3,5 stars -
Kitap, tam olarak Beni Seç’in neredeyse bıraktığı yerden devam ediyor. Ama artık Beni Seç kadar tatlı ve yumuşak bir hikaye ile karşı karşıya değiliz. Kısaca, America Singer’in iki harika çocuk arasında bir seçim yapması lazım, ama zamanı azalııyor. İsyancılar iyice ön plana çıktı ve Seçim’i durdurmaya azimli gibiler.
Dediğim gibi, ilk kitaptakinden daha karanlık, daha sert bir hikaye var bu defa karşımızda. İlk kitapta, Aspen’in saraya gardiyan olarak girmesiyle birlikte işler America için karışmıştı ve bu kitapta America kendi seçim becerisini iyiden iyiye kaybediyor gibi, bir Maxon, bir Aspen derken kendisine bir hayli sinir olduğumu belirtmeden edemeyeceğim. Maxon’layken gönlü onunla ve onunla olmak istediğine gerçekten inanıyorsunuz, ama Aspen’le korkusuzca bir araya gelince bir parçasının onu hiç bırakamdığını görüyorsunuz. Ve bir de her an yakalanabilecekleri konusu var oraya hiç girmiyorum bile. Açıkçası bu tavrı ile America’yı ilk kitaptaki kadar sevilesi de bulmadığımı söyleyebilirim. Yine de hikaye açısından tabii ki, iyiydi. O her ne kadar karar verememiş olsun, ben hala Team Maxon’ım, ama onunda sınırları zorladığı yerler yok değil; bu kararsızlık hali bulaşıcı sanırım ;) – Hem Maxon, hem benim açımdan ;)
Gerçi itiraf etmem gerekir, her ne kadar Cass’ın özel bir yazım tarzı yoksa da, hikayenin bu iki kişi arasında gidip gelmesinde okura America, Aspen ve Maxon’ın durumlarını gayet güzel hissettirmiş; okurken yer yer midenizin düğümlendiğini hissediyorsunuz, biriyleyken diğeri için üzülüyor, kızıyorsunuz, zaman zaman America’nın karmaşasını anlıyor, zaman zaman anlam veremiyorsunuz, fakat hissettiği karmaşayı her iki koşulda da anlayabiliyorsunuz.
“Evet demenin, senin için nefes almak kadar kolay olmasını istiyorum.”
Diğer kızların da artık Maxon için daha fazla savaştıkları gerçeği ile birlikte, rekabette iyice artıyor ve yaptığı yanlış hamleler America için zamanı daha hızlı daraltıyor. Ve tam America kararını vermişken, korkunç bir olay ile her şey tepe taklak oluyor.
İkinci kitapla birlikte bir kaç karakteri daha iyi tanıma şansımız oluyor, kral ve kraliçe gibi. Ve kraliçe ne kadar tatlı ve iyi olarak sunulmuşsa, kralda o kadar zıttı, ikilemlere devam yani…
Ve tabii ki, giderek artan bir gizem hakim; isyancılar baskınları arttırıyor ve bir şeylerin peşinde olduklarına dair ipuçlarını görebiliyoruz, ama peki neyin peşindeler? Başlarında kim var? Bu gizemle birlikte macera da tabii ki, artıyor, fakat yine de ana odak noktası haline gelmiş bir macera ya da gizem durumu yok. Buna rağmen, aynen ilk kitap gibi bir çırpıda okunuyor.
Kitabın, daha doğrusu serinin güzel bir yanı, karakterlerin seri boyunca gelişmeye ve kendini bulmaya çabalamaya devam etmeleri. Henüz tam olarak oturmamış noktalarının olması ve hata yapmaktan çekinmemeleri, böylesine gerçek üstü bir hikaye için gerçekçi bir zemin hazırlıyor. Gerçi bu noktada en zayıf karakter Aspen sanırım, ilk kitapta nasılsa hemen hemen aynı, sadece America’nın sevgisi için biraz daha fazla çabalıyor diyebiliriz.
“Seni seçmem için bana bir şans ver.”
Tıpkı ilk kitapta olduğu gibi, keyifli ve ilgi çekici konusuna rağmen, fazlasıyla sıradan yazım kalitesi ve anlatım tarzında bu kitapta da bir değişiklik yok. Konunun akış hızı tam kararında, ne fazla hızlanıyor ne de sallanıyor, bu nedenle kitabın en önemli noktası hala konusu ve hikayenin akışı, gidişatı. Bu sebeple de sonunu nasıl getireceğini merakla bekliyorum.
Sonuç olarak, Beni Seç’in odaklandığı kızşar, güzellik ve seçim konusunun aksine, üçlemenin dünyasına, savaşa, isyancılara ve daha önemlisi tarihe odaklanan The Elite, üçlemelerdeki ikinci kitapların genelde yaşadığı ızdıraplı, vasat olma durumunu yaşamıyor diyebilirim. İlk kitapta sunulan dünyayı daha iyi anlamamızı, her şeyin göründüğü kadar pembe olmadığını fark etmemizi sağlıyor ve üçüncü kitap için merak uyandıran, güzel bir zemin hazırlayarak son buluyor. Neyse ki, yine bir bekleten son olmasına rağmen ilk kitaptaki kadar fena değildi. En azından feryatlarım duyulmadı ;) gerçi onları bol miktarda, kitap içerisinde America için sarfettim bu defa…