Tarihi romanlarıyla bestseller listelerine taht kuran ödüllü yazar Okay Tiryakioğlu’dan çok konuşulacak, sürükleyici bir roman daha! “Abdülhamid” ile Osmanlı tarihinin en çok merak edilen yıllarına kapı aralamaya hazır olun! Sultan II. Abdülhamid’in sırlarla dolu dünyasına açılan bu kapıdan girdiğinizde kendinizi Ulu Sultan’ın tartışmalar yaratan politikaları arasında koştururken bulacaksınız.
Yıllarca Kardeşlik Örgütü’nde eğitim almış üç anarşist yoldaş eşliğinde Paris’te başlayan bu gizli serüven, soluk soluğa bir kovalamacanın ardından İstanbul’daki suikasta uzanacak. Tam her şey bitti derken kendinizi asıl hikâyenin içinde, Sultan Abdülhamid’in karşısında bulacaksınız. İşte şimdi aklınıza takılan soruları sorma vaktidir: 93 Harbi’nde neler yaşandı? Filistin meselesi nedir? Meşrutiyet’e geçiş nasıl cereyan etti? Meclis-i Mebusan neden dağıtıldı? Ve 31 Mart Olayı…
Padişah ile genç yoldaşlar hararet içerisinde tartışırken siz de bizzat saraydaymış gibi akıl oyunlarına kapılacak; dostun, düşmanın, ihanetin ve sevdanın nereden çıkacağı belli olmayan bu sürükleyici romanda başrolü oynayacaksınız.
1972 yılında Mersin’de doğdu. Çocukluğu İstanbul - Erenköy’de geçti. Annesinin armağan ettiği gizemli ve kara mizah yüklü öykü kitaplarıyla edebiyata dair ilk heyecanları uyanmaya başladı. Bilkent Üniversitesi’ndeki eğitimini 1994 yılında yarıda bırakarak tamamen edebiyata yöneldi. Yurtdışında, uzak ve gizemli ülkelerde yaşamayı daima sevdi.
Edebiyat çalışmalarının roman alanındaki ilk ürünü olan “Karanlığın Çağrısı” isimli eseriyle Beyan Yayınları 2002/İlk Romanlar ödülünü kazandı. İkinci romanı “Gölgeler” 2004 yılında basıldı. Bunu 2005’te üçüncü romanı “Bin Yılların Gecesi” takip etti. Asıl çıkışını 2009 yılında “Kuşatma 1453” ile yaptı. Tarihi roman okurlarının büyük ilgisiyle karşılaşan Kuşatma 1453’ü, “Kanuni” ve “Yavuz” başta olmak üzere diğer romanları izledi.
Zaman zaman sıkılsam da, kitabın oldukça yanlı bir şekilde yazıldığını düşünsem de iyi ki okudum diyorum. Bende daha çok okuma ve araştırma istediği uyandırması kitabın en büyük artısı oldu.
kitabın ilk başlarında biraz fazlaca sıkıldığımı inkar etmicem. kitabın adı abdülhamid ama ilk 100 sayfa tamamen karşı görüşlüler tarafında geçti ve biraz sıktı beni. ama ilerledikçe özellikle de devreye Abdülhamid girince çok keyif aldım. Sadece tarih derslerinden yüzeysel olarak bildiğim bir padişahtı ama kitaptaki karakterini gerçek olarak kabul ettim :) Gerçi biraz araştırdım gerçekten ülkeyi ayakta tutmak için çabalamış.. kitabın dili akıcıydı ve dönemin türkçesine uygun yazılmıştı o da hoşuma gitti. tamam arada anlamadığım kelimeler oldu ama olsun o kellimeler kitabı gerçekçi kılmış..
"Her şeyi derinden duyan ama garip şekilde ezilmiş
bazı insanlar vardır."
Dostoyevski (Karamazov Kardeşler)
21 Haziran 1905 Çarşamba - Büyükçekmece/Çetros
İskarpinlerimizin patırtısı, soluklarımızın ezeli çağıltısına karışıyor biz koşarken. Tökezliyor, düşecek gibi oluyoruz... Ama hayır; toparlanıyoruz her defasında. Gecenin ılık, nemli esintisi; yoğun bir tuz, tatlıyosun ve barut kokusuyla birlikte çarpıyor alev alev yüzlerimize. Zihnime hâkim olabildiğim o geçici anlarda, arkadaş-larımın benden daha deneyimli olduklarını düşünüyor, az da olsa gevşemeye çalışıyorum; ama imkânsız bu. Bereli alnımdan tozlu yanaklarıma, oradan da kavruk dudaklarıma ve damağıma süzü-len yakıcı ter, midemden yükselen safranın kekre tadına karışıyor. Çaresiz daha da bulanıyor içim. Hemen yakınlarımdaki baygın-lık, fotoğraf makinelerinin magnezyum flaşlarına benzer parlak ışıklar patlatıyor gözümde. Bir ara tamamen kör oluyor ama her nasılsa koşmayı sürdürüyorum. Arkadaşlarımın solukları rehbe-rim oluyor. Sonra, bizleri ezelden beridir takip eden o habis haya-letlerin sinsice gezindiği, kör pencereleriyle istihza yüklü suratları andıran evlerle dolu zifiri karanlık bir sokağa giriyoruz. Bu yoktu planda... Ama artık bir plan kalmış mıydı acaba?syf5
Çok duydum, çok okudum ama hiç bilmemişim esasen. İçime hiç kulak verememişim. Gözümle gördüğüm yetmiş, ötesini görmeyi denememişim. Abdülhamit Han, son Hakan. Güzel anlatılmış, güzel resmedilmiş bir hikaye. Bakış açısını geliştirecek, insanı at gözlüğünden arındıracak bir hikayeleştirme. Okumaya değen, okuduktan sonra insanı daha çok araştırmaya iten bir kitap. Kimse gerçekleri asla bilmeyecek, herkes içinde inanmak istediğine inanacak. İnanamak istediğim bu mu acaba? Tarih bu kadar çarpıtılmış gerçeklerle mi dolu??