Kara Kitap hiç şüphesiz modern Türk edebiyatının hakkında en çok yazılan, en çok tartışılan romanıdır. Çok satılması, okunması, yenilikçiliği, üslubu, malzemesinin genişliği, tarihe ve geçmiş kültüre yaslanması, değişikliği, tuhaflığı Kara Kitap, hakkında çözümlemelerin, eleştirilerin, övgülerin ve öfkelenmelerin sürekli kaleme alınmasına yol açtı. Kara Kitap'ın zengin serüvenine pek çok yabancı dile çevrilmesi, başka dillerde ve ülkelerde de sevilip nefret edilmesi eklenince Kara Kitap üzerine yazılmış çok geniş bir yazı malzemesi oluştu.
Nüket Esen, bu yerli ve uluslararası malzemenin hepsini elden geçirerek Kara Kitap Üzerine Yazılar'ın gözden geçirilmiş bir yeni baskısını hazırladı.
Kara Kitap ve İstanbul, Tasavvuf, Türkçe, Rüya, Fantezi, Tarih, Mesnevi, James Joyce, Tanpınar, Polisiye Roman, Esrar, Yeşil Kalem, Modernizm, Postmodernizm, Kimlik, Kendi Olmak, Oğuz Atay, Ayna, Masal, Alaaddin'in Dükkânı, Türkiye, Doğu-Batı, Aşk, Şeyh Galip ve pek çok başka konu üzerine 30 yazı.
Orhan Pamuk'un edebiyatımızda önemli bir yere sahip olan kitabı "Kara Kitap" üzerine derinleşmek isteyen okuyucu arkadaşlarıma ve yazar adaylarına Nüket Esen tarafından bir araya getirilen makalelerden oluşan bu çalışmayı tavsiye ederim. Nüket Esen'e emekleri için teşekkür ederim.
Okunması oldukça zor olan bu kitabın bir dönem bulaşıcı hastalık gibi yaygınlaşması kitabın betimlediği dünya gibi şaşırtıcı.
Bahsedilen kitap elbette ki -Gollum bu evrene dahil olsa şimdi olanca hışmıyla kıymetlimisss derdi- Kara Kitap ve bu ilginç cümleyi yazan da bu derlemeyi -iyi ki- oluşturan Nükhet Esen.
Ve fakat bence okunması zor olan şey Pamuk'un şahaseri Kara Kitap değil, kitaptaki bu 33 eleştiri yazısı. Sadece ard arda edebi eleştiri yazısı okumanın teknik zorluğundan bahsetmiyorum, 1990larda insanların hayatına ansızın giriveren bu çarpıcı, devrimsel postmodern anlatının özellikle Türk yazar ve eleştirmenler tarafından inatla anlaşılamaması ve hatta bağışlayın -ya da bağışlamayın, umrunda değil!- bizati Pamuk'un çetrefilli, araştırmacı, detaycı ve mistik dilini, çok farklı bir kurgu oluşturma becerisini kıskanmış olup ona kara çalmalaya çalışmalarını okumak ve sezmekten bahsediyorum.
Ben Kara Kitap piyasaya çıktığında henüz okuma yazmayı yeni öğreniyordum. Bu çılgınlığa maalesef ki yetişemedim. Ama 17 yaşımdayken bu dünyaya adım attım ve afalladım. Sonra 40larımda bir daha okudum Kara Kitap'ı ve yine afalladım. Bu kez hakkında yazılmış kitapları da edindim, onları da keyifle okumaya başladım.
Eleştirilerden en çok yabancı eleştirmenlerin -yukarıda belirttiğim kıskançlık ve kibir gibi şeyler kendilerinde yok- ve Bedri Baykam, Füsun Akatlı, Süheyla Bayrav, Berna Moran, Jale Baysal, Sevda Şener, Jale Parla ve Taciser Belle'nin yazılarını sevdim. (Çoğunluğunun kadın olması tesadüf müdür?)
Neredeyse tüm eleştirmenler de eleştiri yazılarını "aslında daha çok fazla konudan bahsedecektim ama şimdilik bu kadar" diye bitiriyor zira kitaptaki mistik, kültürel, edebi ve tarihi katmanları açmaya ne vakit yetiyor ne de bunlara yoracak kafa kalıyor insanda, kendileri de farkında, yine de galebe çalmadan duramayanı da çok olmuş kitabın ki ben de bunu yeni ve bilinmeyen bir şeyle karşılaşmanın aka konfor alanından çıkmanın verdiği geçici huzursuzluğu def etme adına yapılmış enteresan bir çaba olarak algıladım.
Jale Baysal ile bitireyim:
Kısacası Orhan Pamuk bir imparatorluktur, bütün bir Türkiye Cymhuriyeti toprağıdır. Onunla genişledik, nefes aldık biraz. (1991)
Ne mutlu ciğerlerimizi ana dilimizle genişletebilmek.