tiyatro hakkında yazmış olduğu eleştirilerle yalnızca tiyatro sanatı ile ilgili teorik görüşlerini ve Türk tiyatrosunun tarihî gelişimini gözler önüne sermekle kalmamış, aynı zamanda bu sanatın Türkiye'de gelişimine de katkıda bulunmuştur.

1955 yılında gut ve şeker hastalığı ortaya çıktı. Eşinin 1955 yılında ölümünün ardından karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları başladı. 17 Mayıs 1957 yılında İstanbul Numune Hastanesi'nde öldü.

Ölümünden sonra birçok yazın ve sanat dergisinde kendisi için özel sayı çıkartılmıştır ve hakkında 2 kitap hazırlanmıştır. Bunlardan ilki 1959'da Tahir Alangu'nun hazırladığı Ataç'a Saygı isimli, O'nun için yazılmış yazıların derlendiği bir kitaptır. İkincisi ise, Türk Dil Kurumunun 1962'de Ankara'da çıkardığı Ataç isimli kitaptır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
39 (29%)
4 stars
50 (38%)
3 stars
30 (22%)
2 stars
5 (3%)
1 star
7 (5%)
Displaying 1 - 14 of 14 reviews
Profile Image for Aras  9¾.
151 reviews23 followers
Read
August 10, 2017
Bu dünyadan bir Montaigne geçmişse bir de Ataç geçti.Kendi edebiyatımızın bu türünü es geçiyoruz diye hissediyorum;bazen Ataç'ı bilmeyenlere rastladığımda içimde bir burukluk hissederim.Bilmek,tanımak lazım.Bir görev bize bu yazarı da bilmek,hiç olmazsa birkaç kitabını okumuş olmak.

Öte yandan bence oldukça keyifli okuması olan bir türdür deneme.Bu kitap da o keyfi sağlıyor.Tahmin ediyorum ki sonraki okuyacağım kitapları da aynı keyfi verecektir.
Profile Image for Kaan.
42 reviews
January 23, 2019
Keşke daha fazla kişi Montaigne'i okuduğu gibi Ataç'ı okusa. Zamanın edebiyatının çok güzel incelemeleri var, bunu yanında kendi hayat felsefesi ile ilgili denemeleri var bu kitapta. Edebiyatımızın en güçlü eleştirmenlerinden biri.
Profile Image for Mehmet B.
259 reviews19 followers
February 27, 2022
Ataç'ın dilinin akıcılığı, ağır düşünsel konuları rahat, anlaşılır biçimlerde aktaran deyişi, Türkçe'mize özen göstermemizin önemini, dilimizi, düşünce alışkanlıklarımızla birlikte geliştirmemiz gerekliliğini hatırlatıyor.
Profile Image for Aykut Kısa.
222 reviews17 followers
April 2, 2022
'' Her doğru söylenebilir, her doğru söylenmelidir, yoksa çevremizi aldatıyoruz, çevremize yalanı yayıyoruz demektir.'' syf.11

'' Övülmek her kişi için, hele tuttuğu işi kendine gerçekten dert edinmiş her kişi için, gerekli bir azıktır.'' syf.15

''Kendine gerçekten güvenen adam, beğenmiyenlerin sözünü öfke ile değil, olsa olsa şaşırarak karşılar: ''Neymiş? Acaba yanılmış mıyım? Yaptığımı doğru sanıyordum, değil miymiş?'' Böyle düşünür önce. O sözleri ille doğru bulur demiyorum; inceleyip onların çürüklüğünü görür, gösterir, ama sinirlenmez.'' syf.17

Yukarıda kitaptan üç tane alıntı paylaştım ama altını çizdiğim cümle, kavram, tespit sayısı bundan çok daha fazla. Deneme türünü kitabi bir bilgi olarak üniversite sınavlarına hazırlandığım dönemden biliyordum. E tabi türün yaratıcısı Montaigne'yi de biliyordum. Ama deneme türünde bir kitap hiç okumamıştım.
Deneme türüne aşina olanlar bilir ki yazar aklına gelen her konuda fikrini belirtir. Ben böyleyim. Ben sevmiyorum der. Nurullah Ataç'ta doğal olarak böyle yapmış ve yazıldığı dönemde oldukça popüler olduğunu sandığım edebi meselelere, ülke gündemine dair ilginç yazılar kaleme almış.

