"Kişi kendisinden ayrılmayı, çekilip alınmayı isteyeceği eşiği aşmayagörsün, sığınacağı burç kalmaz hayatında. Aklımı ve ruhumu başkalarına teslim edecek raddeye dayanmak korkularımın başında gelir; elverişli, kırılgan bir bünyem olduğunu düşündüğümden değil, zaman zaman eşiğe yaklaşma olasılığını besleyen iç kalkışımlarım yüzünden, dengeyi yitirmek, sallanışımı denetleyememek kaygısı benliğimi kaplar, her korkak gibi başımı sokacak yer ararım. Yazı benim sığınağım cümlesini benimsemeyecek, abartılı bulacak, uğraşımı böyle tanımlamayı yakışıksız sayacak olanlara bir sözüm yok, nasıl olsun; genellemeye gitmiyorum, yazma ediminin özünü burada gördüğümü söylemiyorum, kırk yıllık masa yaşantımı benim algılayış biçimim bu, hem yanılıyor olsam ne değişir: Hepimizde yanlışlarla doğruların bir ortalaması kazılı."
Ahmet Enis Batur is a Turkish poet, essayist, novelist, publisher and editor.
Born in Eskişehir, Enis Batur studied at St. Joseph High School (Istanbul), METU-Sociology (Ankara), and Sorbonne University (Paris).
Enis Batur is one of the leading figures in contemporary Turkish literature with a large body of work, extending to over two hundred volumes. Some of his works have been translated into European languages including French, English and Italian.
Ülkemizde çok iyi deneme yazarları var, Uğur Kökden, Çetin Altan ilk aklıma gelenler. Ama Enis Batur en “denemeci” deneme yazarı. Farklı yazım türleri ve tarzları ile deneme yazarı olarak hep önde. “Rakım Sıfır” ise kitap sonuna konulan “gösterge çizelgesi” ve “analitik tablo” ve fotoğraflarla yeni bir formda çatılmış.12 ana başlıkta toplanan denemelerde genelde karamsarlık ve hüzün hakim.
Akla gelmeyen konu veya imgeler yazıyor EB. Örneğin “insan fakir, sefil, kimsesiz doğabilir, berduş kimliğiyle dünyaya gelemez, onu dönüştüren koşullardır” diyerek başlıyor ve “berduş” hakkında döktürüyor. Adolf Wölfli’yi tanıtıyor, Venedik’te XII. yüzyıldan kalma “galea” türü teknenin batık enkazına ulaşılmasının muhteşem hikayesini belgeseliyle size de ulaştırıyor, Tolstoy’un son günlerindeki ilginç ayrıntıları anlatıyor ve bu çizgide sürüp gidiyor bu kitap.
Yazdıklarına okurun tepkisini düşünmez yazarken, ama okunmasını hatta tepki verilmesini ister. Bu nedenle de özgün metinlerdir yazdıkları. Öykü veya roman Enis Batur’un kaleminin ucunda eğreti duruyor, halbuki deneme gümbür gümbür, cayır cayır geliyor. Şiirini pek anlamam, zaten şiire fazla yakın saymam kendimi, ama deneme denilince aklıma ilk Enis Batur gelir.
Yazarın ve başka yazı serüvenlerinin bir yukarı bir aşağı salınımları üzerine bir deneme olmuş. Düşünce dünyasına adımlar atmayı sağlasa da , bir çok kitabındakinin aksine bir diğer yazarı , kitabı, müziği , lokasyonu merak ettiren içerik , bu kitapta aynı seviyede değil. Arada keşfettirdikleri yok değil ama daha az.