"Hayat, kime ne zaman merhamet edeceği, hangi çocuğunun ne zaman başını okşayacağı belli olmayan bir anneydi. Ne zaman ne kadar süt vereceğini bilemediğimiz koca memeli bir anne Gözünü bile kırpmadan sütüne zehir katacak kadar hain ve memesinden kan çıkarma pahasına süt verecek kadar şefkatli İri memelerinin üstünde yatırdığı yavrusuna huzur verdiği gibi, aynı memelerle boğabilirdi de onu. Hangi yavrusu ona güvenebilir ya da ona güvenmeden nefes alabilir ki? Emdiği bu memeden zehirlenmeyi göze almayan çocukları, açlıktan ölmeyi peşin kabul edenlerdir. Bu aşüfte annenin kör çocukları, onun bir tarafını görmezler: Ya güven veren kısmını ya da hain kısmını. En acılı çocukları onlardır: Saf güvene kananlarla, hiç güvenmeme tabutuna girenler" (kitaptan)
"Dar bir koridora elindeki Muharreme daha sıkı tutunarak girdi. Beş altı taş basamağı hep birlikte indiler. Basamaklar bu gördüğünden başka her türlü heyecana alışıktı. Gelin hamamı için gelmiş taze gelinin heyecanına; kırk hamamına gelmiş loğusanın sevincine ve kırkı çıkmış bir insan yavrusunun minik kalbinin atışına; oğluna kız aramak için merdivenleri inen kadının meraklı bakışlarına; ilk defa boy abdesti alacak genç bir bedenin ürpertisine; samur kaşlı, cilveli, fidan boylu, gül dudaklı tellağıyla beraber halvete çekilmek için gelen oğlancının aşkına; evliya kurnasında dua edip dilek tutacak yaşı geçkin kızın umuduna; mesleğini bırakan bir genelev kadınının kırklanarak ruhunu temizlerken hissettiği ferahlığa; su gibi gidip su gibi gelsin diye hamama gelen askere gidecek delikanlının nişanlısına döktüğü gözyaşlarına ve daha birçok insan haline alışıktı basamaklar. Ama bunu anlayamadılar Taşların görmüş geçirmiş deliklerinden âdeta merakla yukarı bakan gözler fırladı. Sağ taraftaki hamam kapısına gelene kadar belki bir asır geçti. Kapının önündeki küçük asma, taşların çığlıklarını duymuşçasına merakla baktı gelenlere." (kitaptan)
"Gözü pek bir ruh çözümlemesi romanı." -Selim İleri
"Mumcu bu kez anne rahmiyle hamam arasındaki bağı irdeliyor irdelemesine ama insanın içini acıtarak. İnsanın geçmişi, bugünü ve yaşadığı anla hiç korkmadan hesaplaşmasını sağlıyor." -Nena Çalidis, Cumhuriyet
"Edebiyatımızı bir hastalık gibi saran metropol manzaralarından kurtulmak isteyenler için bir sığınak Makber." -İclal Kubilay, Kitap-lık
"Makberi okurken zaman zaman dehşete düşüyoruz, bazen fısıltılarla akıp gidiyor olan biten. Bunca arka arkaya gelirken her şey, birden soğuyor terimiz üzerimizde." -Bilge Atay, Varlık
"Makber oldukça kısa bir anlatı ama yazarın gezindiği alan hayat kadar geniş. Mumcu kitabında toplumsal bağlamı çok da belirgin olmayan bir hikâye anlatıyor. Bu hikâye bugüne dair olmasa da zamansız. Çünkü yaşama ve ölüme, tesadüfe ve kadere, iyiliğe ve kötülüğe, sevgiye ve nefrete, bilgiye ve cehalete dair; yani insana dair." -Pınar Kaynar, Virgül
