Sami Bey'in ruhu bana mısın demiyordu ipil ipil yağan yağmura. Bir Fatih'e iniyor, bir gençliğine gidip Kumkapı sahillerinden karpuz kabuklarının yüzdüğü kristal denize atıyordu kendini, bir Perşembe Pazarı'ndaki hurdacı dükkânına, yeni yeni para kazanmaya başladığı günlere dönüyordu. Ama en büyük huzuru ilk karısının yanına vardığında duyuyordu. Önünde dilimlenmiş domatesi, kavunu, beyaz peyniri, karşısında yokluğuna alışamadığı ilk aşkı, karısı, buğulu ılık sesiyle 'koklasam saçlarını bu gece taa fecre kadar'ı okuyordu... Çocuklarının doğumu... onları Florya'ya denize sokmaya götürdükleri günler... okula başlayışları... sonra bir hançer saplanıyordu göğsüne, karısının tabutunun arkasından yürüyordu ağır ağır. Gözyaşları sel gibi düşüyordu yanaklarına.
Güneşe Dön Yüzünü 1940'lardan 80'lere Türkiye'nin panoramasını çiziyor...
Ayşe Kulin is a Turkish contemporary novelist and columnist. Kulin graduated in literature from the American College for Girls in Arnavutköy. She released a collection of short stories titled Güneşe Dön Yüzünü in 1984. A short story from this called Gülizar was made into a film titled Kırık Bebek in 1986, for which she won a screenplay award from the Turkish culture ministry. Kulin worked as a screen writer, cinematographer and producer for many films, television series and advertisements. In 1986, she won the Best Cinematographer Award from the Theatre Writers association for her work in the television series Ayaşlı ve Kiracıları.
In 1996, she wrote a biography of Münir Nureddin Selçuk titled Bir Tatlı Huzur. With a short story called Foto Sabah Resimleri she won the Haldun Taner Short Story Award the same year and the Sait Faik Story Prize the next year. In 1997, she was chosen as the "Writer of the year" by the İstanbul Communication Faculty for her biographical novel Adı Aylin, She won the same award the next year for her short story Geniş Zamanlar. In November 1999, she wrote a novel called Sevdalinka about the Bosnian Civil War and in 2000, a biographical novel called Füreyya. In June 2001, she put out a novel titled Köprü about drama in Turkey's eastern provinces and how they shaped the republic's early history.
In May 2002, Kulin wrote a novel titled Nefes Nefes'e about the Turkish diplomats who saved in the lives of Jews during the holocaust in World War 2.
She has married twice, her latest novels Hayat and Huzun describe her life with her spouses, Mehmet Sarper and Eren Kemahli. Both ended in divorce but she bore 4 sons from the marriages.
Eski zaman hikayelerini okumak hoşuma gidiyor. Hani demişler ya geçmişini bilmeyenin geleceği olmaz diye, geçmiş zaman hikayeleri bu nedenle de fazlasıyla ilgimi çekiyor. O dönemlere ait hikayeleri, romanları okuduğumda şu an içinde bulunduğumuz durumu daha iyi anladığımı düşünüyorum. Kitabın içerisindeki hikayeler de güzel ve ilgi çekiciler. Bu nedenlerle okumaktan keyif aldığım bir kitap oldu benim için.
Bu Ayşe Kulin'in ilk eserlerinden. Sanırım bu kitabın başarısından aldığı cesaretle roman yazmaya başlamış.
Uzun süredir okuduğum/dinlediğim iş geliştirme, kişisel gelişim ve genellikle ingilizce bilim kurgu kitaplardan sonra vaha bulmuş gibi oldum. İnce, hemencecik okunan bir kitap. Son hikayelerdense yazarın çocukluk anılarını anlattığı hikayelere bayıldım. İlk başta hikayeler "sanki" bağlantılı ve kitabın devamı da o bağlantıda gelecek gibi dururken son hikayeler kurmaca ve hızla ilerlemiş dönemlerden olması bir miktar hayal kırıklığı yaratsa da ben beğendim. Helsinki Kütüphanesinde yazarın hemen hemen bütün kitaplarını bulmam da hoş bir tesadüf oldu.
SU GİBİ YAZAR: AYŞE KULİN Kitabın içinde birbirinden güzel 9 öykü var. İlk iki öyküsünde bir dörtlemesininden izler var. O dörtlemeyi okuduysanız ne demek istediğimi anlarsınız. İlk öykü o dörtlemenin taslakları diye düşünüyorum. Kitabın beşinci öyküsü kitabın en güzel öykülerinden biri. Sosyete dünyasının görünmeyen karanlık yüzünü çok güzel özetlemiş. Kitabın 7. Ve 8. Öyküsünde yazar büyülü gerçekçi öykü yazmaya çalışmış çok güzel olmuş. Son öykü... bizler reklamları ve dizileri izliyoruz ne zorluklarla çekildiğini kamera arkasında neler yaşanıyor bilmiyoruz. Kamera arkasında olanları çok güzel anlatmış. Keşke Ayşe kulin melo hanım'ı ve sami beyi anlatan roman yazsa... Bu kitap yazarın ilk kitabı. Yazar -sade ve akıcı- kolay okunan bir dil kullanağını ilk kitabından belli etmiş. Ayşe kulin su gibi. Yazar bu kitabını parayla bastırmış.
Hikayelerin bazıları yazarın hayatından, bazıları kurgu. Kurgu hikayelerden birinin konusunu (Sami Bey’in Ruhu) Bir Noel Şarkısına benzettim. Son zamanlarda yazarın birkaç kitabını art arda okuduğum için hep aynı sevdiği şarkıları kitaplarında yer verdiğini farkettim. Mesela; Nurettin Selçuk’un- Nihavend Aksak eseri Kördüğüm kitabinda da arka planda çalıyordu:).
This entire review has been hidden because of spoilers.
Bir kaç tane birbirinden güzel hikayeler, içlerinde ölüm, pişmanlık, kötülük, yalnızlık gibi en önemli birleşenlerin olduğu harika hikayeler... Okuduğum ilk sesli kitaptı. Çok beğendim... Yazarın dili bir harika...
Konunun uzmanı değilim elbette, ama kendi kitap tercihlerime göre 2.5 yıldız verebilirim. Sosyo-ekonomik olarak “üst” sınıfa dahil bireylerin, “alt” sınıfın hayatlarına dair sağlıklı tespitlerde bulunamayacakları önyargısına sahibim. Bu önyargımı kenara bırakabilirsem akıcı bir kalem olduğunu söyleyebilirim. Kulin’in kitaplarını genellikle yoldayken okuduğumu fark ettim.
Birbirinden bagimsiz hikayeler. Dinlemek yerine okusam daha etkileyici olabilirdi sanrim. Hikayelerin bazisi cok guzel olsa da -belki de dinledigimden- hepsi benim icin akici degildi.