Tek parti döneminin hayırseverlik anlayışı; “yardımı hak eden” ve “etmeyen” yoksullar ayrımı... İkinci Dünya Savaşı sonrasında sosyal politikanın kurumlaşması... 1980 sonrası: Sosyal refah rejiminin çözülüşü; Fakir Fukara Fonu, Yeşil Kart... AKP döneminin muhafazakâr liberalizmi ve hayırseverliğin “dönüşü”... Ayşe Buğra bu kitapta, Türkiye’deki sosyal politika tarihinin ve tartışmalarının eleştirel bir analizine yöneliyor.
"Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz" mevzu çoğu konuda böyle olsa dahi bazı konularda tam olarak bu. Emeklere sağlık. Belki eksik hususlar ya da gereken ilavesi bu alanda yapılmış çalışmalar nezdinde var olabilir, benim için derli toplu bir okuma oldu.
Avrupa'da yaşayan bir Türk olarak sosyal politika konusunda ne kadar geride kaldığımızı uzun bir süre önce fark ettim ve fark ettiğimden beri "neden?" sorusunu kendime sordum. Bu kitap soruma tam cevap vermese de, ülkemizde sosyal politika bağlamında ne tür bir tarihsel süreç izlendiğini ve sosyal politika tartışmalarının neresinde olduğumuzu daha iyi anlamamı sağladı. Tek Parti döneminden AKP'ye nasıl bir süreç izlendiğinde merak ediyorsanız okumanızı tavsiye ederim.
Ancak kitabın zayıf noktalarından bahsedecek olursam, bence 1960-80 arası dönem çok hızlı işlenmiş, ayrıca bazı bölümler (12 Eylül ve sonrası dönemi olduğu gibi) yeterince detaya inilmemiş. Bu arada kitabın temel konusu Türkiye'de Sosyal Politika olmasına rağmen ilk bölümlerde genel olarak kapitalizme ve yoksulluğa fazla yer ayrılmış.
Tarihsel süreçler üzerinden başlayıp, Türkiye'deki siyasi yelpazeyi de katarak günümüze kadar uzanan sosyal politikaları analiz eden, bunu yaparken de bir yandan "olması gereken"i de net biçimde ortaya koyan harika bir kitap. Ufuk açıcı...
Bu kitapta anlatilanlar esitsizligin ve ya yoksullugun otesinde. Icerdigi anlayis, hak temelli bir sosyal yapiya olan gerekliligi vurguluyor, ozunde esitlik degil adalet yatan. Esitsizlik hakkinda cok okuyan biri olarak bu tarz bir anlayisa rastlamadim ve ya uzerinde pek durulmadigi icin farketmedim ama bu kitap devamli bu anlayis uzerinde durarak cok guzel argumanlar savunuyor. Ayrica avrupda sosyal devletin ve fakirlige olan “mucadelenin” 16. Yy den baslayn oykusu ve ww2 sonraki doneme kadar ki ideolojiyi anlatarak, turkiye uzerinden gittigi icin cok guzel karsilastirma ve benzetme olanaklari yakaliyor. Acikcasi turkiye hakkinda yazilan herhangi bir sosyo-ekonomik bir kitapta gelismekte olan ulkeler ve gelismis ulkelerle karsilasitirilmasini cok gerekli buluyorum, belli ogeleri daha anlayarak elestirilmesine olanak taniyor ve yersiz elestirilerden arindiriyor. Yazar bazen kucuk paragraflik bolumlerinde cok dikkatimi ceken ve uzerine okumak istedigim fikirler beyan ediyor. Ne yazik ki bazilarini okumus oldugum makalelerinde acmasina ragmen, rastlamadiklarim da vardi. Onlar uzerine en azindan ekler konulsaydi, bulunmasi daha kolay olurdu, uzerinde durulmamis (herhalde kitabin konusunda uzaklasmamak icin).