What do you think?


Buhranlarımız ve Son Eserleri
İslamcı fikir ve devlet adamı Said Halim Paşa’nın çok önemli sekiz eseri bir arada... "Buhranlarımız" genel başlığı altında toplanmış bulunan yedi kitabı: Meşrutiyet, Taklitçiliğimiz, Fikir Buhranımız, Cemiyet Buhranımız, Taassup, İslam Dünyası Neden Geri Kaldı?, İslamlaşmak ile son olarak yazdığı ve "İslam’ın devlet teşkilâtı, başkanı, meclisi, partileri, seçimleri, kanun koyma ve icrâ kuvvetleri ile nasıl olmalıdır?" sorusuna cevap veren İslam Devletinin Siyasî Yapısı adlı eseri... Ayrıca "Hâtırât"ından elde bulunan bir bölüm ve I. Dünya Harbi’ne neden girdiğimizi açıklayan "Cevaplar"ı...
- GenresHistory
304 pages, Paperback
First published January 1, 2011
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 4 of 4 reviews
March 31, 2015
"Buhranlarımız"ı neşredeli 100+ yıl olmasına rağmen memlekete dair tespitleri hala geçerli olan merhum devlet adamı Sait Halim Paşa. Dönemin siyasetine ve aktörlerine getirdiği eleştirileri özet babında inceleyecek olursak:
Baskıcı ve kontrolcü devlet ✓
Tabansız ve mukallit aydınlanmacılar ✓
Sofu softa takımı ✓
Kör gözlü milliyetçiler ✓
Sonradan görmelikten bir adım ileri gidemeyen burjuvazi ✓
Görevi liyakate değil, sadakate veren bürokrasi ✓
Her hıyarım var diyene tuzla koşan halk ✓
Rahmetli bunları 100+ yıl önce görmüş yazmış, lakin daha vahimi 100+ yılda bunların hiçbirinin değişmemesi.
Baskıcı ve kontrolcü devlet ✓
Tabansız ve mukallit aydınlanmacılar ✓
Sofu softa takımı ✓
Kör gözlü milliyetçiler ✓
Sonradan görmelikten bir adım ileri gidemeyen burjuvazi ✓
Görevi liyakate değil, sadakate veren bürokrasi ✓
Her hıyarım var diyene tuzla koşan halk ✓
Rahmetli bunları 100+ yıl önce görmüş yazmış, lakin daha vahimi 100+ yılda bunların hiçbirinin değişmemesi.
August 8, 2019
İçinde bulunulan durumu idrak edememe ve ileri görüşsüzlük adına ibretlik bir eser.
100 sene öncesinin İslamcı devlet adamı Sait Halim Paşa, Osmanlı'nın kurtuluşunu İslam'a yönelmekte görüyor. "Gerçek İslam bu değil" diyor aslında. Gerçek İslam'a uygun toplumsal yaşam tarifi öyle bir dünya ki sanki zaafları ve hür iradeleri olan insanlar değil, meleklerin yaşadığı bir diyar.
Batı'nın sadece bilim ve teknolojisini alıp, diğer tüm usullerine kapıyı kapatmanın mümkün olabileceğini ve hatta batıyı bu şekilde yakalayabileceğimizi düşünmüş. "Olmalıdır" ile "Olur"u birbirine karıştırmış.
Kadın hakları konusunda, eğer böyle bir ihtiyaç olsaydı, "kadınlarımız" şehirlerde de köylerde olduğu gibi erkeğin yanında toplumsal hayatın içinde olurdu. Böyle olmadığına göre demek ki ihtiyaç yok demiş.
Emrah Safa Gürkan'ın bir söyleşisinde "Osmanlı neden geri kaldı?" sorusuna verdiği yanıt " Osmanlı geri kalmadı, batı çok hızlı ilerledi" olmuştu. Gayet doğru bir cevapmış, bu kitabı okuyunca bir kez daha anladım.
100 sene öncesinin İslamcı devlet adamı Sait Halim Paşa, Osmanlı'nın kurtuluşunu İslam'a yönelmekte görüyor. "Gerçek İslam bu değil" diyor aslında. Gerçek İslam'a uygun toplumsal yaşam tarifi öyle bir dünya ki sanki zaafları ve hür iradeleri olan insanlar değil, meleklerin yaşadığı bir diyar.
Batı'nın sadece bilim ve teknolojisini alıp, diğer tüm usullerine kapıyı kapatmanın mümkün olabileceğini ve hatta batıyı bu şekilde yakalayabileceğimizi düşünmüş. "Olmalıdır" ile "Olur"u birbirine karıştırmış.
Kadın hakları konusunda, eğer böyle bir ihtiyaç olsaydı, "kadınlarımız" şehirlerde de köylerde olduğu gibi erkeğin yanında toplumsal hayatın içinde olurdu. Böyle olmadığına göre demek ki ihtiyaç yok demiş.
Emrah Safa Gürkan'ın bir söyleşisinde "Osmanlı neden geri kaldı?" sorusuna verdiği yanıt " Osmanlı geri kalmadı, batı çok hızlı ilerledi" olmuştu. Gayet doğru bir cevapmış, bu kitabı okuyunca bir kez daha anladım.
December 12, 2013
people must read the book. Heritage book for future.