ÖzTürkçeye karşı özel bir yakınlığı hatta takıntısı olduğu aşikar mesela. Yine Tevfik Fikret'i sevmedeğini söylüyor. Hem de birkaç yerde.
Özellikle ilgimi çeken ve yazıldığı dönem için baktığımızda doğru olan bir hususu paylaşmak istiyorum. Nurullah Ataç sinema sanat mıdır diye soruyor. Bence değildir diyor. Değildir tezini de şöyle savunuyor: Sinemanın yarına kalma gücü yoktur diyor. Ben beğendiğim bir filmi bir daha izleyemiyorsam, çocuklarıma ya da torunlarıma eskiden böyle bir film izledim deyip bunu onlara gösteremiyorsam bu sanat olamaz diyor. Çünkü Ataç'a göre sanat yarına kalma erdemine sahip olmalı. İnanılmaz değil mi? DVD'lerin, Netflix'lerin olmadığı ve bir izlediğinizi bir daha izleme şansınızın olmadığı bir çağda böylesi bir yorum yapabilmek. Ben çok etkilendim. Çünkü Ataç şunu da söylemiş sinemayla ilgili görüşlerinde. Belki bu durum gelecekte değişir... Evet sevgili Nurullah Ataç her şey çok değişti. Sinema yarına kalma görevini artık icra edebiliyor.
Profile Image for Özgün Onat.
437 reviews6 followers
Read
August 13, 2020
Nurullah Ataç ismini lisede edebiyat dersinden beri duymadım, anılarda, gri hücrelerin arka bölümlerinde kalmış bir isim, tekrar okuma fırsatı bulduğum için sevindim ( nede olsa mecburi ders olarak değil, olgunluğun getirdiği keyifle okuyacağız ). Adı belli çevreler dışında geçmediği, çok bilinen bir isim olmadığı için kısaca biyografisine bakalım: Ataç (1898-1957), Türk Edebiyatında modern anlamda deneme türünde ürün veren ilk yazar ve eleştirmendir. Dergah dergisinde yayımlanan şiir ve yazılarıyla edebiyat dünyasına giren Ataç, çeviri, deneme ve eleştirileriyle Cumhuriyet dönemine damgasını vurmuştur. Yeni bir kültür ve dil arayışı içinde, kendi türettiği sözcükleri, devrik tümceleri ve kendine özgü biçimiyle dili bir uygarlık sorunu olarak ele almış; Batılılaşma, Divan şiiri, yeni şiir, eleştiri gibi çeşitli konularda, kişisel yönü ağır basan yazılarındaki kuşkucu ve cesur tavrıyla pek çok genç yazarı da etkilemiştir. Elliye yakın çeviri yapmıştır.
Sohbet havasında yazılmış, karakteristik bir dili var. Yeni bir dil arayışı, devrik cümleleri, kendi türettiği sözcükler iyide ama “büğün” kelimesi beni çok yordu; sonunda telaffuz etmeye çalışmayı bıraktım, bildiğim gibi okudum. ()
Keskin görüşleri ve sivri bir dili var, eleştirileri sert hatta bazen aşırı, eleştiri boyutunu aşmış gibi. Okurken ‘Acaba bu denemede eleştirilen kişi, okurken nasıl hissetti?‘ diye düşündüm, özellikle sevdiğim isimler olunca daha bir rahatsız oldum, “acaba ben mi hayran olurken hatalı seçim yaptım?” diye. Eleştirdiği, yerden yere vurduğu kişilerde şaşkınlık uyandırmayacak gibi değil. Sonra bildiğim halde araştırdım.
Bu isimlerden ilk dikkatimi çeken Thomas Mann oldu. Biyografisine bakıldığında onun için yazılanlar:
Thomas Mann (1875-1955): 20. yüzyılın en önemli Alman yazarlarından biridir. Eserlerinde dini, faşizmi ve burjuvaziyi eleştirdi. II. Dünya Savaşı sırasında cumhuriyet ve demokrasiyi savundu. Temelde 19. yüzyılın gerçekçi anlatı geleneğine bağlı olan Mann’ın roman ve öyküleri ruhsal ve gerçek yaşam, sanatçı ve kent soylu dünyası, ölüm özlemi ve yaşam görevleri arasındaki karşıtlıklardan yola çıkarak sanatçı varoluşunu betimler. 1929 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü.
