What do you think?


Üç Günlük Dünya Edebiyatı
Olduğu Kadar
Hayatımın tümüne 'Olduğu kadar' ismini verdim.
Öyle güçlü bir zırh ki 'olduğu kadar'. Her zaman ve her şeye, gerekli veya gereksiz söyleyiver gitsin. Kendi kendine durduğun yerde arka arkaya beş bin kere söyle istersen. Tanıdığım ve tanımadığım herkes, biliyorum ki olduğu kadarıyla yetiniyor. Dünya çirkin bir yer olsun istiyorsan, 'olduğu kadar' çirkindir. Birisini çok mutlu etmek istersen eğer, 'olduğu kadar' mutlu edersin onu. Olduğu kadarı seni rahatsız ediyorsa, ona yine olduğu kadar itiraz edebilirsin.
'Olduğu kadar' dünyadaki bütün sorulara verilebilecek en güçlü cevaptır. Ama yine de hiçbir zaman 'TAM' olarak tatmin edemez kimseyi. Özü gereği yine 'olduğu kadar' tatmin etmek zorundadır. Tam değilse eksiktir, eksik 'olduğu kadar' tamdır.
(arka kapaktan)
Öyle güçlü bir zırh ki 'olduğu kadar'. Her zaman ve her şeye, gerekli veya gereksiz söyleyiver gitsin. Kendi kendine durduğun yerde arka arkaya beş bin kere söyle istersen. Tanıdığım ve tanımadığım herkes, biliyorum ki olduğu kadarıyla yetiniyor. Dünya çirkin bir yer olsun istiyorsan, 'olduğu kadar' çirkindir. Birisini çok mutlu etmek istersen eğer, 'olduğu kadar' mutlu edersin onu. Olduğu kadarı seni rahatsız ediyorsa, ona yine olduğu kadar itiraz edebilirsin.
'Olduğu kadar' dünyadaki bütün sorulara verilebilecek en güçlü cevaptır. Ama yine de hiçbir zaman 'TAM' olarak tatmin edemez kimseyi. Özü gereği yine 'olduğu kadar' tatmin etmek zorundadır. Tam değilse eksiktir, eksik 'olduğu kadar' tamdır.
(arka kapaktan)
182 pages, Paperback
First published August 1, 2012
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 30 of 38 reviews
June 21, 2021
komik ama çok fazla baskı hatası var. 6. baskı olmuş düzeltin artık be şu hataları kardeşim.
August 1, 2022
“Önümde oturan teyzeden camı açmasını rica ettim. Açmaya çalıştı ama açamadı. Gücü yetmedi. Kaptan aynadan durumu fark edip ‘Teyzecim önce cama hafifçe vur sonra kendine çek.” dedi …
Dolmuş şoförü: ‘Abicim önce hafifçe vur ön kısmına, sonra bastırarak kendine doğru çek.
Genç adam: ‘Abi bastıracağım da kırarım diye korkuyorum.” …
“Sonra camın ne kadarını açmalıyız krizine girdik araç olarak.”
Olduğu Kadar ve diğer Feyyaz Yiğit kitaplarını Gibi’yi izledikten sonra almıştım. Olduğu Kadar Yiğit’in yazdığı ilk kitap ve Gibi’de aldığım enerjinin tıpkısının aynısını hissettim. Hatta daha daha absürdünü bile olabilir. Absürtlükle groteskin sıklıkla karıştırıldığı bir alanda “Gibi” gibi Olduğu Kadar da groteske dönüşmeden insanı eğlendiren bir absürtlüğe sahip.
Kitabın anlatıcısı Halil ve arkadaşı Suat bir gün Bilecik’ten İstanbul’a gelir. Halil’in arkadaşı Salim ile de görüştükten sonra olaylar gelişir.
Kitap 11 günden 11 bölümden oluşuyor. Ritmi hiç bozulmuyor ve Feyyaz Yiğit’in ustalığıyla her şey birbirine eninde sonunda bağlansa da son sayfalarda Suat’ın amcası tarafından ucu özellikle açık bırakılan bir hikayeye daha yer veriliyor.
Kitabı çok çok beğendim. Tek eleştirim ise metinde yer alan yazım yanlışları. Belli bir sayfadan sonra yanlışlar daha da arttı ve ister istemez dikkatimi dağıttı. Yeni baskısında umarım bunlar da düzeltilir. Çünkü bu yazım yanlışlarına takılmak çok keyifsiz.
Dolmuş şoförü: ‘Abicim önce hafifçe vur ön kısmına, sonra bastırarak kendine doğru çek.
Genç adam: ‘Abi bastıracağım da kırarım diye korkuyorum.” …
“Sonra camın ne kadarını açmalıyız krizine girdik araç olarak.”
