Yaşadıkları coğrafyanın acılarına hapsolmuşların, aile olmanın ölümcüllüğünü taşıyanların ve cennetin gelmesini yüzyıllarca bekleyenlerin hikâyesi...
"Yara! Ben derisi yüzülmüş bir yarayım. Seksen yıldır yüreğimde açılan bu yara bugüne kadar ne iyileşti ne de kabuk bağlayabildi. Bu yara öyle bir yara ki, kabuk bağlayıp iyileşeceğine, her geçen gün biraz daha derinleşip büyüdü. Yara büyüdükçe ben küçüldüm, ben küçüldükçe de yaram büyüdü. Öyle ki upuzun ömrümün sonunda ben bu yaradan ibaret kaldım. Yara! Kapkara bir yara! Bugüne kadar hiç kimseye bu yaramdan bahsedip anlatmadım. O uğursuz geceden beri yaram hep içe doğru derinleşip kanadı. Ama artık ne bu içe doğru kanayan yarayı saklayacak dermanım kaldı ne de onunla mezara gidecek takatim."
Yavuz Ekinci, ikinci romanında, tarihimizin ve coğrafyamızın güneydoğusundan, yüz yıla yayılan hayatlar anlatıyor: Yerinden yurdundan edilmiş, dilinden, dininden, kimliğinden, insanı insan eden her şeyden yoksun bırakılmış Almast'ların ve onların aynı yazgıyı bu kez başka bir "bilinmeyen dil"de okumak zorunda bırakılmış oğullarının ve torunlarının öyküsünü... Cennetin kayıp topraklarını...
Yavuz Ekinci (d. 1979, Batman) Kürt asıllı Türk yazar.
Bir Kürt köylü ailesinin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelen Yavuz Ekinci, sırasıyla Yedibölük Köyü İlkokulu (1990), Siirt İmam Hatip Lisesi Orta Kısmı (1993), Batman Endüstri Meslek Lisesi Tesviye Bölümü (1997) ve Dicle Üniversitesi Siirt Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü'nü (2001) bitirdi. 2001 yılında Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri'nde "Dikkate Değer" öykü ödülünü aldı. 2003 yılında Kafatası, 2005 yılında Eşikteki Hayatalar,- öykülerinin yayınladı. Yazar, hâlen Batman'da öğretmenlik yapmakta ve Van'da Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Türk Dili ve Edebiyatı alanında yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Eylül 2009'da Doğan Yayın Grubu tarafından 2. Bakısı yapılan Meyaserin Uçuşu isimli kitabı, Pakize Barışta'nın bu eserindeki öykülerinden dolayı Ekinci'yi Türk Edebiyatındaki gerçek ve sessiz bir devrimci olarak nitelemesini sağladı.
Ödülleri 2001 - Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri, Dikkate Değer Öykü Ödülü 2005 - Milliyet Haldun Taner Öykü Ödülü 2005 - İnsan Hakları Derneği Öykü Ödülü 2005 - Gila Kohen Öykü Ödülü 2008 - Yunus Nadi Öykü Ödülü 2012 - Cennetin Kayıp Toprakları kitabında yer alan İncir adlı öyküsü Tayfur Aydın tarafından İz / Reç (2011) adıyla sinemaya uyarlandı. Film 31. Uluslararası İstanbul Film Festivali 'nde Onat Kutlar anısına verilen Jüri Özel Ödülü’nü kazandı.
Ein großer, fast ein Jahrhundert umspannender, Familienroman über die Geschichte eines zerrissenen Landes und über zwei Völker, die all dessen beraubt wurden, was einen Menschen ausmacht.
Die Kindheit Rüstems wird von dessen Großvater Hassan bestimmt. Er erzählt ihm von den großen Helden der kurdischen Geschichte. Ein Großvater der weder lange mit Worten noch mit Taten fackelt. Sein Vater, Mirza, ruhig und introvertiert wird immer wieder von diesem beschämt. Auch das Verhältnis zwischen Großmutter und Großvater ist angespannt. Rüstems Mutter starb bei seiner Geburt und sein Bruder Ebubekir ging als "Guerilla" in die Berge. Es herrscht eine archaische Welt, die geprägt ist von Religion, Aberglaube, Gewalt, patriarchalischen Strukturen und politischen Konflikten.
Es passieren Dinge des Alltags, welche in einer westlichen Welt fast undenkbar wären. z. B Für Rüstem beginnt die Schulzeit. Zur Anmeldung benötigt er einen Pass, da der Vater für diesen Pass auf das Meldeamt in Stadt fahren müsste, gibt er Rüstem kurzerhand den Pass seines verstorbenen Bruders und er heißt von nun an in der Schule Yakup.
Die Geschichte ist in drei Teile unterteilt und wird aus der Perspektive von Rüstem, dessen Großmutter und dessen Vater erzählt.
Der Großmutter, Hatice, ursprünglich Christin und Armenierin wurde, von den Kurden, die Familie und die Religion genommen. Ein Leben unter Menschen, die Ihr ganzes Dorf niedergemetzelt haben. Hatice, die Zwangskurdin, die zum zweiten Mal alles verliert, als nun die Türken ihr kurdisches Dorf niederbrennen und alle Dorfmitglieder vertreiben.
Brutal und realistisch werden diese Kriege und auch das Leben der Protagonisten/innen dargestellt. Mir wurde die geschichtliche Vergangenheit der Armenier/innen und der Kurden/innen in der Türkei verständlich gemacht, von der ich bisher nichts wusste.
Schonungs- und erbarmungslos aber auch zärtlich und sanft werden diese drei Perspektiven erzählt.
"Yavuz Ekincis schreiben ist so poetisch wie politisch - es verbindet Mythen und Mystik, Ideologie und Prophelie, Zärtlichkeit und Gewalt". Deniz Ullu
Yavuz Ekinci, 1979 in Batman geboren, arbeitet als Lehrer und ist Herausgeber einer Reihe zur kurdischen Exilliteratur. Der Autor lebt derzeit auf Einladung des PEN Berlin in Deutschland.
Spannend, Mischung der Erzählebenen und - Zeiten. Konflikt Türkei und Armenier, Christen und Muslime. Geht um Macht, Missbrauch, zugleich erwachende Sexualität. Rolle Frauen und Männer. Teilweise sehr drastisch und brutal. Aber auch so sehr authentisch. Eindrucksvolle Passagen und Formulierungen