Diğer isim Tevfik Fikret (1867-1915): Tevfik Fikret, Türk şair, öğretmen, yayıncı. Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılma sürecinde yetişti. . 1891'de "Mirsad" dergisinin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazanınca edebiyat çevrelerinde adını duyurdu. Servet-i Fünûn topluluğunun lideri olan Tevfik Fikret, devrimci ve idealist fikirleriyle Mustafa Kemal başta olmak üzere dönemin pek çok aydınını etkiledi. Türk edebiyatının Batılılaşmasında büyük pay sahibidir. Dünya görüşü, çağının koşullarını aştı. Özgürlük ve eşitliğe inandı. Sınıfsal çıkarlara dayalı yönetim biçimini eleştirdi, belli egemen sınıfların yönettiği devlete ve bu devletin koyduğu yasalara karşı çıktı.
Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962): Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk şâir, romancı, deneme yazarı, edebiyat tarihçisi, siyasetçi. Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar; "Bursa'da Zaman" şiiri ile geniş bir okuyucu kitlesi tarafından tanınmış bir şairdir. Edebiyatın birçok dalında eser veren sanatçılarımızdandır. Değişik yazarlarla ilgili biyografiler, mektuplar da bırakan Tanpınar döneminin yeri doldurulamaz bir sanatçısıdır. Bugün edebiyat alanında onun yetiştirdiği birçok öğrenci vardır. Ayrıca Tanpınar ve eserleri ile ilgili birçok kitap ve araştırma yayınlanmıştır. Eserleri radyo tiyatrosu olarak uyarlanmıştır.
Bugün ve daha öncesine bakınca, sert eleştiri yaptığı, beğenmediği (kimse beğenmek zorunda değil ama…) bu kişiler ödül almış, üniversite okumuş, mektepli sanatçılar. Bugün hala eserleri okunuyor. Ataç’a gelince belli kesim dışında çok bilinen, okunan bir edebiyatçı değil. Neden dönemlerinde ünlü olmuş, ödüllü edebiyatçıları bu kadar ağır eleştirdi diye insan düşünmeden yapamıyor. Ki bu seçtiğim isimler eleştirdiği ünlülerden sadece bir kaçı daha kimler var ama hepsini yazsam yorum bitmez. ( sırıt ) Bu kadar çok ismi eleştirdiği içinde size araştıracak, okuyacak bolca malzeme çıkıyor.
Bir yerde sinema ile ilgili yazmış, tabii onu da eleştirmiş. ( hakkıdır ) “Sinema bir sanat değil, geçip gidiyor, kalmıyor.” demiş. Ve sinemanın da resim, şiir, müzik, edebiyat, tiyatro gibi kalıcı olması için bir çare bulunması gerektiğini söylemiş. Oysa çok yanılmış. Bugün değil ilk çıktığından beri filmler yanıcı özelliğinden dolayı alüminyum kutularda saklanıyor. Bunu bilmiyor olabilir ama eleştiri yazacaksa araştırması gerekirdi. Bilmediği konuda bu kadar rahat eleştiri yapmamalıydı bence.
Doğu ile Batı arasında çok fazla git-gel yaşasa da, edebiyatı ileriye taşıyacak Batı kültürünün ve dilinin benimsenmesi taraftarı. Türkiye'nin Doğu dünyasından tamamen kopup Batı dünyasının bir parçası olmasını savunan ama ruhen hala Doğulu bir aydın. Bu çelişkisini yazılarında da itiraf ediyor. Gene de Ataç okunması gereken ilginç bir kişilik.
Profile Image for ehk2.
369 reviews
November 7, 2017
"Roman okumayi sevmeyenlerde ... karsilarindakinin acilarini paylasma gucu yoktur."