March 7, 2026
Said Halim Paşa’nın Buhranlarımız kitabı temel olarak Paşa Osmanlı’nın Batılılaşma hareketini eleştiriyor; Batı toplumlarının sosyal dengelerinin ve kurumlarının Osmanlı’ya uymayacağını savunuyor. Çareyi de İslamlaşmada buluyor ve asıl sorunun İslam’dan uzaklaşmak olduğunu söylüyor. Bu yaklaşımı fert ve toplum ilişkisi üzerinden anlatmaya çalışıyor.
Kitabı çok büyük bir beklentiyle okumamıştım ama yine de ufuk açıcı bir şey bulamadım. Bana kalırsa Osmanlı tarihine biraz aşina olan biri için yeni bir perspektif sunmuyor. Daha çok o dönemde hangi fikirlerin tartışıldığını görmek açısından bir belge değeri taşıyor. Bu açıdan okuması ilginç olabilir.
Kitapta dikkatimi çeken noktalardan biri Abdülhamid’e yönelik eleştirilerdi. Bugün bazı çevrelerde “ulu hakan” olarak anılan bir figürün, dönemin bazı İslamcı aydınları tarafından istibdatın sembolü olarak görülmesi tarihsel olarak ilginç bir detay.
Bence kitabın en büyük eksikliği analizlerini neredeyse tamamen kültür, kimlik ve ahlak üzerinden yapması. Osmanlı’nın yaşadığı krizi ekonomik, askeri veya toplumsal yapılar üzerinden ciddi şekilde tartışmıyor. Sanayileşememe, üretim yapısının zayıflığı, mali krizler veya imparatorluğun geniş köylü toplumu üzerine kurulu olması gibi faktörler neredeyse hiç ele alınmıyor. Oysa bana göre Osmanlı’nın asıl buhranı burada yatıyor. İmparatorluk güçlü bir üretim ekonomisi ve taşıyıcı bir orta sınıf yaratamadı; büyük ölçüde bir köylü imparatorluğu olarak kaldı. Eğer Osmanlı ciddi bir sanayileşme sürecine girebilseydi elindeki insan ve toprak kaynaklarıyla çok daha güçlü bir devlet olarak 20. yüzyıla girebilirdi. Bu yüzden Paşa’nın “İslamlaşma” üzerinden kurduğu çözüm bana oldukça soyut ve gerçeklikten kopuk geliyor.
Bu konuları ekonomik ve toplumsal açıdan ele alan çalışmalar bana çok daha doyurucu geliyor. Örneğin Türkiye'nin Düzeni veya Osmanlı Ekonomisi ve Dünya Kapitalizmi gibi kitaplar Osmanlı’nın yapısal sorunlarını çok daha kapsamlı şekilde tartışıyor. Yahut Doğan Avcıoğlu çok daha geniş perspektif sağlıyor.
Sonuç olarak, Buhranlarımız benim için daha çok dönemin fikir dünyasını görmek açısından okunabilecek bir metin oldu. Fakat derin bir tarihsel analiz veya yeni bir bakış açısı arayan okurlar için pek tatmin edici olmayabilir.
Kitabı çok büyük bir beklentiyle okumamıştım ama yine de ufuk açıcı bir şey bulamadım. Bana kalırsa Osmanlı tarihine biraz aşina olan biri için yeni bir perspektif sunmuyor. Daha çok o dönemde hangi fikirlerin tartışıldığını görmek açısından bir belge değeri taşıyor. Bu açıdan okuması ilginç olabilir.
Kitapta dikkatimi çeken noktalardan biri Abdülhamid’e yönelik eleştirilerdi. Bugün bazı çevrelerde “ulu hakan” olarak anılan bir figürün, dönemin bazı İslamcı aydınları tarafından istibdatın sembolü olarak görülmesi tarihsel olarak ilginç bir detay.
Bence kitabın en büyük eksikliği analizlerini neredeyse tamamen kültür, kimlik ve ahlak üzerinden yapması. Osmanlı’nın yaşadığı krizi ekonomik, askeri veya toplumsal yapılar üzerinden ciddi şekilde tartışmıyor. Sanayileşememe, üretim yapısının zayıflığı, mali krizler veya imparatorluğun geniş köylü toplumu üzerine kurulu olması gibi faktörler neredeyse hiç ele alınmıyor. Oysa bana göre Osmanlı’nın asıl buhranı burada yatıyor. İmparatorluk güçlü bir üretim ekonomisi ve taşıyıcı bir orta sınıf yaratamadı; büyük ölçüde bir köylü imparatorluğu olarak kaldı. Eğer Osmanlı ciddi bir sanayileşme sürecine girebilseydi elindeki insan ve toprak kaynaklarıyla çok daha güçlü bir devlet olarak 20. yüzyıla girebilirdi. Bu yüzden Paşa’nın “İslamlaşma” üzerinden kurduğu çözüm bana oldukça soyut ve gerçeklikten kopuk geliyor.
Bu konuları ekonomik ve toplumsal açıdan ele alan çalışmalar bana çok daha doyurucu geliyor. Örneğin Türkiye'nin Düzeni veya Osmanlı Ekonomisi ve Dünya Kapitalizmi gibi kitaplar Osmanlı’nın yapısal sorunlarını çok daha kapsamlı şekilde tartışıyor. Yahut Doğan Avcıoğlu çok daha geniş perspektif sağlıyor.
Sonuç olarak, Buhranlarımız benim için daha çok dönemin fikir dünyasını görmek açısından okunabilecek bir metin oldu. Fakat derin bir tarihsel analiz veya yeni bir bakış açısı arayan okurlar için pek tatmin edici olmayabilir.
Displaying 1 - 4 of 4 reviews





