2 Nisan 1980’de başladığı yazı hayatına çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yazarak devam etti. 1981’de Kur’an ilimlerini temel uğraş alanı olarak seçti. Yorumbilim'in (İlm-i Tefsir) yanı sıra uzun yıllar Tarih, Dilbilim (İlm-i Belâğat), Düşüncebilim (İlm-i Mantık) ve Felsefe dersleri verdi. Şubat 1998’ten itibaren Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.
Enayi, teni değil, cânı düşünen adamdır; fayda ilkesine göre değil, haz ilkesine göre hareket eden, manevi değerleri uğruna maddi çıkarlarını terkeden, menfaatlerinden vazgeçen, bile bile kaybeden adam...
Gerçeğin ve özün arayışının talibi, yolcusu ve arayanı olmak, ararken kaybolmak, hüzün ve ıstırapla... mahrum olarak... mahrum olmasak arar mıydık gerçeği ve hakikati? Umutla ve sebatla arayış içinde olmak. O satırlar yine düşlerim ve düşüncelerimin sonsuz yolcuğuna eşlik etti.
"Ey talib! "Bu umutsuz boşluktan bizi çıkarabilecek geçidi nasıl bulacağız?" diye soruyorsun. İftar sofralarını protesto etmekle işe başla! Hani şu lüks restoranlarda, beş yıldızlı otellerde, dindar haramzâdelerin sofralarında verilen o şa'şalı, o debdebeli, o tantanalı, o kallavî iftar sofraları var ya, önce nefsini o fısk dolu iftarlardan koru, o masalarda iftar yapmaktan utan, o iftar tarzının orucunun hakikatini bozacağından emin ol!"
"Sakın zahire bakıp aldanmayın, yüzümüzün karalığı sevgiliye ihanetten değil, balçık deryası içindeki hayâline bir ömür boyu secde etmekten..."
Hocanın, bütün kitaplarını aynı hislerle okuyorum. Derinlemesine bir analiz yeteneği, tüm öğrendikleri ile yoğrulmuş, aklın ve kalbin süzgecinden geçmiş… ne bileyim, söyleyecek sözüm yok üstüne. Daire’ye dair kitabını da aynı hislerle okumuştum. Çok beğendim.