Kendine özgü bir kültür havzası, dahası bir uygarlık beşiği olarak Akdeniz... Bu tasarım, özellikle büyük tarihçi Fernand Braudel'in çalışmalarından sonra bir hayli yaygınlaştı. Hatta belki, Akdeniz kültürü üzerine incelemeler yapanları, bir ortak Akdeniz tarihinin izini sürenleri bile tedirgin edebilecek kadar romantize edilerek popülerleşti! Elinizdeki kitapta, Akdeniz'in tarihsel gerçekliğine değişik pencerelerden bakan tarihçilerin çalışmaları yer alıyor. Akdeniz'in bir merkezî coğrafya olarak sönümlenmesinden, jeopolitik gelecek perspektiflerine... Kuzey, Güney, Doğu, Batı kıyıları arasındaki, şehir kültürleri (ve gettoları!) arasındaki benzerlikler ve farklılıklara... Cinsellikten mimariye ve dahi genetiğe... Akdenizlilerin ve Akdenizler’in zengin dünyasına, ayrıntılı, ince bakışlar sunan incelemeler.
Türkiye'den, ABD'den, Fransa'dan, İsrail'den, Lübnan'dan, Tunus'tan, Yunanistan'dan tarihçilerin çalışmalarını sundukları toplantıya ev sahipliği yapan Antakya'nın özel bir yeri var kitapta. Antakya'yı hem tipik hem özgül bir "Akdeniz şehri" yüzüyle tanımak için... Evangelia Balta, Linda T. Darling, May Davie, Alisa Ginio, Reşat Kasaba, Ergi Deniz Özsoy, Eyüp Özveren, Julia Clancy-Smith, Nora Şeni, Faruk Tabak, Abdeljelil Temimi, Ehud R. Toledano, Mahmoud Yazbak ve Stefanos Yerasimos'un katkıda bulunduğu bu çalışma, ismi son anılan yazarına: değerli "Akdenizli" tarihçi ve düşünce adamı Stefanos Yerasimos'a ithaf edilmiştir.
Kıymetli bir eser, özellikle Antakya eşrafıyla yapılan söyleşi çok kıymetli. Depremin yıktığı Antakya ile ilgili uyarılar o zaman da yapılmış, özellikle eski belediye başkanı Kemal Bey'in 2003 yılındaki uyarıları çarpıcı nitelikte. Ama söyleşide de belirtildiği gibi Hatay her daim üvey evlat muamelesi görmüş. Depremin ardından yaşananlar da bunu kanıtladı. Bunun dışında Reşat Kasaba, Stefanos Yerasimos ve Faruk Tabak hocaların bildirileri doyurucu nitelikte, tavsiye edilir.