Fatmagul Berktay, 2. baskisini yaptigimiz eserinde, insanin kolektif varolusunu ve eylemini duzenlemeye hizmet eden en onemli araclardan biri olan politikayi sahiplenmenin, onun gecmisle ve gelecekle olan baglantisini kurmanin, bugunu anlamlandirmamiz ve icinde yasadigimiz kosullari bir "kader" olarak kabullenmeyerek kendimizi gercek birer ozneye donusturebilmemiz acisindan vazgecilmez oldugunu savunuyor ve politikanin Aristoteles'ten Hannah Arendt'e ve cagdas feminist siyaset teorisine uzanan merakli seruvenini izliyor. Elestirel ve cok disiplinli bir yontemle ele aldigi tarihsel konular, kisiler ve metinler araciligiyla tarihi de politiklestiren Berktay, "dunyanin baska turlu olabilmesi" icin okuyucuyu politikanin cagrisina kulak vermeye davet ediyor.
Yazar bir çok konuda makale yazmış. Her bir konu derya deniz ve kayda değer konular.
Politika, kamu vb. politiyla ilgili bazı kavramları sorguya açmakla başlıyor yazar. Restore edilip tanınmayacak hale getirilen kavramlar bizlere ümitsizlik,keder, çaresizlik veriyor. Toplumu apolotikleştirme amacı taşıyan ve istismar kavramlar zihnimizde oluşturduğu iticilik nedeniyle bizi yalnızlığa ve çaresizliğe sürüklediği aşikar. Oysa kavram tarihçiliğine soyunmaya, kavramlarda kazılara ihtiyaç var. Kolektif yürütülen, kamuya yayılan.. Ve her bireyi kamudan hakkını almadıkça mutlu ve özgür bir toplum olamayacağını, bunu toplumu politikayla tekrar barıştırarak iktidarın demokratik bir raya oturması açısından da elzem olduğunu savunuyor.
Neyseki Arendt, Berkay gibi değerli insanlar başlamış..
Nereden gelirlerse gelsinler, yeni fikirlere açık olmak ve onları kendi amaçlarına uyarlama ve geçerliliklerini sınayacak yollar bulma yeteneğine sahip bulunmak, hem iyi tarihçi olmanın hem de iyi kuramcı olmanın şaşmaz bir göstergesidir.