Olduğu Kadar ve diğer Feyyaz Yiğit kitaplarını Gibi’yi izledikten sonra almıştım. Olduğu Kadar Yiğit’in yazdığı ilk kitap ve Gibi’de aldığım enerjinin tıpkısının aynısını hissettim. Hatta daha daha absürdünü bile olabilir. Absürtlükle groteskin sıklıkla karıştırıldığı bir alanda “Gibi” gibi Olduğu Kadar da groteske dönüşmeden insanı eğlendiren bir absürtlüğe sahip.
Kitabın anlatıcısı Halil ve arkadaşı Suat bir gün Bilecik’ten İstanbul’a gelir. Halil’in arkadaşı Salim ile de görüştükten sonra olaylar gelişir.
Kitap 11 günden 11 bölümden oluşuyor. Ritmi hiç bozulmuyor ve Feyyaz Yiğit’in ustalığıyla her şey birbirine eninde sonunda bağlansa da son sayfalarda Suat’ın amcası tarafından ucu özellikle açık bırakılan bir hikayeye daha yer veriliyor.
Kitabı çok çok beğendim. Tek eleştirim ise metinde yer alan yazım yanlışları. Belli bir sayfadan sonra yanlışlar daha da arttı ve ister istemez dikkatimi dağıttı. Yeni baskısında umarım bunlar da düzeltilir. Çünkü bu yazım yanlışlarına takılmak çok keyifsiz.
June 18, 2019
Feyyazcığım döktürmüş. İnsanın en iyi ve en kötü özelliklerinden birisi unutmak diğeri de alışmak. Çocukluğumuzdan beri aklımızdan geçenler milyonlarca saçma şeye o kadar çok alışıyoruz ki, dikkat edip üzerinde durmuyoruz bile. Kitabı okurken bu fikirlerin Feyyaz tarafından yakalandığını ve kağıda aktarıldığını hissettim.
March 27, 2020
Feyyaz'ın kendine has üslubu yüzünden onun yavaş konuşma hızında ve duraksayarak okumak zorunda kaldım. Sıradan olayları keyifli bir şekilde ele almış.
August 31, 2019
Bu kitap çok garip bir kitap. İlk 50 sayfada sıradan günlük hayata ve ters giden olaylara alışma ve onları kabulleniş resmen içimi kararttı. Sonrasında yerinden doğrulan mizah ve olayların aslında dramatik veya romantik değil "olduğu kadar" oluşu kitaba epey bir ivme katıyor. Puşttan pezevenkten geçilmeyen bu kitapta başka bir mizah var. Bir de tabi akılalmaz komplolar.
January 30, 2022
Keyifli bir metin. Fakat yazarı tanımasam gene aynı tadı verir mi? Ve bu lezzetin yazı tanıyıp tanımamakla ne ilgisi var gibi ilginç bir durum mevcut.
October 6, 2022
Kitabı okuduktan sonra "Gibi" dizisinin senaryosunun yazilirken hangi kafa ile yazıldığını cok iyi anladım.
Kitabın tek sorunu yazım hatalarının cok olması.
Kitabın tek sorunu yazım hatalarının cok olması.
October 24, 2025
Olduğu kadar bir kitap işte. Feyyaz Yiğit yine kendi mizahını konuşturmuş. Okurken, dizisine çok benzettim; yaşanan olayları sanki oradaki bir bölüm gibi okudum. “Olduğu kadar oldu ama oldu işte” dedirten bir kitaptı.
Unutmadan, kitapta en çok hoşuma giden kısımlardan biri Halil’in bisikletçiyle girdiği diyalogdu. Bu sahne, dizisindeki Foto Esat ile Yılmaz’ın diyaloğuna oldukça benziyordu. Mizah yönüyle de diziyle birçok benzerlik taşıyor. Feyyaz Yiğit’in kalemine aşinaysanız, mutlaka okuyun. 🙂
Unutmadan, kitapta en çok hoşuma giden kısımlardan biri Halil’in bisikletçiyle girdiği diyalogdu. Bu sahne, dizisindeki Foto Esat ile Yılmaz’ın diyaloğuna oldukça benziyordu. Mizah yönüyle de diziyle birçok benzerlik taşıyor. Feyyaz Yiğit’in kalemine aşinaysanız, mutlaka okuyun. 🙂
February 3, 2026
baskı hataları çok fazla onuncu baskıyı okudum şimdiki aklım olsa iyi bir eser olmasına rağmen satın almazdım. bu kadarı biraz okuyucuya saygısızlık
October 13, 2023
Feyyaz Yiğit`in işlerine bayılıyorum ama bu kitaptan hoşlanmadım. Sürekli kendi çevresinde dönen bir hikaye, e yani dediğim bir yere bağlanmayan, bu durumdan çıkarılacak ne var şimdi denen sayfalar. Feyyaz`ın ekrandaki işlerinin eski bir taslağı gibi diyebilirim, belki diğer kitapları farklıdır.
