"Nezihe Muhiddin kimdi? Hangi sosyal ve entelektüel ortamda yetişti? Kadınlar için neler düşündü? Neler yaptı? Otuzlu yaşlarını sürerken, yani daha çok şeyler yapabilecekken neden ve nasıl kadın hareketinden koparıldı? Nasıl unutturuldu? Türkiye'nin yakın geçmişine ışık tutan bu bilmecenin, Yeni Kadın Hareketi'nin ilk günlerden itibaren içinde yer almış, oluşumuna katkıda bulunmuş, feminizm tartışmalarını yakından izleyen bir kadın tarihçinin kaleminden, dönemin eski Türkçe belgelerine dayalı öyküsünü okumak, özellikle genç kadınlara çok şey öğretecektir. "Zihnioğlu, tek parti dönemi yöneticileriyle Nezihe Muhiddin arasındaki çatışmanın, özünde, kadın kimliği etrafında döndüğünü, Muhiddin'in, Cumhuriyetçi erkeklerin kadınları 'gayri meşur çocuk', hatta düpedüz 'çocuk kadın' olarak görmek istemelerini kabullenemediğini söylüyor. Nezihe Muhiddin'in mücadelesini bilmenin, biz kadınlar için taşıdığı hayati önemi Fatmagül Berktay'ın şu sözleri çok iyi ifade ediyor: 'Geçmişte yaşananlar, çekilen acılar ve harcanan çabalar belleklerden silinip gidiyor ve bizler hep 'çocuk kalmaya' mahkûm oluyoruz. İşte bunun içindir ki kadınların kendilerini 'tarihe yazmaya', geçmişi araştırmaya, başka kuşakların mücadeleleriyle bağlar kurmaya ve kendilerinden esirgenmiş olan bilgi ve eğitime sahip çıkmaya ihtiyaçları var.' " – Şirin Tekeli
"allah belasını versin bu tek parti rejiminin" tadında, inkarcı ve gerçekleri yansıtmaktan uzak, yanlı bir çalışma olmuş. zaten yazarının yae'ci olmasından dolayı nefesimi tutarak okudum bilgilenebilmek için, faydasını göremedim
1. Güçlü bir kadın. Kadın hakları hareketinin önderlerinden. Karizmatik, inatçı, iyi bir yazar ve hatip ve dahası esaslı bir feminist. Farsça, Arapça, Almanca ve Fransızca biliyor. İlginc bir hayat hikayesi olacağı belli zamanın 1908den 1935e kadar olacağını düşünürsek.
2. Daha CHF yokken daha ortada bir parti yokken KHF ( Kadınlar Halk Firkasini) kurup kadın hakları için mücadele etmiş. Ama resmen tanınmadılar.
3. Cumhuriyet döneminde yaşadığı zorlukları okumak bende hem hayal kırıklığı yarattı hem de Atatürk ve Türk kadını algımi zedeledi. Bu hayal kırıklığına rağmen Türk kadının seçme ve seçilme hakkına kavusmasinda Nezihe Muhiddin ve arkadaşlarının mücadelesinin etkisi vardır diye düşünüyorum.
4. Rejimin sozcusu Cumhuriyet gazetesinin o dönemki karikatürleri ve makaleleri benim için- kadın olarak- çok üzücü ve hayal kiriciydi.
5. Türkiye resmi tarihinden her türlü oyun ve kumpas ile silinmis bir kadın Nezihe Muhiddin. Onun için okuyup öğrenelim.
6. Yazar da aslında güncel olaylarda- Kabataş fantazisi ve ROK ile aynı bildiriye imza atarak- tarafını iyice belli etmiştir ama bu kitabın kendi kişisel görüşü etkisinde kaldığını çok düşünmedim. Makaleler, karikatürler, söylenen sözler hep belgeli ve referansları ile verilmiş.
Gerçekten güzel bir kaynak. Fakat oldukça taraflı yazıldığı veya yazarın donemin sosyoekonomik ve politik durumundan habersiz bir sekilde bu kitabi yazdığını düşünüyorum. Kemalistlerin kadinlardan olusan bu siyasi partiye karsi seyh sait'ten sonra en buyuk tehtid olarak gördüğünü iddia etmesi de oldukça çirkin bir yaklaşım. Ayrica Ataturke sorulmadan kuruldugu iddiasiyla kapatilmaya zorlanan bir hareket oldugu iddia edilmesi de çirkin. Nezihe Muhiddin karizmatik bir lider olmuş. Fakat kadın birliğini sadece kadınlardan olusturmasi ve tek cinsiyet uzerine propaganda yaparak diger cinsi asagilayan manifestolarla partiyi konumlandirmasi donem toplum sosyal yapisinda sindirilebilecek bir hareket degil. Kaldi ki bu durumu sonradan Ataturkle mektuplasmalari ardindan fark edip duzeltme cabasi da bulunuyor. Yazar erkekleri CHF'den ibaret tutmus ve kadinlara mecliste zorbalik yapildigini one surmus. Zorbalik gercek, kaynaklari kontrol ettim fakat erkekleri CHF olarak sinirlamak bana cok tarafli bir dusunce ve hareket olarak geliyor. Kadin hareketi cok cesur bir hareket. Bu kadinlarin hepsi cok cesur. Donem erkeklerinin de durumu kabul edemedigi kesin ki kadinlarin hayir islerine daha uygun oldugu ve devlet meselelerine kafalarinin basmayacagi gazetelerde vurgulaniyor. Burada karsilastiklari dirence karsi dik durmalari cok hos. Fakat medeni kanun ve kadin haklarinin duyurusuna kitapta 1 veya 2 sayfadan fazla verilmemesi beni üzdü. Kendi muhakemesi ve on arastirmasi bulunmayan kisilerin kitabi okumasi yanlis dusuncelere kapilmasina sebep olabilir.
