Türk Dış Politikası´nın 1. Cildi, 1919-1980 döneminde Türkiye´nin dış politikasına bütün yönleri ile ışık tutuyor. Türkiye Cumhuriyeti´nin kuruluş ve istikrar kazanma mücadelesi, İkinci Dünya Savaşı ve arifesindeki çalkantılı dönem, Soğuk Savaş yıllarının bütün dış politika sorunları, bunun yanında kendi diplomatik ve politik geleneğini yaratan -kâh gergin, kâh dostane- ikili ilişkiler ayrıntısıyla inceleniyor. Dış politikanın kimi ´mahrem´ kalmış, kimi eksik-yanlış aktarılagelmiş birçok çarpıcı olayının ayrıntılarını bu ciltte bulacaksınız.
Turkish academic, politician and human rights activist.
At the university he taught and worked on subjects of minorities, nationalism, globalization, Turkish foreign policy and relations between State and religion. He was officially retired in 2007 but continued teaching at the Faculty of Political Science of Ankara University as well as giving lectures and courses at foreign universities.
Meanwhile, he started writing for Turkish newspapers, He was an editorialist in the daily Birgün from 2004 to 2006, Radikal 2. since February 2000 he has also been writing for the bilingual weekly – Turkish and Armenian – Agos, newspaper, founded byhis publisher friend, Hrant Dink.[4] who was the founder and the director of publication He also worked for Büyük Meclis magazines and newspapers (La Grande Assemblée), (New Daily), Ikibin'e doğru (Around 2000), Tempo, Aydınlık (Clarity) from 1985 to the year 2000.
Since 2003, he has been Chair of the Subcommittee on Cultural rights and Minority rights of the Human Rights Advisory Council attached to the Ministry of Human Rights. A publication in 2004 of a controversial report earned him and Professor Ibrahim Kaboğlu judicial and death threats from ultra-nationalist groups.
Baskin now proclaims himself as a social democrat, without being affiliated with any political party.[
Üniversitede ders kitabı olarak okuduğum bu kitap sadece Dıs Politikamıza değil aynı zamanda Türkiye yakınçağ tarihine de ışık tutuyor. Kitapta en sevdiğim şeylerden birisi bilgi kutuları oldu. Daha sonra da yıllarca bir sözlük olarak kullandım bunları.
Sadece her uluslararası ilişkiler öğrencisinin değil herkesin başucunda olması gereken bir kitap hem dış hem de iç politikayı bir arada anlatarak harika bir perspektif sunması en beğendiğim özelliği.
Türk dış politikası üzerine yazılan kitapların genelde iki sorunu vardır. Birincisi tarafsızlık, ikincisi de çeşitliliğin olmayışı. Tarafsızlık yeterince açık bir sorun zaten. Çeşitliliğin olmayışı da genelde yazarların bir önceki yazarlara, kaynaklara ve bazen galat-ı meşhurlarına alıntı yapmasından kaynaklanır. Bu kitap iki sorunla da iyi mücadele ediyor. Tarafsız olmadığı yerler kesinlikle var, kendisinin de çeşitlilikten ziyade eskinin ezberine kaçtığı yer var fakat Türk dış politikası konusunda bu kadar ayrıntılı bir çalışma okuyabilmek büyük şans.
Bu ilk cilt 1919'dan 1980'e kadar olan dönemi kapsıyor, 900 sayfada her şeyi anlatmak elbette mümkün değil fakat olağanüstü ayrıntılar var kitapta. Örnek vermek gerekirse, Sovyetler Birliği ile ilişkileri anlatırken "Jdanovculuk" nedir diye önce anlatmak ya da "Türkiye dışa bağımlı olmaya başladı" diye herkesin ezberlemiş olduğu bir bilgiyi aktarırken, "Dışa Bağımlılık Türleri" diye ayrı ufak bir bölüm yazmak fazlasıyla düşünceli bir davranış.
Konuya özel ilgili değilseniz öylesine okunacak bir kitap değil fakat bahsi geçen dönemde herhangi bir ülke/bölge ile ilişkilere bakmak için ya da en baştan dönem hakkında genel bir fikir edinmek için gayet güzel. Konuya özel ilginiz varsa da zaten okunması zorunlu bir kitap.
Baskın Oran hocanın editörlüğünde, konunun uzmanları tarafından kaleme alınmış, kapsamlı bir eser. Pek çok açıdan ders kitabı niteliğinde.
Cumhuriyetin ilanından 1980 müdahalesine kadar geçen sürede yaşanan önemli olayları, hem dışarıdan hem de içeriden gözlemleyerek anlatan, önemli bilgi notlarını kutucuklarla açıklayan ve tarafsızlık düsturunu elinden bir an olsun bırakmayan başarılı bir kitap. Pek çok anlaşma ve tarihi dokümanın orijinali ya da metnini de eserde bulmak mümkün.
Özellikle Sovyetlerle ilişkiler, Lozan anlaşması süreci, 2.Dünya Savaşındaki mekik diplomasisi ve bu süreçlerin iç politikaya yansımaları ilgimi çekti.
Çok güzel, çok doyurucu. Her anlamda büyük bir emeğin ürünü, tam bir editöryal şaheser. Kurgu müthiş, tutarlılık, dildeki bütünlük çok sağlam. Tekrar tekrar okunsa yeridir.