"Dünya Yazın Tarihi" gibi kapsamlı bir kaynak kitap hakkında ne söylersem söyleyeyim tam olarak düşüncelerimi yansıtamam sanırım. Ancak konusu ve kapsamı bakımından çok önemli ve doyurucu olduğunu düşündüğümden, birkaç bir şey söylemeye çalışacağım.
Öncelikle, 'okumalı mıyım?' diye soracak olursanız, size cevabım 'kesinlikle evet' olacaktır. Zira daha önce benzer tarzda ve içerikte bir kitap okumadım çünkü bulamadım. O açıdan oldukça besleyici olduğunu söyleyebilirim. (Buna benzer önerebileceğimiz, bildiğiniz başka bir eser varsa, benimle paylaşırsanız sevinirim.) Kitap edebiyat tarihinin çoğu noktası konusunda ayrıntılı şekilde bilgilenmemi, bazı noktalarda ise resmen aydınlanmamı sağladı. Ancak bunu yaşayabilmeniz için eseri bir roman gibi baştan sona okumanızı tavsiye ederim, ki Szerb'in yazın tarihi aktörleri arasında kurduğu dönemler arası bağlantıları sağlıklı bir şekilde kavrayın.
Edebiyatı ciddiye alan herkese, okumasını tavsiye edeceğim bir eser olmasına rağmen beni çok rahatsız eden bazı noktalar oldu. Bunlardan özellikle bahsetmek istiyorum. Bir kere kitabın adı 'Dünya Yazın Tarihi' olmasına rağmen, kitapta yalnızca Avrupa Kıtası ve biraz da ABD edebiyatı anlatılıyor. Hatta, kısaca 'İngiliz, Fransız, Alman Edebiyatı üzerine son derece ayrıntılı bir kitap' diyebiliriz aslında esere. Elbette yazar Rusları da unutmamış, onu belirteyim.(O kadar da olsun di mi?:)) Ancak ne Arap edebiyatı, ne Fars edebiyatı, ne Japon edebiyatı, ne Çin edebiyatı kendine yer bulabilmiş değil kitapta.
Başka bir olumsuz özellik ise, Szerb'in açıklama yapma isteğindeki şevkin, zaman zaman bezdirici oryantalist söylemlere dönüşmüş olması. Dünya edebiyatına bir katkıları olmadığını düşündüğünden, Avrupa dışı topraklardan çıkan edebiyata pek itimat etmediğini çok kez tekrar etmiş mesela. Haliyle kitabın ismini hak etmediğini söyleyebiliriz. Eser daha çok 'Avrupa Yazın Tarihi' eseridir, onu bilin.
Diğer bir rahatsız edici nokta, Rönesans'tan günümüze doğru yaklaştıkça Szerb'ın isimleri ve dönemleri sanki aceleyle aktarmış olması. Özellikle son bölüm günümüz'de aktarılan yazarların, bizim için modern klasik bile sayılmaması da başka bir kafa karıştırıcı nokta olmuş. 'Dünya Yazın Tarihi' 1940'larda tamamlandığından bu çok doğal bir şey elbette ama belki bir bilgilendirme ve ara düzeltmeler yapılabilir eserde.
Şuan modern edebiyatın pirleri sayılan bazı isimleri önemsiz yazarlarmış gibi ele almış, bu da diğer bir rahatsız edici nokta. Elbette bunda o dönem ki algı da son derece önem arz etmektedir ancak Marcel Proust dışındaki diğer modern dönem isimlerini sadece iş yerini bulsun diye koymuş Szerb. Kafka'dan bahsetmemesi, savaş yıllarının Kafka yasağına bağlanabilir elbette ama bana çok ilginç geldi hiç isminin geçmemesi.
Ayrıca eserin diğer taraftan Hristiyan yazınına da yüceltme amacı taşıdığını düşünüyorum. Szerb bu yaklaşımıyla yapıtını ideolojik bir zemine oturtmuş. İrite edici bir şey elbette ama tamamen Batı odaklı bir vizyonun ürünü olduğu kabul edip, bilgi odaklı yaklaştığım zaman, satırların arasına sızan öznel değerlendirmeleri görmezden gelebildim. Size de bunu yapmanızı tavsiye ederim.
Diğer yandan en başta da söylediğim gibi, benzeriyle karşılaşmadığımdan, okurken çok keyif aldım. Yazar Antik Yunan'dan 1940'lara kadar olan dönemi kendi içinde tutarlı ve derli toplu aktarmayı başarmış. Bazı yazarları tarihsel süreç içerisinde konumlandırıp ve etraflıca kavramak adına çok yararlı bir yazım şekli izlemiş. Tarihin yuttuğu bazı isimleri sistemli bir şekilde kayıt altına alması ile araştırılan konuda zengin bir liste sunmuş. İngiliz, Fransız ve Alman edebiyatlarını karşılaştırmalı ve etkileşimli şekilde incelemiş, bununda okurken çok yararını hissettim.
Olumsuz özelliklerine takılıp, okumamazlık etmeyin derim.
Not: Edebiyat Tarihi ile ilgili benzer bir kitap biliyorsanız lütfen benimle ismini paylaşırsanız çok mutlu olurum.
İyi okumalar.