Mustafa Kemal, her şeyden önce yorulmaz bir savaşçıdır; işine sertlikle, eserine gönülden bağlanmıştır. Çok hareketli, sabırlı, dostluklarına sadık fakat onların egemenliği altına girmeyen bir mizaç.
Her şeyde gösterişten nefret eder, ancak her şeyle ilgilenilmesini de şart koşar. Anlattıklarındaki açıklık, çarpıcı niteliktedir; hafızalarda asıl kalan şey, kanıtlamadaki berraklık, tabirlerdeki isabettir.
Gözlem yapma becerisi en ileri derecede gelişmiş, hiçbir şeyi rastlantıya bırakmıyor. Kendine güveni tam. Ama yine de beklemeyi, düşmanı yorgun düşürmeyi, kendine kalan zamanı kullanmayı iyi bilen bir lider.
Mustafa Kemal, beklemesini bilir, hiçbir şeyi tesadüfe bırakmaz. Başarısının belirgin üç nedeni var: sezgi, tedbirli olma ve inceleme. (Berthe G. Gaulis; Aralık 1921, Ankara)
Türk Silahlı Kuvvetlerinin 26'ncı Genelkurmay Başkanı olan Orgeneral İlker BAŞBUĞ, 1943 yılında Afyonkarahisar'da doğmuş, 1962 yılında Kara Harp Okulundan, 1963 yılında Piyade Okulundan mezun olmuştur.
1971 yılına kadar Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı çeşitli birliklerde Takım ve Bölük Komutanlığı yapan Orgeneral BAŞBUĞ, 1973 yılında Kara Harp Akademisini kurmay subay olarak bitirdikten sonra; Genelkurmay Plan Harekât Daire Başkanlığında Karargâh Subaylığı, Kara Harp Akademisi Öğretim Üyeliği, Belçika / Brüksel'de NATO Uluslararası Askerî Karargâhında Cari İstihbarat Plan Subaylığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Plan ve Prensipler Başkanlığı Savunma Araştırma Şube Müdürlüğü ve 51'inci Piyade Tümeni 247'nci Piyade Alay Komutanlığı görevlerini yürütmüştür.
İngiltere Kara Harp Akademisi ve NATO Savunma Kolejini de bitiren Orgeneral İlker BAŞBUĞ, 1989 yılında Tuğgeneralliğe terfi etmiştir. Tuğgeneral rütbesi ile Belçika / Mons'ta Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargâhında (SHAPE) Lojistik ve Enf. Daire Başkanlığı ile 1'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı görevlerinde bulunmuş, 1993 yılında Tümgeneralliğe terfi etmiştir. Tümgeneral rütbesi ile Jandarma Asayiş Komutan Yardımcılığı ve Belçika / Mons'ta Millî Askerî Temsil Heyeti (NMR) Başkanlığı görevlerinde bulunmuş, 1997 yılında Korgeneralliğe terfi etmiştir. Korgeneral rütbesi ile 2'nci Kolordu Komutanlığı ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreter Başyardımcılığı görevlerinde bulunduktan sonra 2002 yılında Orgeneralliğe terfi etmiştir. Orgeneral rütbesi ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı, Genelkurmay II nci Başkanlığı, 1'inci Ordu Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevlerinde bulunmuş, 30 Ağustos 2008 tarihinde atandığı Genelkurmay Başkanlığı görevinden 30 Ağustos 2010 tarihinde emekliye ayrılmıştır.
Orgeneral BAŞBUĞ; TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, TSK Üstün Hizmet Madalyası, Pakistan İmtiyaz Nişanı, TSK Şeref Madalyası, Gambiya Özel Şeref Madalyası, ABD Liyakat Madalyası, Arnavutluk Altın Kartal Madalyası ve Kore Cumhuriyeti Tongil Liyakat Madalyası sahibidir.
Bayan Sevil BAŞBUĞ ile evli olan Orgeneral İlker BAŞBUĞ'un 2 çocuğu vardır. İngilizce bilmektedir.
Selanikli Mustafa'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk olma yolunda yaşadıkları, azmi, kararlılığı, liderlik yönü; öncelikle kendi yazılı ve sözlü demeçlerinden ve nutuktan daha sonra yakın çevresinin anılarından faydalanarak İlker Başbuğ'un değerlendirmeleri ile anlatılmış. Yazarın da belirttiği gibi bir tarih kitabı ya da biyografi okumuyorsunuz aslında, Atatürk'ü başarılı bir lider yapan kararları, bu kararları hangi koşullarda aldığını, keskin zekasının ve ileri görüşlülüğünün etkilerini inceliyorsunuz. Trablusgarp Çephesinden, Kurtuluş Savaşına kadarki süreçte özellikle Çanakkale'deki başarısının altındaki hızlı ve doğru karar verme yeteneği, giriştiği faaliyetler nedeniyle cephe cephe dolaştırılması vs. gibi detayları da içeren tarihi saptırmaya ve Atatürk'ü itibarsızlaştırmaya çalışan onlarca esere inat, okunabilecek başarılı eserlerden biri.
Bir genelkurmay başkanının gözünden; doğumundan Cumhuriyetin kuruluşuna kadar olan dönemde Mustafa Kemal Atatürk'ün aldığı kararların ve dönemin koşullarının incelenmesini okuyorsunuz. Bu kitaba tam olarak bir biyografi veya tarih kaynağı gözüyle bakmamak gerekir, daha çok yüksek rütbeli bir subayın perspektifinden Atatürk'ün kararlarını ve ne konuda ne kadar başarılı olduğunu görüyorsunuz. "Mustafa Kemal" kitabı Cumhuriyetin kuruluşuna kadar olan dönemi kapsıyor. İlker Başbuğ'un bir de "Atatürk" adında bir kitabı var o da Cumhuriyetten ölümüne kadar olan dönemi anlatıyor. Henüz ikinci kitabı okumadım, okur muyum ondan da emin değilim.
What does the solitary and intelligent person do, seeing that fools are always loved and always have plenty of friends? Regard all relationships as rotten at the root, worship loneliness as the price of reality and originality, and never let go of it for anyone. And what happens when they are constantly subjected everywhere to having every single word they say labeled as “arrogance” or else “corrected” by others? They begin to harbor a fundamental distrust of expression, may come to see speaking itself as a form of weakness, and may even develop a reflex of persistently refusing to say how and why this is so—rightly so.
Emekli Genel Kurmay Başkanımız İlker Başbuğ tarafından kaleme alınan bir Atatürk Kitabı karşımızda duruyor. Şahsen daha öncesinde Şevket Süreyya Aydemir'in "Tek Adam" serisini okuduğum için bir kaç detay dışında ek olarak öğrendiğim bir detay olmadı. Bu açından kitap beklentimin altında kaldı.