Jump to ratings and reviews
Rate this book

Dağın Öteki Yüzü

Rate this book
Dağın Öteki Yüzü, en yalın tanımıyla cumhuriyetin kuşaklar boyu anlatımı. Ancak, cumhuriyet "ülküsü"nün gerçekleşmesi ve yaşama uyarlanmasının ön planında, bir ülke, devirler arasında yaşadığı değişimlerle birbirine bağlanan kuşaklar, yaşam deneyleri dile getiriliyor. Ana kahramanları kadınlar olan bu kitap, çoğunlukla erkeklerin penceresinden baktığımız yakın tarihimizin belki de en "derin" yanına ışık tutuyor. Kadınların ve onların dünyasının gün yüzüne çıktığı Dağın Öteki Yüzü, bir tür toplumun eksik parçasını tamamlama girişimi. Bu yanıyla kocaman kahramanlık nidalarıyla çizilen tarihin, incelikli ve sahici bir betimlemesi. "Dağın Öteki Yüzü, ülkemizin edebiyat ufkunda havai fişek gibi patlamadı; ancak okuruyla usul usul, uzun soluklu, sağlam bir ilişki kurdu. Böylesi benim için daha güzel. Gösterişten ve gürültüden hoşlanmam; içli ve derin yaşantılardır önemli ve değerli olan."
-Erendiz Atasü-

"Vicdan, Gazi'nin yüzünün parmakları kadar beyazlaştığını fark etti. Kadınlarda hiç eksik olmayan analık sezgisi, Gazi'nin sağlığının iyi olmadığına işaret ediyordu. Vicdan'ın hoşnut varlığında, birden her şey korku ve telaşa dönüştü... 'Paşam,' diye atıldı Gazi'ye doğru, onu korumak istercesine."
(Tanıtım Bülteninden)
***************************************************************

Cumhuriyet'e Feminist Bir Bakış:
Erendiz Atasü ve 'Dağın Öteki Yüzü'
(I. Bölüm)

Çimen Günay*

Anayasal hak ve özgürlüklerde ve kamusal alanda kadın-erkek eşitliğinin ağırlıklı olduğu bir feminizm anlayışı, Cumhuriyetin ilk yıllarının koşullarını yansıtmaktadır. Cumhuriyet öncesi dönemde filizlenen kadın hareketi, Osmanlının elit sınıfına mensup kadınların, günlük yaşam deneyimlerinden yola çıkarak ürettikleri, şeriat kanunları çerçevesinde çözülmeleri mümkün olmayan sorunlara yöneltilen eleştiriler dışında etkinlik gösteremezken, Cumhuriyetle kanunları arkasına alan yeni oluşum, ülkenin dört bir yanında sesini duyurmayı başarmıştır. Cumhuriyet öncelikle, ortaçağ zihniyetinin ev kadınlığı ve annelik görevlerini bahşettiği kadın için özgürlüğün simgesi haline gelmiştir. Bu dönemde gerçekleştirilen devrimlerle, toplumsal, siyasal haklar ve kanunlar karşısında eşitlik kazanan Türk kadınının çağdaş kimliğinin temelleri atılmıştır. Bugün kadınlar, kamusal işgücüne katılımlarını sorguladıkları kadar, sosyal ve kültürel alanlardaki varlıklarını da eleştirebilmektedirler.

