Çok gezen mi daha iyi bilir, yoksa çok okuyan mı? Peki ya hem okuyup hem de gezen? Küçük bir bavul ve kitaplarıyla Balkanlardan Avrupa’ya, Akdeniz’den Uzakdoğu’ya 45 yıldır gezen “seyyah” İlber Ortaylı’ya eşlik etmek isterseniz ESKİ DÜNYA SEYAHATNAMESİ tam size göre!
Sabırla dinleyen, uzun uzun, tane tane konuşan insanların zamanı; gök kubbenin mazi sonsuzluğu içinde asırların derinliği; sayfalar boyunca açılan Eski Dünya kapıları…
Günümüzün Evliya Çelebi’si İlber Ortaylı’nın Avrupa, Balkanlar ve Ortadoğu’nun eski havasının henüz muhafaza edildiği günlerdeki gezilerine eşlik ederken büyülü zamanlara gidecek ve artık izleri silinmeye başlayan Eski Dünya’nın kapılarını aralayacaksınız.
“Eski Dünya Seyahatnamesi rastgele bir isim değil. Balkanlar ve Ortadoğu’nun henüz eski havasını muhafaza ettiği günlerdeki gezilerimi içeriyor. Tarih, gezginin vazgeçemeyeceği bir değerlendirme alanı… Benim eski dünyam, bugün artık değişiyor.”
İlber Ortaylı (born 21 May 1947), is a leading Turkish historian, professor of history at the Galatasaray University in Istanbul and at Bilkent University in Ankara. Since 2005 he has been the head of the Topkapı Museum in Istanbul.
As the son of a Crimean Tatar family who fled Joseph Stalin's persecution and deportation, he was born in a refugee camp in Bregenz, Austria on 21 May 1947 and came to Turkey when he was 2 years old. Ortaylı attended elementary school and St. George's Austrian High School in İstanbul and then Ankara Atatürk High School. He graduated from Ankara University Mekteb-i Mülkiye (Faculty of Political Science) and completed his postgraduate studies at the University of Chicago under Professor Halil İnalcık and at the University of Vienna. He obtained his doctorate at Ankara University in the Faculty of Political Sciences. His doctoral thesis was Local Administration in the Tanzimat Period (1978). After his doctorate, he attended to the faculty at the School of Political Sciences of Ankara University. In 1979, he was appointed as associate professor. In 1982, he resigned from his position, protesting the academic policy of the government established after the 1980 Turkish coup d'état. After teaching at several universities in Turkey, Europe and Russia, in 1989 he returned to the Ankara University and became professor of history and the head of the section of administrative history.
İlber Ortaylı is widely known as a polyglot. Apart from Turkish, he also speaks German, Russian, English and French.
He has published articles on Ottoman and Russian history, particular emphasis on cities and the history of public administration, diplomatic, cultural and intellectual history. In 2001, he collected the Aydın Doğan Foundation Award. He is a member of the Foundation for International Studies, the European-Iran Examining Foundation and the Austrian-Turkish Academy of Sciences. A biographical book on İlber Ortaylı, "Zaman Kaybolmaz: İlber Ortaylı Kitabı," was published by Nilgün Uysal in 2006.