March 14, 2022
Bir kitap okumaktan çok gibi bölümü izliyormuşum hissi verdi bana, zaten beynimin içindeki seslendirmeyi de Yılmazım ve İlkkanım yaptığı için çok da kolay oldu bu. Feyyaz Yiğit'in değişmeyen mizahı sayesinde en çok güldüğüm kitaplardan biri oldu ama Gibi'den önce okusaydım ne derdim bilmiyorum.
October 23, 2012
"Dedim galiba ben kendimi de pek sevmiyorum. Sonra hayır dedim. Ben kendimi seviyorum fakat kendim gibi sevebileceğim insanlar olduğuna inancım kalmamış."
May 16, 2019
Hayatimda okudugum en en en kotu kitapti.
Bosuna alip paranizi harcamayin
Bosuna alip paranizi harcamayin
June 7, 2020
O kadar çok sesli güldüm ki. Feyyaz Yiğit keşke daha fazla kitap yazsa.
August 31, 2020
Feyyaz Yiğit'in konuşurcasına yazdığı romanıyla kendine has mizahına bir kez daha hayran oldum.
April 9, 2021
Hayatımda okuduğum en iyi mizah kitabı. Hikaye hiç fena değil. Örneklemeler ve karşılaştırmalar o kadar trajikomik ki üzülürken gülesiniz geliyor. Uzun soluklu bir serüvendi.
November 23, 2024
Son derece hoşuma gitti ve epey güldüm. Fakat Feyyaz hiç mi eşin dostun şu kitabı okuyup seni hatalı yazımlar için uyarmadı ona şaşıyorum. Bir yerde Suat’a Salim bile demişsin.
September 30, 2022
Genç değiliz. Yaşlı da değiliz. Tedirgin yaşamaya çok alışkınız. Kötü besleniyoruz, kötü yaşıyoruz, sportmen ruhluyuz ama spor yapmıyoruz. Taşralıyız ama her yer taşra olduğu için göze batmıyoruz. Kendimiz gibi olanları çok kolay ayırt ediyoruz ama kendimiz gibi olanlarla dahi çok zor kaynaşıyoruz. Çok az şeye inanıyoruz. Bize öyle öğrettikleri için başarısızlığı sevmiyoruz. Ama el yordamıyla kendi kendimize keşfettiğimiz üzere, başarıyı da sevmiyoruz. Sinik, alaycı ve huzursuzuz. Kişisel gelişime, spritüalizme, ezoterik galaktik bilgeliğe veya burçlara inanmıyoruz. Ne idüğü belirsiz insanlarız. İdüğümüzü arıyoruz.
Ne kıvrak bir zekaya sahibim ne de ha deyince istediğim şeyden bahsedebilecek kadar kendimden eminim. Ölene kadar ağzımdaki baklayla gezeceğim.
Giderlerken arkalarından baktım bir süre. Ayrılık olsun olmasın, dargınlık olsun olmasın, ben birinin gidişine her zaman üzülüyorum.
Suat, konuşmanın kalanına yalan yüklü katırlarla devam etti. Çünkü artık yalan söyleme ihtiyacı hissediyordu. İsmet yaşadığı hayatla beni ilk hamlede nakavt etmişti ama Suat bir hayli direndi.
Suat telefonda çok küçüldü ve çirkinleşti. Ama aynı çirkinliği ve küçülmeyi paylaştığımız sürece hiç rahatsız olmayacağımızı biliyordum. Dünyanın hiçbir yerinde aksini ispatlar bir durum yaşanmamıştır. Herhangi bir yerde insanlar aynı rezaleti paylaşabiliyorsa herkes mutludur.
"Sen hiç liselere giriş sınavına hazırlanan bir bizon gördün mü? Bizonun tek gayesi yaşamaktır, o da her şeyi yaşamak için yapar. Ama biz ölene kadar 'Nasıl yaşamak?' sorusuna cevap bulmak zorundayız. Bunun cevabını arayan herkes mecburen karmaşıktır" diye fikirlerimi beyan ettim.
Ama insan ne zaman çok mutlu olsa, bu mutluluğu asıl paylaşmak istediği kişi gelir ya aklına. Benim de geldi.
"Olduğu kadar" dünyadaki bütün sorulara verilebilecek en güçlü cevaptır. Ama yine de hiçbir zaman "TAM" olarak tatmin edemez kimseyi. Özü gereği yine "olduğu kadar" tatmin etmek zorundadır. Tam değilse eksiktir, eksik "olduğu kadar" tamdır.
Ne kıvrak bir zekaya sahibim ne de ha deyince istediğim şeyden bahsedebilecek kadar kendimden eminim. Ölene kadar ağzımdaki baklayla gezeceğim.