"'Ben bunun yalan oldugunu biliyorum, ben buna inanmiyorum, ama kamunun bu baglar altinda kalmasi, onun anlamamasi daha iyi olur' diyen kimse ogrendigi, anladigi dogrulara layik olmayan kimsedir."

"Kisioglu duzeltemedigi kusurlarini giderek birer ustunluk, birer erdem saymaya baslar."

"Alafranga edebiyat, Abdulhak Hamit Bey edebiyati, bu ulkeye duzmece bir Bati edebiyati getirerek bizde gercek Bati medeniyetinin yerlesmesini geciktirmislerdir."

"Dunyayi karanliktan, sakat dusunceden, yavuzluktan kurtaran okul degildir, buyuk dusunurlerin, bilginlerin, sairlerin yazdiklari kitaplardir. O dusunurlerin, bilginlerin, sairlerin kitaplarini ortaya koymazsaniz, okul hicbir ise yaramaz."


Bilindigi gibi oznel, yani biraz mizaca bagli ama -katilsaniz da katilmasiniz da- gayet guzel kisa denemeler... En cok da, sakinmasiz, kayitsiz Baticiligini sevdim. Koktenci olmayi arzulayan (dusunce yoluyla) ama her zaman aslinda gercek bir supheci olan biri gibi ("Firansiz yazarlardan Jacques Rigault'un 'Kesin de soylesem gene sormaktayim' diye bir sozu vardir, ben her yazimin uzerine onu koyabilmek isterdim"). Bir konuyu, karsit yonden degerlendirebilisi, bazen kendi zevklerinden de feragay etmesi...
Profile Image for Seda.
14 reviews1 follower
February 1, 2020
Geçmiş zamanlarda hep merak ettiğim bu edebiyat ortamını gözler önüne sermiş. Eleştirdiği yazarlara bu kadar hakim değildim fakat Türkçe konusundaki ısrarcılığı takdire şayan. En çok de 'Kendi Kendime' kısmını sevdim çünkü tamamiyle insanın içine dokunan ve aynaya bakıyormuş gibi hissettiren bir yazıydı. Sayesinde değindiği yazarları bir bir incelemek ve okumak istiyorum. Kitaplar hep başka kitapların kapısını açar. Montaigne'nin "Denemeler"inden sonra bizim edebiyatımızda bunu görmek beni mutlu etti. Bakış açısı biraz bana dar geldi, spesifik bir bakış açısıydı. Üslubu samimi içten ve oldukça netti. Umarım seversiniz ben çok sevdim.
Profile Image for Fikret  Balcı.
7 reviews1 follower
January 13, 2021
En güzel türlerden biridir Deneme. Daldığımız bir anda konudan konuya geçiş yaptığımız, o birbirinden bağımsız sıralı düşünceler gibi çeviririz o sayfaları. Kaygısızdır yazar, canı neyi isterse onu konu eder, kimi isterse onu hedef seçer, eleştirir, fikir beyan eder üzerlerine.

Bazı Türk yazarlarının, Batı edebiyatının etkisinde kalmış olduğu bir dönemde, doğallıktan uzak, zorlama ve duygusuz eserler ortaya koymalarını eleştiren, Türkçenin doğru kullanıma dikkat çeken, eskiden kurtulup yeni bir düşünce tarzı, yeni bir edebiyat, yeni bir ‘acun’ yaratılması gerektiğini savunan ve farklı diğer konuları da ele aldığı güzel bir eser ortaya koymuş Nurullah Ataç.
Profile Image for Ferhat Elmas.
892 reviews18 followers
February 15, 2021
Genelde hakkinda kotu seyler duymustum ama samimi, dogruyu kovalayan ve yapici bir adam gordum. Yazdiklarini pek cok acidan sorguluyor ve buna ragmen bir sonuca vardigindan supheli. Ben okumaya devam ederim ve oneririm de.
Profile Image for Çetineus.
125 reviews4 followers
June 3, 2021
Bence asıl sanat adamı, asil sanat adamı, sanattan anlamıyanları yanına yaklaştırmamağa çalışan adamdır. Konuşur onlarla, düşer kalkar, ama onlara sanatından açmaz, sanatına ilgilendirmek istemez onları...
Profile Image for Edovala.
32 reviews1 follower
Read
February 28, 2023
Bu yorumu tarihe not düşsün diye yazacağım: depremden iki kez sağ çıkıp sığındığımız yerde elime geçti bu kitap. Öylesine buldum okudum, plansız, hesapsız, sırf zaman geçsin diye. İyi de geldi deprem harici bir şeylerle ilgilenmesi zihnimin.
Profile Image for Kira Kiralina.
23 reviews8 followers
December 21, 2019
“Yalnız bir şeyi bilmekle yetinen onu da iyice bilemez. Gerçek bilgi birliktedir, bizim birbirinden ayrı konular sandığımız şeyleri birbirine bağlayan birliği görmektedir.”
1 review
July 27, 2022
Bu kitapla zamanda yolculuğu deneyimleyeceğimi düşünmezdim. Öyle küçük ayrıntılarda öyle hoş hissettim ki
Profile Image for Baha Güzeycan.
4 reviews2 followers
November 7, 2014
Nurullah Ataç'ın tespitleri ve önermeleri onun nefis devrik anlatısıyla okura müthiş bir zevk veriyor . Her edebiyat tutkununun okuması gereken bir kitap !
Displaying 1 - 14 of 14 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.