Uzun yıllar boyunca sağ iktidarlar gibi, sol muhalefet tarafından da görmezlikten gelinen feminist hareket, Birleşmiş Milletler'in 1975-1985 dönemini "Kadın On Yılı" ilan etmesiyle Türkiye'nin de gündemine girmiştir. Bu dönemde kitle iletişim araçları yoluyla seslerini duyurmayı başaran kimi feministler, kadınların özgürleşmesini Kemalist modernleşme projesi çerçevesinde ele alırken (Bkz. Erendiz Atasü "Modernizm, Kemalizm, Feminizm", Altıok. Sayı.4, 44-46.), diğer bir bölümü de erken Cumhuriyet dönemi kadın hareketini "devlet feminizmi" olarak nitelendirmiş, Cumhuriyet dönemi politikalarının kadınlara dişiliklerini unutturduğunu ve eğitim politikasının kadınların "iyi eş, iyi anne ve iyi yurttaş" olarak yetişmelerine yönelik çalışmalardan öteye gitmediğini ileri sürmüştür (Tekeli 20). İmparatorluktan devralınmış bir topluluğa ulus bilincinin yerleştirilmesine çalışıldığı yıllarda, Kemalizm'in ortaya koyduğu feminizmin uluslaşma çerçevesinde kabul görmüş olması, devlet tekelini kanıtlamadığı gibi, feminizmin amacından saptırıldığı anlamına da gelmez. Feminist hareketi devlet tekelinde göstererek, kadınların Kemalist ideoloji tarafından cinsiyetsizleştirildikleri iddiasını kanıtlamaya çalışan bu tür yaklaşımlar, savaş koşullarının hiçe sayıldığı değerlendirmelere dayandıkları için, sağlam bir eleştirel çerçeve oluşturmayı başaramamışlardır. Savaş, bu yaklaşımı savunan insanlara, ordu kavramının "erkek" kimliğini hatırlattığı kadar, ölümün savaş koşullarında cins ayrımı yapmadığını da hatırlatsaydı eğer, kadınların Kemalist ideoloji tarafından değil, savaşın yarattığı koşullar nedeniyle "cinsiyetsizleştikleri" açıkça görülecekti. Bağımsızlık için savaştığı Batı'yı ideolojik bir örnek olarak benimseyen Türkiye Cumhuriyeti, feminist hareketi sahiplenerek bu oluşumun, aslında emperyalist Batı'nın toplumsal kargaşa yaratmak için kullandığı bir "oyun" olmadığını göstermek istemiştir.

Erendiz Atasü ve "Dağın Öteki Yüzü"

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki toplumsal değişim bir çok yazarın ilgisini çekmiş ve Cumhuriyet tarihi, biyografik eserlerin yanı sıra, bir çok kurmaca yazınsal esere de konu edilmiştir. Özellikle kadın yazarlar, Cumhuriyeti eserlerine konu edinirken, toplumun içine işleyen gelenekselliği de geçmişle hesaplaşmalarına katmaktadırlar. Mîna Urgan, otobiyografik eseri "Bir Dinozorun Anıları"nda yaşam serüvenini anlatırken Cumhuriyetin çalkantılı yıllarına da uzanır; Adalet Ağaoğlu, "Ölmeye Yatmak"ta, bir iç hesaplaşma yaşayan roman kişisini kullanarak Cumhuriyetin ilanını izleyen yıllarda gelişen toplumsal olayları sorgular. "Dağın Öteki Yüzü"nde...

291 pages, Paperback

First published January 1, 1995

3 people are currently reading
191 people want to read

About the author

Erendiz Atasü

40 books23 followers
Erendiz Atasü was born in Ankara in 1947. She graduated from the Faculty of Pharmacy, Ankara University in 1968, and was a professor of pharmacognosy in the same institution until her retirement in 1997.

Her short stories written with a feminist consciousness have been published in literary journals such as Sanat Edebiyat '81, Düşün, Çağdaş Türk Dili, and Varlık and her essays and articles on literary topics, on women issues, secular society and Republican reforms in journals and dailies such as Saçak, Çağdaş Türk Dili, Cumhuriyet Kitap, Radikal Kitap, Varlık, Papirüs, Cumhuriyet, and Aydınlık.

She has five novels, eight story collections, six collections of essays, and various awards. Some of her short stories have been translated to other languages and been published in anthologies in Great Britain, United States, France, Germany, Holland, Switzerland, Italy , Czech Republic, and Croutia.

Her novel, DAĞIN ÖTEKİ YÜZÜ has been translated into English by the title of THE OTHER SIDE OF THE MOUNTAIN and published in Britain. Her short story collection LANETLİLER has been translated into German and published in Germany by the name of DAS LIED MEERES. Another novel of hers, BİR YAŞDÖNÜMÜ RÜYASI has been translated into GREEK, and published in Greece, by the name of ON EIPO STHAN KLIMAKTHRIO.

Atasü's work has been subject to various literary research from the point of view of both context and form. Problematic themes such as the alternative history of women, surveying the Republican reforms with a feminine perspective, the conceptualization of sexual relationships and feminine sexuality by women themselves; and textualities such as the usage of imagery and language have been worked upon.
************************************

1947'de Ankara'da doğdu. 1968'de Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun oldu. Ayni fakültede uzun yıllar öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra 1997'de Farmakognozi profesörlüğünden emekliye ayrıldı.

Feminist bilinçle kaleme aldığı öyküleri 1981'den bu yana, Sanat Edebiyat'81, Düşün, Çağdaş Türk Dili, Varlık gibi dergilerde; edebiyat sorunları, kitaplar, kadın özgürlüğü, laik toplum ve Cumhuriyet devrimleri üzerine deneme, inceleme ve makaleleri Saçak, Çağdaş Türk Dili, Cumhuriyet Kitap, Radikal Kitap Varlık, Papirüs gibi dergilerde, Cumhuriyet, Aydınlık gazetelerde yayımlanmış ve yayımlanmaktadır.