■Tanzimat'tan Sonra Mahalli İdareler (Provincial administration after Tanzimat) (1974) ■Türkiye'de Belediyeciliğin Evrimi (Evolution of manucipality in Turkey; with Ilhan Tekeli, 1978) ■Türkiye İdare Tarihi (Administrative history of Turkey) (1979) ■Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu (German influence in the Ottoman Empire) (1980) ■Gelenekten Geleceğe (From tradition to the future) (1982) ■İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı (The longest century of the Empire) (1983) ■Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Yerel Yönetim Geleneği (Local administration tradition from Tanzimat to the Republic) (1985) ■İstanbul'dan Sayfalar (Pages from Istanbul) (1986) ■Studies on Ottoman Transformation (1994) ■Hukuk ve İdare Adamı Olarak Osmanlı Devletinde Kadı (Kadıs as a legal and administrative figures in the Ottoman State) (1994) ■Türkiye İdare Tarihine Giriş (Introduction to the history of Turkish administration) (1996) ■Osmanlı Aile Yapısı (Family structure in the Ottoman Empire) (2000) ■Osmanlı İmparatorluğu'nda İktisadi ve Sosyal Değişim (Economic and social change in the Ottoman Empire) (2001) ■Osmanlı Barışı (Ottoman peace) (2004) ■Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek 1 and 2 (Rediscovering the Ottoman Empire) (2006) ■Kırk Ambar Sohbetleri (Kırk ambar conversations) (2006) ■Eski Dünya Seyahatnamesi (Travelogue of the old world) (2007)
Hocanın ayrı ve kendine ait bir dili var. Bazı fiil kullanımları cümleye tam anlamını vermiyor ve bazı ifadeler muğlak kalıyor. ( Buna çok örnek var ama şöyle bir şey: Venedik, x tarz İtalyanca'yı çekmez.) Kendisi bu üslubu tarafsız kalmak için seçmiş olabilir. Diplomatik bir üslup ama bu durum bazı yerlerde anlam karmaşasına yol açıyor. Kitapta da sanırım pek bir editörlük yapılmamış. Fotoğraflar da düzenlenmeden toplu halde ortaya basılmış ve bırakılmış. Yine de güzel.
İlginç bakış açıları ve değerli bilgiler içeren bu kitabın editörünün de işini daha profesyonelce ele almasını ve ona çok daha fazla özen göstermesini beklerdim. Benim için bu nokta, okuma keyfime indirilen tatsız bir darbe oldu.
Her kitabında olduğu gibi bu kitabında da sürükleyici bir anlatımla bizleri tarihin sayfalarında gezdiriyor İlber Ortaylı. Elinizden bırakamadan okuyup bitirdiğiniz, enfes seyahat kitaplarından biri oluyor böylece. Mutlaka okunması gereken kitaplardan, tavsiye ederim.
Dünya, seyyahların dilinde ve gözünde büyür, genişler, çoğalır. Seyahatnameler, bizi zamanın derinliklerine, tarihin katmanlarına ulaştırır. İlber Ortaylı Seyahatnamesi, tarihçimizin seyyah kişiliğiyle İsfahan’dan Venedik’e, Kudüs’ten Kırım’a, Tokyo’dan Yemen’e _ geniş bir coğrafyada seyahate çıkarıyor. Kitap gerçekten basit, yer yer sığ ve hatta gelişigüzel yazılmış. Basit bir dille ve dost sohbeti esnasında anlatılıyor edası ile yazılmış. Özellikle kitapta İran ile ilgili çok güzel notlar var. Yakın zamanda görmek istediğim ülkeler arasında yerini aldı. Gittiği ülkelerin toplum yapılarını çok güzel derine inmeden özetlemiş.
Sonuç olarak bir yere giderler günümüz seyyah bloglarını okuduktan sonra bu kitaba da bir göz atmakta fayda vardır.
Kitap İlber Ortaylı'nın Ortadoğu, Avrupa ve Asya kıtalarindaki belli başlı ülkelere yaptığı gezilerden oluşuyor ancak seyahatnameden ziyade Ortaylı'nın bu ülkelerin tarih, politika ve sanat eserleri hakkındaki görüşleri ağır basıyor. Ortaylı'nın bu konudaki fikirlerini merak eden okuyucular için güzel bir okuma olacağı kanaatindeyim.
Bu kitapta da akademik olmayan Ortaylı kitaplarının ortak özelliği olan konuşma tarzında kopuk bir anlatım mevcut. Bu üslup okumayı belki kolaylaştırıyor ancak konunun etraflıca ele alındığı hissini yok ediyor.
