Jump to ratings and reviews
Rate this book

Doğan Kardeş Seçme Şiirler

Henüz Vakit Varken Gülüm

Rate this book
Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri
Volter Rıhtımı’nda dayayıp seni duvara
öpmeliyim ağzından
sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a
çiçeğini seyretmeliyiz onun,
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten
ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
yıldızlar da çiselemeli
incecikten bir yağmurla karışarak.

112 pages, Paperback

First published November 1, 1967

Loading...
Loading...

About the author

Nâzım Hikmet

265 books808 followers
Nazim Hikmet was born on January 15, 1902 in Salonika, Ottoman Empire (now Thessaloníki, Greece), where his father served in the Foreign Service. He was exposed to poetry at an early age through his artist mother and poet grandfather, and had his first poems published when he was seventeen.

Raised in Istanbul, Hikmet left Allied-occupied Turkey after the First World War and ended up in Moscow, where he attended the university and met writers and artists from all over the world. After the Turkish Independence in 1924 he returned to Turkey, but was soon arrested for working on a leftist magazine. He managed to escape to Russia, where he continued to write plays and poems.

In 1928 a general amnesty allowed Hikmet to return to Turkey, and during the next ten years he published nine books of poetry—five collections and four long poems—while working as a proofreader, journalist, scriptwriter, and translator. He left Turkey for the last time in 1951, after serving a lengthy jail sentence for his radical acts, and lived in the Soviet Union and eastern Europe, where he continued to work for the ideals of world Communism.

After receiving early recognition for his patriotic poems in syllabic meter, he came under the influence of the Russian Futurists in Moscow, and abandoned traditional forms while attempting to “depoetize” poetry.

Many of his works have been translated into English, including Human Landscapes from My Country: An Epic Novel in Verse (2009), Things I Didn’t Know I Loved (1975), The Day Before Tomorrow (1972), The Moscow Symphony (1970), and Selected Poems (1967). In 1936 he published Seyh Bedreddin destani (“The Epic of Shaykh Bedreddin”) and Memleketimden insan manzaralari (“Portraits of People from My Land”).

Hikmet died of a heart attack in Moscow in 1963. The first modern Turkish poet, he is recognized around the world as one of the great international poets of the twentieth century.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1,390 (58%)
4 stars
700 (29%)
3 stars
239 (10%)
2 stars
42 (1%)
1 star
10 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 159 reviews
Profile Image for Işıl Karatepe.
39 reviews2 followers
March 5, 2017
"Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak,
nasıl
çıkar
karan-
-lıklar
aydın-
-lığa.."
Profile Image for Carduelis.
414 reviews
July 28, 2026
Bol güneşli, bol gölgeli bir park.

Git, orda otur.

Belki rastlarsın önünde oynadığım sıraya.

Ama sıralar kırk yıl dayanmaz ya, onlar da çürüyüp değiştirilmiştir.

En iyisi ağaçlar,

ağaçlar anılardan uzun yaşar...

Git orda en yaşlı kestanenin altına otur bir gün.

Her şeyi unut, ayrılığımızı bile, sade beni düşün...
(MÜNEVVERDEN MEKTUP ALDIM, DİYOR Kİ)


YAŞAMAYA DAİR

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, yani, beyaz masadan bir daha kalkmamak ihtimali de var. Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden, yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için, diyelim ki, cephedeyiz.

Daha orda ilk hücumda, daha o gün yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki, hapisteyiz, yaşımız da elliye yakın, daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız, insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla yani, duvarın arkasındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerde olursak olalım hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

1948



BİR AYRILIŞ HİKÂYESİ

Erkek kadına dedi ki:

Seni seviyorum,

ama nasıl,

avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp

parmaklarımı kanatarak

kırasıya,

çıldırasıya...

Erkek kadına dedi ki:

Seni seviyorum,

ama nasıl,

kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,

yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,

yüzde hudutsuz kere yüz...

Kadın erkeğe dedi ki:

Baktım

dudağımla, yüreğimle, kafamla; severek, korkarak, eğilerek, dudağına, yüreğine, kafana. Şimdi ne söylüyorsam karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..