Atasü'nün beş romanı, sekiz öykü ve altı deneme kitabı ve çeşitli ödülleri vardır. Kimi öyküleri başka dillere çevrilmiş, İngiltere, ABD, Fransa, Almanya, Hollanda, İsviçre, İtalya, Çek Cumhuriyeti ve Hırvatistan’da yayımlanan öykü antolojilerinde yer almıştır.

DAĞIN ÖTEKİ YÜZÜ adlı romanı İngilizceye çevrilmiş ve İngiltere'de yayımlanmıştır. LANETLİLER Almancaya, BİR YAŞDÖNÜMÜ RÜYASI Yunancaya çevrilip bu ülkelerde yayımlanmıştır.

Atasü'nün yapıtları içerdikleri kadınların öznel tarihi, Cumhuriyet devrimlerinin kadın bireyin gözüyle irdelenmesi, kadın erkek ilişkilerinin ve kadın cinselliğinin kadınlar tarafından kavramlaştırılması gibi izlekler ve sorunsallar açısından olduğu kadar, biçim özellikleri, dil ve imge örgüleri bakımından da çeşitli edebiyatçılar ve edebiyat bilimciler tarafından incelenmiştir.

Ödülleri:
Akademi Kitabevi Öykü Birincilik Ödülü 1982, Kadınlar da Vardır
Orhan Kemal Roman Ödülü 1996, Dağın Öteki Yüzü
Yunus Nadi Öykü Ödülü 1997, Taş Üstüne Gül Oyması
Haldun Taner Öykü Ödülü 1998 Taş Üstüne Gül Oyması
Dünya Kitap Yılın Telif Kitabı Ödülü 2010 Hayatın En Mutlu An'ı
Yunus Nadi Öykü Ödülü 2010 Hayatın En Mutlu An'ı

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
17 (14%)
4 stars
55 (46%)
3 stars
32 (26%)
2 stars
13 (10%)
1 star
2 (1%)
Displaying 1 - 12 of 12 reviews
Profile Image for Marc Lamot.
3,484 reviews2,018 followers
August 28, 2020
A nice discovery! This a family novel in which Erendiz Atasü, a prominent Turkish female writer (°1947), describes the Turkish history, from the beginning of the twentieth century until the 1990s.
Vicdan is the central figure; she's struggling to become a modern Turkish wife with a strong belief in kemalist virtues (the Turkish version of Western modernism); but she's also wrestling with her identity as a woman, a wife and a mother, and with life itself.
It's a very rich story, with a very ingenious structure: there are 10 perspectives and a very Virginia Woolf-kind of style and sensibility. Sometimes there are difficult metaphilosophical passages, and regularly there are poetical passages that are a bit over the top. But all in all, recommended reading! In general, I have discovered that Turkish literature has a lot more to offer than one should expect (based on a lack of knowledge, of course!).
Profile Image for Claire.
820 reviews369 followers
August 26, 2018
Erendiz Atasü’s novel reads like a mix of memoir, history and storytelling, as one woman reflects on her mother’s life, how little she knew of her and struggles to try to ameliorate that through what she has left behind. It’s a theme I’ve noticed often recently, the lack of understanding that comes from only knowing or observing a mother for the adult part of her life, the events that shaped her buried deep, coming out in behaviours misunderstood by the generations that follow, pondered on when it’s too late to find out more.

Vicdan and her friend Nefise have won state scholarships to university in Cambridge, England. They’ve won them on merit and they are excited by the opportunity presented. They are also part of a political strategy which the author shares when sharing some of the inspiration for the novel, her mother was a recipient of such a scholarship in 1929:

The Revolutionary aim of the Republic was to create a social and cultural synthesis of East and West, and so bright students were sent to leading European universities to be educated not only in the sciences and technology, but also in literature, music and art.