Üstadın gezip gördüklerini, gözlemlediklerini değil de gittiği yerler ile ilgili bilgi ve fikirlerini anlattığı yetersiz ve üstten bakan bir gezi derlemesi. Bir seyahatname asla değil. Yeni Osmanlıcı, çağın gerçeklerine sırtını dönmüş, 15. yüzyıl coğrafyasında takılıp kalmış bir eser. Bununla birlikte İlber Hocamızın kopuk, bütünlüksüz, daldan dala atlayan üslubunda da bir değişme yok ne yazık ki.
Hocanın gittiği yerlere dair sohbetleri. Biraz yüzeysel kalmış haliyle. Seyahat öncesi ilgili bölüm, farklı şehir rehberleriyle ortak okunduğunda faydalı olabilir. Yakın coğrafyaya dair bizimle ilintili fena olmayan bilgiler de mevcut.
Kitapta Orta Dogu, Balkanlar, Kafkasya, Rusya, Avrupa genis bir bicimde Hindistan, Çin, Japonya yuzeysel bicimde ele alinmis. Ele alinan her bolgenin Turkiye ile olan iliskisinden bahsedilmiş. Akdeniz’de İspanya, İtalya, Yunanistan ve Turkiye’nin ortak hareket edebilmesinden, Kafkasya ve Balkanlar’da Almanya ve Turkiye’nin rakip olmasi dikkatimi ceken onemli bilgilerdi. Tavsiye ederim.
Gerçekten çok aydınlatıcı bilgiler içeren bir kitap. İnsan birçok şey öğreniyor. Ama öyle bir kaleme alınmış ki, sanki kitap değil de yazıya aktarılmış bir röportaj. İlber Hoca nasıl anlattıysa aynı şekilde yazmışlar, bu da okumayı zorlaştırıyor. Daha uygun bir düzenleme yapılabilirdi, böylece değerli bilgiler içeren bu kitap da daha rahat okunurdu daha çok kişi tarafından.
Gayet güzel bir anlatım ve akıcı bir üslupla yazılmış "Eski Dünya Seyahatnamesi". Her ne kadar kitapta verilen çoğu bilgi artık geçerliliğini korumuyor olsa da hala bizi geçmişe götürerek hüzünlendirme imkanına sahip. Kitabın tek eksiği şak diye bitmesi sanırım; bir son söz veya bitirme bölümü çok hoş bir ayrıntı olabilirdi kitapta..
İlber hoca katıldığı programlarda anlattığı konular hakkında detay şeyler anlatır. Kitapta gittiği yerleri yüzeysel anlatmış ama sohbet havasında bir kitap olduğu için sizi tatmin edebiliyor. Bazı ülkelerle alakalı anlattığı şeyler günümüzde değişmiş olsa bile sırf İlber Ortaylı adına okuyup, kütüphaneye kaldırılır.
Social media always presents what exists as something better than it really is. Because if a person posts something there that cannot be consumed—something that isn’t funny or entertaining—then it will neither be liked nor help them make friends. What is actually ugly or even disgusting is not confronted as it is, but dressed up until it looks palatable or “aesthetic.” For example, if there is a plain, colorless, and dull street, and someone takes a photo there, maybe they are mocking the street for being like that. Or maybe they are highlighting the fact that although all the streets look like this, they still find themselves standing there. That might be an interesting gesture, but it pulls attention away from the reality of the matter. Because what is, at its core, filthy, is no longer seen as filth—it is turned into a commodity, something to be bought, sold, liked, and commented on. In other words, people become desensitized to the dirtiness of it. Dirt isn’t dirt anymore; it’s “content.” Streets aren’t bleak anymore; they’re “relatable.” If instead of these filters and effects that conceal reality, someone simply shared a picture of a bare wall, of course, it would seem unbearably boring to minds that are addicted to pleasure. Because the sick culture that governs social media always demands excessive optimism and happiness. And in the end, it becomes like placing a lounge chair in the middle of a swamp or a dump just to sunbathe.
