Behçet Çelik'i Kurbağalara İnanıyorum'a kadar tanımamış olmama çok sıkıldı canım.....
Okuduğum ilk öykü kitabı.
Birkaç alıntı:
- Üç beş yıl sonra, nerede, ne durumda olacağım?” Hiçbir yanıtım yok. Hiçbir beklentim... Keşke, diyorum bazen, keşke beklediğim bir şeyler olsa. Gelmesini beklediğim biri, olmasını beklediğim olay... Gelmeyeceğini, olmayacağını bilsem de beklesem.
- Şimdi kış. Uzun, karanlık gecelerde, geri dönerken bana armağan ettiği kaseti dinliyor, penceremden görünebildiği kadarıyla gökyüzüne bakıyorum. Böyle havalarda yıldız mıldız görünmüyor gökte. Yine de sık sık onu özlediğimi anlıyorum. Közlenmiş biber kokuyor gökyüzü ya da ballı incir. “Yaz gelsin,” diyorum.
- Ah benim geceler, gündüzler boyu özlediğim! Belki bir gün seninle de herhangi iki kişi gibi rastlaşırız. Ne sevinç, ne öfke olur gözlerimizde, oturur konuşuruz. Bütün sözcükler gıcır gıcır olur o zaman. Yanlış anlamlarını çoktan unutmuşuzdur. Masaya “masa” deriz, gülümsemeye “gülümseme”...