The girls travel together, taking the boat to Marseille, travelling up to England, later they will holiday in Berlin, a visit that leaves dark impressions, they read in other languages, they mix with young people from many cultures. Nefise is at first tempted to cross lines Vicdan is resolutely against. Vicdan stays strong and true to her intention of gaining her education and returning to Turkey to benefit her country. She recalls the struggles of childhood, her family fleeing their home in the Balkans, her father called on to participate in the first world war, her brothers sent away, the prejudices of others if your accent wasn’t right, or your birthplace.
Nefise receives a proposal of marriage, the young man doesn’t understand her rejection of him:
‘I am a Republican,’ Nefise had said, ‘and you are an army officer serving an Empire. We have nothing in common.’
Ted had been shaken; he found politics unsavoury. However, while an honourable officer might not be interested in politics, he would not hesitate to die for his King and country if necessary.
‘What country?’ Nefise had said, ‘Is India your country?’


While the narrative begins with girls going off to England, it chops and changes in perspective, telling the story of Vicdan’s family and how events changed their circumstances and destiny, the death of the father, the remarriage of the mother, her brother’s Reha and Burhan sent away to a military academy chosen by their stepfather before the wedding ceremony (a fact Burhan never forgave), their childhood over, while another would begin with the subsequent arrival of a younger half-brother, never truly accepted by his older brothers.

As the narrative changes perspectives, it is interspersed with the thoughts of the various characters, demonstrating the different attitudes, resentments, all the many things never said, that build a picture of the impact of historical events on a family and the ties that bind them together, no matter what happens.

With this characteristic of writing, it can become both insightful and confusing, insightful as we are taken inside the mind and letters of a character and confusing as we skip back and forth across time.

As the author says, her interest is in:
‘the essence of things that happen, the reasons for them and the results, the impact they have on individual psyches, the impressions on inner selves, have always been the issues of paramount importance to my mind.’

and on three people whose influence on her heart mind resonate throughout the book:
‘Mustafa Kemal Atatürk, whose being supplied the sap which has sustained my country’s life; that major poet Nazim Hikmet; and the major writer Virginia Woolf, whose work has drawn me closer to the writer hidden in me’

It was an interesting read for me and I enjoyed the blend of history and perspective and how it impacted the lives of characters throughout the novel. The author captures the influences, and penetrates the minds of her characters and so begin to understand what they can not, how each generation if formed by their experiences and their hopes are placed in those who inspire them in their youth, but these things are not experienced in the same way as the years pass by, one who was venerated yesterday can become hated by the youth of tomorrow.

I did find the sequence it was written confusing at times, but that didn’t really distract from the overall impression, which was the diversity of backgrounds lived through and that aspiration to build a bridge between different parts of the world and their people and the importance literature has in contributing to that.
Profile Image for Sinem.
348 reviews204 followers
October 10, 2014
aslında yazarın başka bir kitabını daha okuyup ondan sonra yazmak istiyorum ama bu yazarı arkadaşlarım arasında okuyan yok, merak eden olur da okumak isteyen olursa diye birkaç ufak not düşmek istiyorum.

kitap biçim olarak çok başarılı. Erendiz hanım kişisel olarak Virginia Woolf hayranıymış ve bilinçakışı tekniğini iyi öğrenmiş. Kendisi aynı zamanda akademik bir insan ve biçimde yer yer akademik bir metin havası da var. her iki tekniği ve değişen anlatıcıyı çok iyi harmanlamış.

Anlatıcının kimi zaman paragraftan paragrafa değişiklik göstermesi kitabı okumayı zorlaştırdığı kadar güzelleştiriyor da. Bana çok orijinal bir yazım tarzı gibi geldi. Aynı olaydan farklı şekillerde etkilenen insanların ağzından aynı olayı farklı açılardan okumak kitabın derinliğine katkıda bulunmuş.

Kendi ailesinin hikayesinden esinlerek kurguladığı bu kitabı belki aşırı ulusalcı olması sebebiyle eleştirebiliriz fakat propagandist bir yön yok kitapta ve kitabın kişileri gerçek anlamda cumhuriyetin çocukları. bu sebeple Atatürk'e hayran olunması, Kemalizmi savunmaları kendi içinde normal. Zaten kitap ulusalcı propagandası olsaydı içerisinde Kemalizm eleştirisi bulundurmaması gerekirdi.