Giderlerken arkalarından baktım bir süre. Ayrılık olsun olmasın, dargınlık olsun olmasın, ben birinin gidişine her zaman üzülüyorum.
Suat, konuşmanın kalanına yalan yüklü katırlarla devam etti. Çünkü artık yalan söyleme ihtiyacı hissediyordu. İsmet yaşadığı hayatla beni ilk hamlede nakavt etmişti ama Suat bir hayli direndi.
Suat telefonda çok küçüldü ve çirkinleşti. Ama aynı çirkinliği ve küçülmeyi paylaştığımız sürece hiç rahatsız olmayacağımızı biliyordum. Dünyanın hiçbir yerinde aksini ispatlar bir durum yaşanmamıştır. Herhangi bir yerde insanlar aynı rezaleti paylaşabiliyorsa herkes mutludur.
"Sen hiç liselere giriş sınavına hazırlanan bir bizon gördün mü? Bizonun tek gayesi yaşamaktır, o da her şeyi yaşamak için yapar. Ama biz ölene kadar 'Nasıl yaşamak?' sorusuna cevap bulmak zorundayız. Bunun cevabını arayan herkes mecburen karmaşıktır" diye fikirlerimi beyan ettim.
Ama insan ne zaman çok mutlu olsa, bu mutluluğu asıl paylaşmak istediği kişi gelir ya aklına. Benim de geldi.
"Olduğu kadar" dünyadaki bütün sorulara verilebilecek en güçlü cevaptır. Ama yine de hiçbir zaman "TAM" olarak tatmin edemez kimseyi. Özü gereği yine "olduğu kadar" tatmin etmek zorundadır. Tam değilse eksiktir, eksik "olduğu kadar" tamdır.
This entire review has been hidden because of spoilers.
October 1, 2026
Feyyaz Yiğit’in “Olduğu Kadar”ı, büyük olaylardan çok küçük anların peşine düşen, absürt mizah ile melankoliyi aynı cümlede buluşturabilen bir kitap. Okurken bazen kahkaha attırıyor, bazen de sıradan hayatlarımızın garip yanlarını fark ettiriyor. Gücü olay örgüsünden değil, dilinden ve bakış açısından geliyor. Feyyaz Yiğit mizahını sevenler için oldukça keyifli; daha klasik roman kurgusu bekleyenler için ise alışılması gereken bir anlatım sunuyor.
May 5, 2022
"Gibi" dizisi ile bir çıkış daha yakalayan Feyyaz Yiğit'in, dizideki metinlerinin nereden geldiğini anlatır derecesine yazdığı kitap, Olduğu Kadar; karakterin yakın arkadaşı ile birlikte parasız gezerken giriştikleri maceraları anlatıyor. Edebi bir yanı olmasa da keyifli vakit geçirmek için okunabilir. Eğer Feyyaz Yiğit'i görsel medyadan tanıyan varsa kitabı onun sesiyle dinliyor gibi hissedecek.
July 21, 2024
In this first work of Feyyaz Yiğit, you sometimes feel like you are in the scenario of the Gibi series. Many scenes in the series were inspired by this book. Does his sense of humor appeal to everyone? No. However, the new generation will enjoy reading the book, which we can classify as an absurd comedy.
July 30, 2023
Eğer ki kitabı bir “Gibi” bölümünü izler gibi okumaya başlarsınız hikaye iyi bir şekilde akıyor. Aksi takdirde okurken biraz zorlanabiliyorsunuz. Bendeki baskısı 8. Baskı olmasına rağmen çok fazla yazım hatası vardı, görmemeye çalışmak biraz zorlayıcıydı.
May 8, 2019
Pek de olmamis :(
May 11, 2021
Feyyaz sayfa 100 civarı neler yaşıyordu merak ediyorum.
Read
November 18, 2022Çok fazla yazım hatası vardı..
January 31, 2023
Bir tavsiye üzerine aldım. Absürd mizahı hiç sevmem. İlk kısımlardaki küfürlerin ilerleyen sayfalarda azalması bir nebze okuyabilmemi sağlasa da, bomboş bir kitaptı..
April 12, 2023
Güldüren eğlenceli bir kitap
September 28, 2024
Gündelik yaşantıda böylesine bir olay örgüsü yaratabilmek ve bunu basit ve esprili bir dille anlatabilmek azımsanmayacak bir maharet. Kendi iç sesimi bu kadar güzel yazıya dökemem.
July 26, 2025
8. Baskı'nın başında yayınlanan bildiri/manifestoyu (tam nasıl diyeyim bilemedim) çok beğendim. Ardından gelen olay örügsünde ise bir veya birkaç Gibi bölümü sahnesi adeta.
This entire review has been hidden because of spoilers.
November 2, 2025
komik keyifli eğlendim beklentim de buydu🩷🩷
Displaying 1 - 30 of 38 reviews
























