Jump to ratings and reviews
Rate this book

Kara Gezgin

Rate this book
Bacağından fışkıran kanı gören kadın çığlıkla atıyordu. Sarp sakin bir şekilde ayağa kalkıp parmağını dudağına koydu. "Sus... Atardamarın kesildi. Birazdan öleceksin, sakinleş... Ölümdeki huzuru kabul et yoksa bunu acıyla yavaşlatırım.
Katili o kadar sakindi ki, o kadar olağanüstüydü ki ölüm meleği sandı kadın ve sustu. Kanının tükenişini, karıncalanmayı, ruhunun gidişini hissediyordu.
Orada, koltukta biraz önce sağlıklı olan yaşam yavaş yavaş solarken Sarp, John'a döndü. "Görüyor musun?"
John hayranlıkla bakıyordu Sarp'a. "Sen muhteşemsin Syrus!"
"Neden bahsediyorsun?" güldü, "Anlamıyorsun değil mi? Milyarlarca insanın ölümünden bahsediyorsun. Öyle bir düzenden bahsediyorsun ki insanların zalim yöneticilere ve korkunç, küçük tanrılara taparak yaşayacağı dehşet çağı... Sürgündeki var veya yok, kendi kafandki çarpık bir fantezi dünyası oluşturuyorsun. İyi ama benim farkım ne olacak o zaman John. Herkes avcı olacak. Kötülük sıradan olacak. Oysa biliyor musun belki de ben kötülüğü, avcılığı farklı olmak iin seçmişimdir. Çoğunluk olan şey sıradandır John. Ben şu anda farklıyım, olağanüstüyüm, hakim olan ahlakın, iyi e kötü kavramlarının sevmediğiyim, dışındayım. Bu dünyanın kendi yarattığı yaşam stlinin tek temsilcisi olan bir türüm. Asiyim. Oysa senin düzenin beni sıradan yapacak. Dejenere olmaya, çürümeye ve çürütmeye mahkum iktidar yapacak.

333 pages, Paperback

First published November 1, 2003

13 people want to read

About the author

Orkun Uçar

24 books40 followers
Türk gazeteci, yazar.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldu. Uzun yıllar gazete ve televizyonlarda çalıştı. 1999 yılında Nostromo Dergisi Bilimkurgu Kısa Öykü Yarışması'nda birincilik ödülü alınca yazarlığa profesyonel olarak devam etmeye karar verdi. 2000 yılında internet üzerinde Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü'nü hayata geçirdi. 2002 yılında Sibel Atasoy'la birlikte Xasiork Ölümsüz Öyküler Yayimevi'ni kurarak Türk bilim kurgu ve fantastik edebiyatının ilk adımlarını atmaya çalıştı. Bu yayımevi 2004 yılının Haziran ayında kapandı.

Burak Turna ile birlikte yazdıkları Metal Fırtına adındaki roman Türkiye'de en çok satan kitaplar arasında oldu. Uzun süre Türkiye'nin gündeminden düşmedi.

Yazar 2007 yılı başında Ahmet Burak Turan ile birlikte yazdıkları politik gerilimle, gizemciliği birleştiren, aksiyon dolu Zifir adlı roman büyük ses getirdi.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
5 (55%)
4 stars
2 (22%)
3 stars
2 (22%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 of 1 review
Profile Image for Korhan Günsor.
55 reviews5 followers
September 14, 2022
"Kılıç ve Büyü" tarzının robert e. howard tarafından yaratılmasından ve fantastik edebiyatta uzun yıllar boyunca ses getirmesinden sonra orijinal bağlamda ülkemizdeki ilk yankısı... neymiş bu fantastik edebiyattaki "kılıç ve büyü" tarzı? en yalın haldeki cevabımız herhalde, "kılıca karşı büyü, büyüye karşı kılıç!!!" anekdotunun genişletilerek hikaye, roman ya da epizodik roman kurgulanması şeklindeki edebi biçimi olur. sadece yerli yazarları basma gibi globalizm karşıtı bir misyonu yüklenmiş durumdaki xasiork yayınevi'nin kurucusu da olan orkun uçar, asi (aka kara gezgin) ile 10 ciltlik bir epizodik roman olan derzulya serisi oluşturma planını iyice bir rayına oturtuyor. serinin açılışını "kızıl vaiz" ile yaparken, bu tarza, hayali bir öykü kulübü unsuruyla okuyucuyu da katılımcılığa teşvik ederek kıyak bir şekilde sokuluyor. ikinci kitap olan asi (aka kara gezgin) asıl olayların geçtiği ilk kitap aslında. aynı zamanda üçüncü ve dördüncü kitaplarla serinin içersinde daha bir birbirine bağlı olayların yer aldığı habis üçlemesini oluşturuyor. "kara gezgin", "sarı istila", "gri tanrı" şeklindeki renk içerikli isimler bize polonyalı yönetmen krzysztof kieslowski'yi de hatırlatmıyor değil: ilk kitaptan dolayı beklentimiz, bu üçlemenin de diğeri gibi başarılı olacağı.