Hem tarz olarak hem karakterlerin işlenişini görmek, cumhuriyetin ilk 20 yılını gözlemlemek için iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Profile Image for Barış.
297 reviews10 followers
August 15, 2024
Döneminin tanığı olarak anlatmış, geçmişinin belgelerine dayanarak kurgulamis, yargilamamis sadece aktarmış, karşıt görüşleri bir arada sunmuş başarılı bir roman. Kadın karakterler baskın olsa da erkekler de hiç eğreti durmuyor. Hatta Atatürk bile romanın bir kahramanı ve gayet gerçek. Tarihsel gerçekleri su yüzüne çıkarmak gibi bir niyeti yok, ancak tuttuğu bir ışık var, insanın gidip daha fazlasını göresi geliyor. Karakterler insanca tüm zayıflıkları ve güçlülükleriyle resmedilmiş, cok sayida kişiyle tanışıyoruz. Kimileri kısacık gecilse bile toplumda kapladığı yeri hemen tanıyıp aslında nereye işaret ettiğini biliyoruz. Rumelilileri sevmeyen Hacı amcalar gibi. Belki yazar biraz da kendi zamanından bahsetseydi daha kapsamlı olacaktı ama kisaca Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze uzanan bir çağ romanı.
Profile Image for izzet firat orfa.
66 reviews6 followers
May 17, 2025
Dağın Öteki Yüzü, tarihsel bir sessizliği bozma çabası olarak okunabilir. Roman, Cumhuriyet’in erken döneminden itibaren kadınların hikâyelerine odaklanırken, bir yandan da bu hikâyelerin nasıl bastırıldığını, nasıl yeniden yazıldığını sorguluyor. Kurguyla belgesel gerçeklik arasında gidip gelen yapısı sayesinde, hem kişisel hem toplumsal hafızaya cesurca dalıyor.

Atasü’nün dili yoğun ve zaman zaman yorucu; ama bu, anlatının politik yüküyle paralel bir tercih gibi duruyor. Ana karakterler üzerinden bir anne-kız çatışması gibi görünen hikâye, aslında ideolojik aktarımın kırılmalarını ve kadın olmanın tarih içindeki zorlu izini taşıyor.

Bazı yerlerde duygusal mesafeyi fazla koruyor, ama bu da metnin entelektüel gücünü zayıflamamasını sağlıyor. Okurun sabrını sınayan ama sonunda zihnine tortu bırakan bir roman. Özellikle Cumhuriyet ideolojisinin “kadın”ı nasıl şekillendirdiğini anlamak isteyenler için önemli bir metin.
Profile Image for Sally Edsall.
376 reviews11 followers
May 7, 2017
I tend to devour any fiction I can find set in Turkey. This is one of the best I have read. I love the style of writing, which is "sort of" stream of consciousness, but not entirely - it is also straight narrative. The interweaving of an earlier story with contemporary works really well.

I would recommend it for anyone who is familiar with, for example, "The Prizegiving" by Aysel Ozakin, "Seven Houses" by Alev Lytle Croutier, or anything by Orhan Pamuk ("Snow" is my favourite, and possibly the most accessible of his fiction works)
Profile Image for Tuğba.
84 reviews3 followers
October 17, 2016
İdeolojilerin ve perspektiflerin dayatılmadığı bunların olduğu gibi resmedildiği her kitaba hayranım. Kemalist olmayan bir Kemalizm romanı; başarılı bir teknik, sıkıcı olmayan kişilik tahlilleri, ve karşıtlıklar vasıtasıyla resmedilmiş bir ülke tarihi. Eski Türkiye'nin ellerimizden hızla kayıp gittiği bu günlerde benim gibi Cumhuriyet dönemi üzerine okumaktan ayrı keyif alanlar için tavsiye edilesi.
Profile Image for Hülya Meier.
160 reviews
January 18, 2018
Cumhuriyet dönemine geçiş ; Kurtuluş Savaşı yılları, Dersim olayı, kapitalizm ve komünizm ideolojilerinin yeni söylemleri hatta Kore Savaşı dahil, dönemsel tüm olayların toplumsal etkileri…Yazar, bu döneme bizzat tanıklık etmiş, Cumhuriyetin ilk kuşağı olan kendi ailesindeki yaşanmışlıkları, ara ara belgeler de ekleyerek, çok güzel kurgulayarak anlatmış. Savaşlar, ideolojik çatışmalar, kayıp acılarla dolu geçen sıkıntılı yıllar ve yürekleri sızlatan savaş anılarıyla, cumhuriyet hiç ama hiç öyle kolay kurulmamış diye düşünmeden geçirilmeyecek güzel bir roman.
Profile Image for Angela Gostling.
107 reviews1 follower
February 10, 2025
With a second reading and having lived in an Istanbul I have a better appreciation of this book. The language is beautiful although simple. The story is straightforward but the narrative is complex as it switches narrator and can be confusing. Nevertheless, a most enjoyable read.
Profile Image for Marjorie.
6 reviews
December 18, 2012
Good narrative of how Turkey would have been like Post War of Independence and the rise of Kemalism.
Displaying 1 - 12 of 12 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.