Ilber Hoca’nin gezi notlari ve gozlemleri hosuma gitti. Ulkeleri difer ulkelerle olan tarihsel iliskileri uzerinden degerlendirmesi cok guzel, onun birikimine sahip olmadan yapilabilecek sey degil. Hoca israrla hemen hemen her ulke icin “ogrenin, iliskileri gelistirin” diyor. Son 20 senede son derece aptallastirilan bir topluma bunu soylemek yersiz biraz. Ayrica hocanin buyuk Rus hayranligi beni sasirtti. Yuzumuzu Rusya donmeliyize getiriyor sanki. Elbette bu bir turist rehberi degil, hoca gittigi yerleri kendi mesrebinde degerlendiriyor.
Tarihin sayfalarindan cimbizla cekilmis bilgiler var. Ortadogu, Balkanlar, Avrupa, Uzakdogu ve Anadolu topraklarinin birbirleriyle iliskileri ve ic ice gecmis halleri her bolumde ele alinmis, ozellikle de Osmanli'nin izleri her yerde. Dilinin cok fazla anlasilir oldugu konusunda hemfikir degilim, Ilber Ortayli diliyle yani ust duzey entelektuel ve teknik bir dille yazilmis bu yuzden bir cirpida anlasilamayabiliyor. Gezi rehberi gibi okunabilir.
İlber Ortaylı kitaplarını okuyorsanız, kitabın diline çabuk alışıyorsunuz. Bu kitap da o serinin bir devamı. Uzun şehirler arası yolculuklarda okunacak cinsten. İlber Ortaylı'yı takip ediyorsanız İran ve Makedonya bölgesine çok önem veriyor. O bölgeye ait ön yargıları kırmayı neredeyse her kitabında ve her röportajında bahsediyor.
Kendine has bir dili var. Konuştuğu gibi yazılmış. Okurken Hocanın sesini hayal ederek okudum. Cümlelerde anlam düşüklüğü var. Konuşma diliyle yazılmış ve editör tarafından çöm düzenleme yapılmamış sanırım. Bunun yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinde farklı şehirlerinin tarihsel özellikleriyle inceleyip, seyehat etmenin zamanın derinliklerine ulaşmamızı sağlayacağını vurguluyor
Özellikle Ortadoğu ve Balkanlardaki ülkeler ile ilgili verdiği detaylı bilgilerle öğretici bir kitap. Bölümler ve yazım daha iyi düzenlenmiş olabilirdi. Bazı ülkeler sadece 1 sayfada geçilirken (örneğin Hindistan, Japonya) bazıları çok detaylı anlatılmış.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Kitabın dili biraz teknik ve ağır diyebilirim. Bendeki kitap İsmail Küçükkaya'nın editörlüğünü yaptığı Kronik yayınlarından çıkan kitap. Hoca deneyimlerini anlatırken çok güzel bilgiler de veriyor tavsiye ederim.
Hem tarih hem de bir gezi yazısı niteliğinde. Seyahat ettiği yerlerin güncel durumundan başlayıp tarihi geçmişine doğru ele almış. Gezileri genelde kültürel-resmi- akademik programlar vesilesiyle gerçekleştiği için mihmandarlık edenler ve etrafı tanıtanlar da önemli isimler.
Ortaylı ilk baskısı 2007 yılında yapılmış olan bu kitabında gençlik yıllarında gezip gördüğü ülkeler hakkında ağırlıklı olarak tarihsel bilgiler paylaşmış.
Bilgi dolu, kıymetli bir kitap olmuş. Ancak adı geçen ülkelerde gezilecek, görülecek yerlerden bahseden bir kitap değil.
İlber Hoca’nın dilinden eski dünya tabir ettiği Asya ve Avrupa’yı ülke ülke dinlemek müthiş bir keyif. Çok da öğretici. Tabii her gezi yazısı gibi bir süre sonra eskiyecek, o yüzden hazır modern zamanlardayken okumakta fayda var.
Harika okurken merak edip o yerlere haritadan bakma ihtiyacı hissettim. Ya da bahsedilen kişilerin kim olduğuna baktım. Okurken araştırmaya teşvik ediyor.