📚Reggie tüm bunlardan bıkmıştı artık. İnsanların diğerleri hakkında bildiği (bildiğini düşündükleri) şeylerden... Belki de herkesin gizlediği şeyler vardı, sadece annesinin değil. Reggie insanların içini bir akvaryuma bakar gibi görebilmeyi diledi. Böylelikle ne daha fazla yalanla ne de türlü saçmalıkla uğraşması gerekirdi.
Polisiye ya da gerilim kitaplarının, son sayfaya kadar katil kim diye beni zorlamasına bayılıyorum. Bu kitapta onlardan biriydi. Bazı şeyleri tahmin etsem bile emin olamadım, hep bu mu acaba diye sorguladım. Kitaptaki hiçbir karakterden emin olunmuyordu, çünkü herkes dengesiz, herkes bir tuhaftı. Regina dahil herkesin garip huyları vardı. Doğruluğundan emin olamamakla birlikte, en güçlü tahminimde yanılmadım. Ama yazar katili tahmin etmeyi zorlaştırmak için elinden geleni yaptı, sürekli şaşırtmacalı ipuçları verdi.
Kitabın hem geçmiş hem günümüz şeklinde yazılması çok hoştu. 1985 yılında, Reggie 13 yaşındayken olan olaylar, işlenen cinayetler ve 25 yıl sonra kaçtığı kasabaya geri dönmesine ve orada kalmasına sebep olan olaylar. Bir de araya serpiştirilmiş, 1985 yılında bir gazeteci-yazarın cinayetleri anlattığı kitaptan alıntılar vardı. Bu geçişler çok hoşuma gitti, bölümler kısa kısa olduğu için de heyecanı hep canlı tuttu.
Reggie karakterini sevdim ama Tara’yı ve pervasızlığını hiç sevmedim. Sanırım bir tek tuhaflıklarını hoş görebileceğim Reggie’yi ve Len’i suçlu mu diye sorgulamadım. Bakış açısı olarak Reggie’nin tarafından anlatılsa da ben olayların 3. kişi ağzından değil, Reggie’nin ağzından anlatılmasını tercih ederdim, bakış açısıyla duygular tam yerine otururdu.
Ortalara doğru geçmiş ve günümüz karakterleri tamamen aynı olmaya başladığında biraz kafa karıştırıcı olsa da akıcılığından bir şey kaybetmedi benim için. Tek keşke dediğim şey, kitap 80-90 sayfa daha az olsaymış konu daha iyi toplanırmış. Arada meraklandırmak adına bazı bölümler uzatılırken, sonu çok aceleye gelmiş, katil açıklandığında kitap bitmiş gibi oldu.
Bu isim konuya uymuş olsa da ben orjinal adını daha çok sevdim, hikayeye yakıştırdım. Yazarın okuduğum 2. kitabıydı ve hep aynı tarz yazan yazarlardan farklı olarak, konularının hiçbir benzer yanı yoktu, ikisini de sevdim. Diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım.
📚”Bence biraz acınası,” dedi Tara, gözlerini devirerek.
“Kadının kızı o,” diye cevap verdi Charlie. “Ne yapacaktı yani?”
“Kadının böyle çıkıp konuşmasına izin vermemeleri gerektiğini düşünüyorum sadece. İşlerin daha da... Ne bileyim işte, daha da kontrolden çıkmış gibi görünmesine neden oluyorlar. Herkes polislerin elinde hiç ipucu olmadığını biliyor ve sanki katili yakalamanın son çaresi, adamın içinde kalan son insanlık parçacığına, yaşlı kadını yalvartarak seslenmekmiş gibi gösteriliyor. Çok şey... duruyor... Çaresiz.”
📚”Polislerin bunu çözebilmesine imkan yok. Nereden başlayacaklarını bile bilmiyorlar bence.”
“Ve sen biliyorsun, öyle mi?” dedi Charlie. “Neden o sert medyum haline bürünüp dışarı çıkarak katili yakalamıyorsun Tara?”
Tara ona kaşlarını çattı. “Bu geceki aptal ortaokul dansına seninle gelmeyi kabul etmedim diye kızgınsın sadece. Karanlıkta senin elini tutmayacağım, elbiseme iğrenç bir çiçek takmayacağım ya da başımı omzuna koyup dandik bir şarkıda seninle dans etmeyeceğim için hıyarın teki mi olacaksın yani? Bir kızın kalbini nasıl kazanacağını biliyorsun, Romeo.”
📚Yine başlıyordu işte... Charlie’nin dudaklarından ne zaman Tara’nın adı dökülse, Reggie’nin içindeki o kıskançlık ateşi tekrar alev alıyordu. Oysa bu duyguyu şu an hissetmesi aptalcaydı. Özellikle de ona bakıp aşk ya da romantizm gibi hislere kapılmadığı halde...
📚Reggie bu odada bulunmaya hakkı olmadığını fark etti. Ne bir dedektif ne de süper kahramandı. Oda ve içindeki her şey onu korkutuyordu, sadece odanın dağıtılmış olması değil, her şey... Annesini hiç tanımadığı gerçeğiyle yüzleşmesi canını acıtıyordu. Onu her daim süper bir kadın kahraman, mezuniyet balosu kraliçesi, köpekler tarafından parçalanacak olan küçük kızların kurtarıcısı olarak görmüştü. Ama şimdi, perde kalkınca, altından tamamen farklı biri ortaya çıkmıştı.
(❗️Bu alıntı spoiler içerebilir)
📚”El haritadır, Reggie. Çingeneler, Yunanlar, Çinliler, Mısırlılar ve İbraniler bunu biliyorlardı. Elleri hep onurlandırmış ve hastalıkları teşhis edip iyileştirmek için kullanmışlar. Sol el, onunla doğduğun eldir, sağ eli ise yaşadığın şeylerle sen yaratırsın. Kurbanlarımın sağ elini alarak, yaşadıkları iğrenç hayatları bu dünyadan silerek onları öteki tarafa saf bir şekilde yolladım.”