Ve ben artık

biliyorum:

Toprağın

yüzü güneşli bir ana gibi en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim saçlarım dolanmış ölmekte olanın parmaklarına başımı kurtarmam kabil

Sen

değil!

Sen

yürümelisin, yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak..

yürümelisin, beni bırakarak...

Kadın sustu.

SARILDILAR

Bir kitap düştü yere ... Kapandı bir pencere...

AYRILDILAR...




Piraye için yazılmış şiirler: SAAT 21-22 ŞİİRLERİ'nden]

Ne güzel şey hatırlamak seni : ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Ne güzel şey hatırlamak seni : bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin ve saçlarında vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının... İçimde ikinci bir insan gibidir

seni sevmek saadeti....

Parmakların ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının, güneşli bir rahatlık ve etin daveti:

kıpkızıl çizgilerle bölünmüş sıcak koyu bir karanlık...

Ne güzel şey hatırlamak seni, yazmak sana dair, hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek : filânca gün, falanca yerde söylediğin söz, kendisi değil edasındaki dünya...
Ne güzel şey hatırlamak seni.

Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine :

bir çekmece

bir yüzük,

ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.

Ve hemen

fırlayarak yerimden

penceremde demirlere yapışarak

hürriyetin sütbeyaz maviliğine

sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

Ne güzel şey hatırlamak seni :

ölüm ve zafer haberleri içinden,

hapiste

ve yaşım kırkı geçmiş iken...


BİR CEZAEVİNDE, TECRİTTEKİ ADAMIN MEKTUPLARI
....
Dışarda bahar geldi karıcığım, bahar. Dışarda, bozkırın üstünde birdenbire taze toprak kokusu, kuş sesleri ve saire... Dışarda bahar geldi karıcığım, bahar, dışarda bozkırın üstünde pırıltılar... Ve içerde artık böcekleriyle canlanan kerevet, suyu donmayan testi ve sabahları çimentonun üstünde güneş... Güneş, artık o her gün öğle vaktine kadar, bana yakın, benden uzak, sönerek, ışıldayarak yürür... Ve gün ikindiye döner, gölgeler düşer duvarlara, başlar tutuşmaya demirli pencerenin camı : dışarda akşam olur, bulutsuz bir bahar akşamı...

İşte içerde baharın en kötü saatı budur asıl. Velhasıl o pul pul ışıltılı derisi, ateşten gözleriyle bilhassa baharda ram eder kendine içerdeki adamı hürriyet denen ifrit...

Bu bittecrübe sabit, karıcığım, bittecrübe sabit...
Bugün pazar.

Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.

Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak

bu kadar mavi

bu kadar geniş olduğuna şaşarak

kımıldanmadan durdum.

Sonra saygıyla toprağa oturdum, dayadım sırtımı duvara. Bu anda ne düşmek dalgalara, bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım. Toprak, güneş ve ben

Bahtiyarım...


YAŞAMAYA DAİR

Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi meselâ, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın, yani, o derecede, öylesine ki, meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut, kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel, en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak, yani ağır bastığından.

1947
Profile Image for moi, k.y.a..
2,139 reviews389 followers
January 20, 2018
description tadını çıkara çıkara, yudum yudum
kederleniyorum.

Demiş Nazım.
Ne de güzel demiş değil mi?

Son ayları saymazsam şiir okumalarımın hepsi orada burada denk geldiklerim, belki bir de ders çalışırken karşıma çıkanlardan ibaretti. Nazım Hikmet’ten mısraları en çok Osmanlıca dersinde yaptığımız okumalar vasıtasıyla okudum. Bu ise, elime aldığım kaleminden dökülmüş ilk kitap oldu.

Sağını solunu inceleyip, diğer şiirlerinde yardımcı olacağını düşünerek sondan, yani Otobiyografi şiirinden başladım. Nazım’ın hayatını kendisinden dinlemek başka oldu ancak farklı kaynaklara da ihtiyaç duydum. Daha ilk şiirden anlattığı ama benim anlamadığım yerler vardı. İnternetten doğru kaynak arama derdine girmek yerine eserleri ve hayatını konu alan Nazım Hikmet’i araya alıp okudum. Onu bitirdikten sonra şiirleri okumak daha bir keyifli oldu.