Bir İkinci Cumhuriyet sayıklaması... Üzerine dönem çalışması yapılan kişinin fikirlerini alıntılarken bile "ırkçı ş*llığın tekiymiş ya, ben hiç katılmıyorum" diye cümle başına 2 kere tekrar etme ihtiyacı hissetmek... Dinci-gerici Şeyh Sait isyanından "Şeyh Said'in menfûr isyanı" diye bahsedilmesini "Şeyh Said'in şahsında Kürtler'i aşağılaması" olarak alıntılamak... Fikir namusu terk bir kitap. Zaten kim kitabının dipnotlarını sayfa altlarına değil kitabın en sonuna koydurur? Nezihe Muhiddin'in hayatını öğreneyim diye başladığım kitaptan Türk akademisine karşı perçinlenmiş tiksintimle yarıda çıkıyorum. Tamam sensin, tamam.
Nezihe Muhiddin, daha önce ismini duyduğum ama kendisi hakkında yeterli fikir sahibi olmadığım biriydi. Bu kitap, benim için Nezihe Muhiddin’i ve onun verdiği mücadeleyi tanımam açısından bir ilk oldu. Dönemin kadın hareketinin nasıl geliştiğini, hangi söylemlerle ve hangi toplumsal ihtiyaçlardan doğduğunu; özellikle de siyasal gelişmelerle etkileşim içinde kendini hangi kimlikler üzerinden tanımladığını anlamak açısından önemliydi.
Nezihe Muhiddin’in dönemin gelişmelerini çok yakından takip eden, bunları çok iyi kavrayabilen ve cesurca dile getirmekten kaçınmayan güçlü bir karakter olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyet tam anlamıyla kurulmadan önce Kadınlar Halk Fırkası’nı kurmaya çalışması ve kadınların siyasî hak taleplerini o dönemin politik gündemine taşımak istemesi, onun ne kadar ileri görüşlü ve aydın bir insan olduğunu gösteriyor.
Ancak o dönemin kendine özgü politik atmosferi içinde Nezihe Muhiddin’in hak ettiği karşılığı bulamadığını düşünüyorum. Ülke, yeni kurulmakta olan; kırılgan ve henüz kendine tam güveni olmayan bir rejimle yönetiliyordu. İç isyanlar yaşanıyor, İkinci Dünya Savaşı’nın çıkması an meselesi olarak görülüyordu. Halkın büyük bölümü eğitimsiz ve yoksuldu; aydın sınıfı ise henüz tam anlamıyla oluşmamıştı. Bundan dolayı, yazarın bazen bu koşulları yeterince değerlendirmeden taraflı yargılara vardığını da düşünüyorum. Ayrıca 1920’li ve 1930’lu yıllardaki insanlardan günümüzdeki gibi bir feminizm anlayışı beklemek doğru bir bakış açısı değil. O dönem, çeşitli siyasî fikirlerin tartışılabileceği ve ilgili kişi ile kurumların süreçlere katılabileceği sağlıklı bir demokratik ortamdan uzaktı.
Evet, yazarın bahsettiği gibi Cumhuriyet’in ilk dönemindeki rejimin —ve hatta o dönemin bazı kadın hakları savunucularının bile— Türk kadını söylemini “rejimle uyumlu ve rejimin kontrolü altında”, “çocuk kadın” ve “Türk kadınının görevinin çağdaş Türk vatandaşları yetiştirmek" olduğunun vurgulandığı bir çerçeve içinde tanımladığı doğru olabilir. Ya da kadın haklarına ilişkin devrimler tartışılırken ve hayata geçirilirken, yeterince kadın aydının veya bu konuda siyasî faaliyette bulunan kadın örgütlerinin sürece katılmasına müsaade edilmediği de doğrudur.