"kara gezgin"'de de diğer fantastik yazın ürünlerindeki gibi hayali bir dünya kurgulanmış. derzulya isimli bu dünya her ne kadar post-apokaliptik bir konsept üzerine oturtulmuşsa da, mark twain'in ünlü "kral arthur'un sarayında bir amerikalı" klasiğindeki gibi zamanda atlanmış hissini yaşatıyor. ilk başta tüm dünyadaki insanlar ilerdeki bir tarihte toptan bin beş yüz yıl kadar geriye gidecekler gibi bir durumla karşılaşıyoruz. aslında zaman aynı zamandır ama coğrafyasıyla, havasıyla, suyuyla hatta fizik kanunlarıyla bile dünya aynı dünya değildir artık. lakin roman ilerledikçe olayın çok daha karanlık olduğunun, şeytandan bile daha şeytani bir sebepten dolayı oluştuğunun farkına varıyoruz. bu hayali, şeytandan daha şeytani unsurun en akıl almaz kötülükleri bile etik tayfta siyahtan daha açık tonlara kaydırdığına hayranlık veren bir şaşkınlıkla tanık oluyoruz kitapta. başarılı üslup ve kurgu bu akıl almaz durumu oldukça iyi betimliyor.

yer yer derzulya metaforunun türkiye'nin bir makro kozmosu olduğunu hissettiren kitapta genel olarak, koşulların zorlamasıyla katillerin, şeytanların nasıl birer kahramana dönüşecekleri anlatılıyor. sosyoloji ve tarih bilgisiyle kurgulanmış olayların pozitivist olmalarından dolayı güncel dünyada kolayca analojik karşılıklarını bulabilmeleri de kitabın fantastik-kurgu değil de bilim-kurgu olduğunu düşündürüyor. ama bu fizik, matematik, kimya ve biyolojinin uygulanması ile değil de başka bir bilim dalı olan sosyolojinin uygulanması ile oluşturulmuş bir bilim-kurgu. "kılıç ve büyü" tarzı kurgular teknolojiyi barındırmazlar zaten. ama orkun bu tarza sosyolojiyi de katmış. sosyoloji tabanlı olduğu için de yazarın bulunduğu çağdaki toplumu yansıttığı düşünülebilir. kötülüğün bu denli abartılmış olması da abartma gibi soyutlamalarla kitapta kaçış edebiyatının amaçlandığını düşündürtüyor. bu olasılık ne kadar doğrudur bilmem ama kötülüğün en azından bu çağda neredeyse sonsuz olmasından dolayı böyle bir amaç daima boşa çıkar hatta tam tersi olur; kaçış değil de kovalayış edebiyatı!!!

tasvirlerin azlığı ve kısa cümleler kitaba bir nutuk havası veriyor. bu hava kitaba sertlik kazandırıyor; "yüzüklerin efendisi" bira ise "kara gezgin" viski!!! "conan" ise arada kalıyor, votka!!! şaka bir yana sertlikte büyük "pulp" ve polisiye yazarı harold robbins'le karşılaştırmak gerek bence bu kitabı. "elveda janet" kadar kanlı, sert ve şaşırtmacalı. yaratıcılıkta "dune" serisi ile boy ölçüşebilecek gibi ileriyi de düşünürsek tabii. hatta şimdiden örneğin "dune"'daki baharat burada biraz daha ileriye götürülmüş, kanlı canlı fakat zehrinden dolayı alabildiğine tehlikeli "toht" yaratığı olmuş. kitabın çeşnisi olan yer, kişi ve kılıç isimlendirmeleri de alabildiğine bol tutulmuş. nicelikte olduğu kadar nitelikte de cömert davranılmış; "albızkıran" gibi etimoloji uygulanabilen titizlikteki bu tarz isimlendirme çalışmaları da ayrı bir takdire layık gerçekten...
Displaying 1 of 1 review

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.