Her şiir okumamda olduğu gibi beğendiğim ve bana hitap etmeyenler oldu. Ancak her şiir okumamda karşıma çıkmayan bir şey vardı Nazım’ın kaleminden dökülenlerde: Favoriler…

Kitapta hiç unutmayacağım, dönüp dönüp okuyacağım şiirlere kavuştum. Bunlar Otobiyografi, Karıma Mektup, 24 Eylül 1945, Bir Cezaevinde Tecritteki Adamın Mektupları 3, Rubailer’den 6ve Kız Çocuğu oldu.
Haricinde de altını çizerken kalbime, aklıma kazınan mısralar oldu ama baştan sona yüreğimde hissettiklerim bunlardı.

Daha çok şiirde, daha çok Nazım’da buluşmak isterim.

Şiirler dışında bir şey söylemek istiyorum. Ben bu tarz seçme şeyleri ne öykü ne şiir sevmiyorum. Tercihim her zaman yazarların/şairlerin varsa bütün eserleri, külliyatı ya da ilk basıldığı/yayımlandığı sırayla okumak, okumaya çalışmak.
Bu kitabı da bana biri hediye ettiği için okudum.
Seçilen şiirler güzel olsa da yazım sırasına göre okumayı hem kronolojik faktörler yüzünden hem de eser sahibinin yazımsal gelişimini gözlemlemek açısından yararlı buluyorum. Buna rağmen Doğan Kardeş serisini tamamlayacağım. Çünkü dizileri/serileri yarım bıraktığım zaman rahatsız oluyorum.
Profile Image for Rey.
66 reviews1 follower
January 5, 2026
Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben...
Bahtiyarım...
Profile Image for Onur.
373 reviews20 followers
April 19, 2020
Büyük Şair Nazım Hikmet’ten,

Kerem gibi,
Ben yanmazsam, sen yanmazsan….
Mavi gözlü dev,
Karıma Mektup,
Kuvayi Milliye,
Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni…
Ceviz Ağacı,
Türk Köylüsü,
Yaşamaya Dair,
Karlı Kayın Ormanında,
Mavi Liman,
Günler,
Henüz Vakit Varken Gülüm...
Profile Image for Öykü Coşkun.
355 reviews2 followers
July 25, 2017
Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
fakat asla ümitsizliği değil.
Profile Image for Ahmed Aziz.
414 reviews71 followers
August 27, 2024
কি দারুণ সব কবিতা!!! পুরোটাই যেন তুর্কী কবির নিজের জীবনের কথা। প্রতিবাদ, মৃত্যু, জেল, সময়, ট্রেন, বরফ, বৃষ্টি, বসন্ত, স্বপ্ন, ফ্যাসিবাদ, মহাযুদ্ধ, বিপ্লব, বিপ্লবী, লাশ, বুলেট, ট্রাক, কমিউনিজম, ড্রাইভার, শিশু আর সবকিছুর মাঝে প্রেমিকা আর শ্বাশত প্রেম। কিছু জায়গায় অনুবাদ একটু খটখটে।
Profile Image for NAMIK SOMEL.
206 reviews115 followers
September 17, 2016
Nazım'ı bir çantaya sığdırmak mümkün değil tabi ki. Ancak bir çok güzel şiirini bir arada okumak güzeldi. Yeni başlayanlar için ya da şöyle bir arada bir çok ünlü şiirini okumak isteyenler için güzel bir seçenek.. Tabi ki asıl eserlerini de okumak koşuluyla...

YİNE MEMLEKETİM ÜSTÜNE SÖYLENMİŞTİR
Memleketim, memleketim,
memleketim,
ne kasketim kaldı senin ora işi
ne yollarını taşımış ayakkabım,
son mintanın da sırtımda paralandı çoktan,
Şile bezindendi.
Sen şimdi yalnız saçımın akında,
enfarktında yüreğimin,
alnımın çizgilerindesin memleketim,

memleketim,
memleketim...

Pırağ, 8 Nisan 958
Profile Image for Gizem.
101 reviews7 followers
July 9, 2017
Bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

İşte :
şu güneşten
düşen
ateşte
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!

Sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!