Yazarın ifade ettiği üzere, Kemalistlerin kadın haklarını Batı’ya karşı demokrasinin sembolik bir göstergesi olarak kullandığı yönündeki söyleme katılmıyorum. Ayrıca Atatürk ve eşi hakkında bir İngiliz gazetesinde çıkan dedikodu niteliğindeki bir haberin kitapta yer almasını son derece absürt ve alakasız buldum. O dönemin düşünce dünyası, toplumsal gelişmeleri ve insanların dünya algıları yeterince göz önünde bulundurulmadan değerlendirme yapıldığı izlenimi edindim.
Nezihe Muhiddin çok değerli ve çok aydın bir kadındır; o dönemki siyasi rejim tarafından gözden çıkarılmış, değeri bilinmemiş ve takdir görmemiştir. Ancak yazarın genel olarak “Kemalizm” hakkındaki kendi siyasi görüşlerini kitaba fazlasıyla yansıttığını düşünüyorum.
Maalesef ki tarih kitaplarında bugüne kadar adına rastlanmadığımız müthiş bir kadın 'Nezihe Muhiddin' Osmanlı'dan cumhuriyet dönemine geçişe tanıklık yapmış, yazar, gazeteci, öğretmen, bence ilk siyasetçi, Türk Kadın Birliğinin kurucusu, feminist hareketin öncüsü. Neden bu kadar önemli bir karakter unutturulmak istendindi? Neden kendisini yıldırmak ve uzak tutmak için iftiralar atıldı? Bu sorunun yanıtını bulabileceğiniz bu eserde özellikle 1923-1934 arasındaki siyasi ve toplumsal hayata da geniş bir bakış açısı yer alıyor. Osmanlı kadınının Cumhuriyete geçiş döneminde batı özentisi olmadan, erdemli faziletlerini koruyarak, kimlik kazanma mücadelesinin baş kahramanını mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Bu eseri hazırlayan Sn; Yaprak Zihnioğlu hanımefendiye ayrıca sonsuz teşekkürler. #kadınsızinkilap #yaprakzihnioğlu
erken cumhuriyet tarihinin bize anlatılmayan kısmını araştırıp, bulup çıkartması çok değerli. kadınların hakları konusunda "kadınlar da çok şeyapmadılar, cumhuriyet verdi haklarını" diyenlere karşı , dönemin feminist kadınlarını anlatması çok güzel olmuş bence tarih yazımı için.
bu arada 1926 medeni kanununda "koca evin reisidir" olarak geçen ibare ve kadının çalışmasının erkeğin iznine tabi kılındığına dair ibare 2001 yılında anca kaldırıldı. o yüzden bu gibi kitaplar çok değerli.
yaprak zihnioğlu yer yer çok dağıtmış konuyu, takibi zor hale getirmiş, konudan konuya atlamış. hani sanki editör iyi bir iş çıkarıp da toparlamamış gibi geldi kitabı.
onun dışında okuduğuma epey mutlu olduğum bir kitap oldu.
Dönemin tahlili kadınlar açısından yapan bir kitap okumamıştım uzun zamandır.Çoğu zaman aynı tip kişiler üzerinden aktarılan şeyleri okuyanlar için soğuk duş etkisi olabilir.Ama kitabın dönemini iyi yansıttığını düşünüyorum.Kadınların tek tipleştirilmesi ve bastırılmaya çalışılmasının geçmişten günümüze nasıl geldiğini merak edenler için eşsiz bir kaynak.Ülkedeki her kadının tanışması gereken biri Nezihe Muhittin.Her dönemde olduğu gibi kadın hareketinden bu denli korkulması,sindirilmeye çalışılması gibi konular iyi işlenmiş ancak biraz uzadığını düşünüyorum.Sayfaları atlamak zorunda kaldım.Zaman zaman kendini tekrar ettiğini düşünüyorum.
Serpil Çakır’ın Osmanlı Kadın Hareketi kitabı ve bu kitap 20li yaşlarımın en kıymetli kitapları oldu. İlk gençliğimde ben de geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet’te bir kadın hareketi olmadığını düşünüyordum. Bütün anlatıya tersti bu. Gerçekleri öğrenmeye başladığımda ise Cemiyeti Akvam’a kadar uzanan bir yerli kadın örgütü-hareketinin varlığını tahmin edemezdim. Nezihe Muhiddin’i tanıdığım için çok mutluyum. Kitapta adı geçen bütün kadınlara minnet doluyum. Bilinçleri, bilgileri ve cesaretleri inanılmaz.
kadinligi erkegin muavini, anne ve seyirciden ibaret goren sir sir we’re secular my mom has blonde hair diye asagilik psikolojisiyle kazanimlari kendi tekeline almaya calisan kemalist iktidarin siyasal haklari icin orgutlenmis kadinlar ve nezihe muhiddini nasil polis tedbiri ve karalamalarla tarihten sildigini gosteren degerli bi eser, dilerim pek cok kisi nezihe muhiddini tanir