"Belli bir okur kitlesi olan yazarlardan Cem Mumcu, Makber adlı ilk romanında modern hayatın hızını, ölümünü ve sahiciliğini sorguluyor." -Göksan Göktaş, Aktüel
"Kim söylemişti hatırlamıyorum, İnsana ait hiçbir şey beni şaşırtmaz. Bu cümleyi çok seviyorum. Evrenin de her an genleştiğini, yayıldığını düşünürsek, bizler kendi çevremizden biraz olsun sıyrılıp olana bütünden bakmayı artık öğrenmeliyiz, diyorum. Eminim Makberin satırları size bu yolculukta iyi bir rehber olacaktır." -Bahar Korçan, Hürriyet Kelebek
"Doğuma ve ölüme dair, hayattaki boşluklara dair pek çok şey var Makberde." -Cengiz Erdinç, Sabah Aktüel Pazar
"Cem Mumcu Makber adlı kitabında ölüm vasıtasıyla hayata methiyeler düzüyor. Makber adeta bir hamamın içinde yaşayan karakterleriyle durma, sakin olma hissi yaratıyor." -Yasemin Yurtman, Tempo
1966 Akçaabat doğumlu. Çok erken yaşta okumaya ve yazmaya başladı. Hayatı kitap ve edebiyatın etrafında dönüp durdu. Tıp Fakültesini bitirdiğinde kendisini "çuvala tıkılmış gibi" hissetti. "Çuvaldaki delik" dediği psikiyatriden başını dışarı uzattı. Psikiyatride de artistik yaratıcılık ve duygudurum ile ilgili bilimsel araştırmalar yaptı. Şiir, öykü, roman, deneme ve eleştiri türlerinde eserler üretti. Yazar olmanın dışında yayıncı, editör ve kitapçı olarak da deliliğinin peşinden sürüklendi. 2001 yılında 1001 tane olmasını düşündüğü Binbir İnsan Masalları isimli Edebiyat projesine başladı. Hiçbir ödüle eser göndermedi. Doruktakiler 2004 Öykü Yazarı ödülü kendisine verildi. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Artistik Yaratıcılık ve Sanat Psikolojisi dersi veriyor. Vatan Gazetesi'ne her pazar köşe yazıyor. Okuyan Us Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmeni.
Aşina olduğumuz bir konu, edebi yönü güçlendirilmeliydi. Her şey bir anda olup bitiyor kitapta ve ana karakterlerin duygu dünyasına hiç yer verilmiyor. Sona sıkıştırılan İnayet Hanım geçmişi de eğreti durmuş.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Sanki uzun bir romanın özeti şekliydi. Özellikle Muharrem karakteri evden ayrıldıktan sonraki duygu ve düşüncelerine daha çok yer verilebilirdi. Kitabın ilk yarısı 2/5 ikinci yarısı 4/5.
ამაზე ცუდი ნაწარმოები არ წამიკითხავს! ავტორი დასაწყისიდანვე ახვევებს ერთმანეთზე დიდ სისულელეს, კლიშეებს (აბაზანის ფილებზე დაღვრილ სპერმაზე სინანული, რადგან მომავალი გენიოსები არიან; ცხოვრება დედაა, რომელიც არავინ იცის ალერსით მოგეპყრობა თუ არა), მერე უცებ არსაიდან ბრძნადმეტყველებას იწყებს და ისედაც სუსტ სიუჟეტს გწყვეტს. არცერთი პერსონაჟის ქმედება, ემოციები კონსტრუქციული არ არის, ტექსტის ბოლოსკენ არის ახსნის მცდელობა და ეგეც უნიჭოდ შესრულებული. გაცოფებული ვარ!!!
Iyi bir roman taslagi; ama kendisi degil. Karakterler oturmamis kurgu desen neredeyse yok. Keske daha fazla calisilsaydi uzerinde; cunku bazi gozlemler, cikarimlar cok etkileyici ve akilda kalici
Daha once Cem Mumcu okumadiysaniz bu kitaptan baslamamanizi öneririm.Kisa olmasina ragmen derin ,düşündüren ve her zaman ki gibi çarpıcı üslubuyla yazmis romanını.