Nazım Hikmet - Güneşi İçenlerin Türküsü
Profile Image for Serap Aksar.
54 reviews2 followers
Read
December 4, 2018
Hikayesi olmayan bir şiir olacağını düşünmediğimden, şiir kitaplarının yazar hakkında derin bir araştırma yapılmadan okunduğunda anlaşılacağını da sanmıyorum. Bu sebeple herhangi bir puanlama yapmayacağım.


“...
Sende, ben, imkânsızlığı seviyorum,
fakat aslâ ümitsizliği değil...”
Profile Image for Adem Yüce.
133 reviews11 followers
October 9, 2018
DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU

Akrep gibisin kardeşim, 
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. 
Serçe gibisin kardeşim, 
serçenin telaşı içindesin. 
Midye gibisin kardeşim, 
midye gibi kapalı, rahat. 
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. 
Bir değil, 
           beş değil, 
                      yüz milyonlarlasın maalesef. 
Koyun gibisin kardeşim, 
gocuklu celep kaldırınca sopasını 
sürüye katılıverirsin hemen 
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. 
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, 
hani şu derya içre olup 
                            deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf. 
Ve bu dünyada, bu zulüm 
                                    senin sayende. 
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer 
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak 
                      kabahat senin, 
                                     — demeğe de dilim varmıyor ama — 
                      kabahatın çoğu senin, canım kardeşim! 
 

                                                                                                    1947

DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU

Akrep gibisin kardeşim, 
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. 
Serçe gibisin kardeşim, 
serçenin telaşı içindesin. 
Midye gibisin kardeşim, 
midye gibi kapalı, rahat. 
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. 
Bir değil, 
           beş değil, 
                      yüz milyonlarlasın maalesef. 
Koyun gibisin kardeşim, 
gocuklu celep kaldırınca sopasını 
sürüye katılıverirsin hemen 
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. 
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, 
hani şu derya içre olup 
                            deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf. 
Ve bu dünyada, bu zulüm 
                                    senin sayende. 
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer 
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak 
                      kabahat senin, 
                                     — demeğe de dilim varmıyor ama — 
                      kabahatın çoğu senin, canım kardeşim! 
 

                                                                                                    1947
Profile Image for Lana.
65 reviews22 followers
March 4, 2022
"Karım benim!
İyi yürekli,
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dâva ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanile bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı.
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı"
Profile Image for Ezgi ☕️.
271 reviews35 followers
November 1, 2016
Bunu itiraf etmeliyim: Nazım Hikmet'in şiirlerini okudum, şarkıya dönüştürülmüş eserlerini dinledim. Ama hiç ardı ardına şiirlerini okumamıştım. Kerem gibi şiirindeki cesaretini:

"Ben yanmasam
Sen yanmasan
Biz yanmasak
Nasıl çıkar karanlıklar
Aydınlığa"

Mavi gözlü dev, minnacık kadın ve hanımellerindeki kalp sancısını:

"Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
Bahçesinde ebruliii
Hanımeli açan ev..."

Karıma mektup'daki umutsuzluğunu:

"En fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı"

Vapur'daki memleket özlemini:

"Bir vapur geçer Boğaz'a doğru.
Nazım usulcacık okşar vapuru,
Yanar elleri"

O karmakarışık aşk hayatıyla, insan kalbinin hissedebileceği aşkın üstünde bir vatan aşkıyla zamanın ötesinde bir şairmiş.
Profile Image for Ömer Akın.
42 reviews2 followers
August 13, 2016
Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
fakat asla ümitsizliği değil...
Profile Image for Emre Han.
37 reviews5 followers
August 22, 2016
tekrardaki mucize gülüm,
tekrarın tekrarsızlığı...
Profile Image for Asel.
50 reviews74 followers
Read
March 30, 2026
kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin
Profile Image for Defne.
28 reviews
October 6, 2020
“Yani,nasıl ve nerde olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...”
Profile Image for Emine OPAK.
30 reviews
July 13, 2021
Nazım Hikmet'in şiirlerini her zaman sevmişimdir. Bu kitapta da oldukça güzel şiirleri toplanmış. İşaretlediğim mısraların hepsini yazmak isterdim fakat alıp okumanızı tavsiye ediyorum.
********************************************
kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin
Profile Image for azra presley.
212 reviews11 followers
January 2, 2023
"yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiye'mde türkçemle yasak"
Profile Image for younglingslayer.
84 reviews
November 2, 2024
"Ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak,
nasil
cikar
karan-
-liklar aydin-
-liga.."

MILLI MUCADELEYI COK SEVIYORUM MUCADELEMIZI COK SEVIYORIM KADINLARIMIZI COK SEVIYORUM
Profile Image for Nadia Jasmine.
215 reviews18 followers
November 7, 2022
মাসকাবারি গুচ্ছ লেখায় এই বই নিয়ে লেখা অংশ--

...সুনীলের ‘কবিতা কার জন্য?’ পড়ছি এখন। সেখানে সুভাষ মুখোপাধ্যায়কে নিয়ে একটি অধ্যায় আছে। তাতে তিনি ‘নির্বাচিত নাজিম হিকমত’ এর কথা বলতে গিয়ে লিখেছেন যে নাজিম হিকমতকে চিনিয়েছেন বাঙালী কবিতাপ্রেমীদের কাছে সুভাষ মুখোপাধ্যায়। মনটা বড় ছিল সুভাষ মুখোপাধ্যায়ের। বইটি পড়ার সময়ে সত্যিই একবারও মনে হয় নি যে অনূদিত কবিতা পড়ছি। মনে হচ্ছিল, কারাবাসে অভ্যস্ত নাজিম হিকমতের হাহাকারই পড়ছি আর তিনি আসলে বাংলাতেই লিখেছেন। ...
Profile Image for Ece.
58 reviews19 followers
June 21, 2019
"kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin"
Profile Image for Xapînokan.
124 reviews20 followers
November 13, 2017
Sende, ben, imkânsızlığı seviyorum,
fakat aslâ ümitsizliği değil...
Profile Image for yza .
63 reviews
January 16, 2025
yaşamaya dair şiiri benim en sevdiğim şiiridir aynı zamanda en sevdiğim şiirlerden biridir.
Profile Image for Best Friend with Books.
177 reviews82 followers
November 12, 2024
Henüz Vakit Varken Gülüm, Nazım Hikmet’in 1924-1961 yılları arasında yazdığı şiirlerden oluşuyor. Kitapta yer alan şiirlerinin birçoğunu günümüz sanatçılarından dinlediğimiz bestelerden tanıyoruz aslında. Ceviz Ağacı, Karlı Kayın Ormanı, Günler (Geberiyorum), Kız Çocuğu, Güneşi İçenlerin Türküsü, Seni Düşünmek Güzel Şey, Memleketim, Mavi Liman (Çok Yorgunum), Bor Oteli gibi. Tabii bunların dışında yazdığı daha bir çok şiiri de yer alıyor kitapta. Kuvayı Milliye’yi, aşkını, ayrılıklarını, mapus ve sürgün hayatını, memleket özlemini, yaşamı, ölümü, vasiyetini yazıyor mısralarına.

O kadar özel ki Nazım’ın şiirleri; derinlikli ve sade. Çok az kelimeyle bütün bir yaşamı, bir savaşı ya da duyguyu anlatabiliyor. Onun Türkçe’ye hakimiyeti, kelimeleri organize edişi öyle özendirici ki. Dura dura okudum her bir şiirini. Düşünmeye çalıştım her satırda Nazım’ın hissettiklerini. Kalbimi sızlatan şiirler de oldu, derin derin uzaklara baktıranlar da. Bazen yüzümde hafif bir tebessüm oluştu bazen de ruhum coştu.

Bu kitap, memleketini çok seven ancak derin memleket hasretiyle bu dünyadan göçen, Türk şair ve yazarımız Nazım Hikmet ile tanışmak için ya da birbirinden güzel şiirleriyle onu yad etmek için okunabilir. Ruhu şad olsun ☘️.

T.
Profile Image for Çetineus.
129 reviews3 followers
December 22, 2022
YAŞAMAYA DAİR

Yaşamak şakaya gelmez,

büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın

bir sincap gibi meselá,

yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,

yani, o derecede, öylesine ki, meselä, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut, kocaman gözlüklerin,

beyaz gömleğinle bir laboratuvarda

insanlar için ölebileceksin,

hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel, en gerçek şeyin

yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

yaşamak, yani ağır bastığından.
Displaying 1 - 30 of 159 reviews