"Hiçbir Almanca sosyoloji 'metin kitabı' beklendiği gibi bir kılavuz değildir, hele hele bir giriş kitabı hiç olamaz; son yıllarda böylesi savlarla ortaya çıkan kitaplar da bir yana bırakılmalıdır.
Bu kitaplarda ne modern toplumun çürümüş kuramlarından vazgeçilmekte ne de bugünkü sosyolojik araştırmaların önemli alt alanlarına güvenilir bir bakış sağlanmaktadır; sistematiklerinde materyalin bütünlüğüne çok az dikkat edilmekte ve malzemeyle ilişkilendirilmesi tesadüflere bırakılmakta, bu doğal olarak sununun oluşumuna da yansımaktadır.
Tekil kavram ve özel alanlarla ilişkili sunulan materyal ve değerlendirmeler, kendi bünyelerinde bütün için ancak kısmi bir görüş oluşturabilmektedir."
Yazarları her ne kadar bunun bir "sosyolojiye giriş" kitabı olmadığını söylüyorlarsa da, duyarlı sosyoloji arayışlarına ve sosyolojik duyarlılığa, sosyal bilimler anlayışına ve sosyal bilimleri anlamamıza, Frankfurt anlayışına ve Frankfurt Eleştirel Düşünürlerini anlamamıza katkı sağlamaktadırlar.
Theodor Wiesengrund Adorno was one of the most important philosophers and social critics in Germany after World War II. Although less well known among anglophone philosophers than his contemporary Hans-Georg Gadamer, Adorno had even greater influence on scholars and intellectuals in postwar Germany. In the 1960s he was the most prominent challenger to both Sir Karl Popper's philosophy of science and Martin Heidegger's philosophy of existence. Jürgen Habermas, Germany's foremost social philosopher after 1970, was Adorno's student and assistant. The scope of Adorno's influence stems from the interdisciplinary character of his research and of the Frankfurt School to which he belonged. It also stems from the thoroughness with which he examined Western philosophical traditions, especially from Kant onward, and the radicalness to his critique of contemporary Western society. He was a seminal social philosopher and a leading member of the first generation of Critical Theory.
Unreliable translations hampered the initial reception of Adorno's published work in English speaking countries. Since the 1990s, however, better translations have appeared, along with newly translated lectures and other posthumous works that are still being published. These materials not only facilitate an emerging assessment of his work in epistemology and ethics but also strengthen an already advanced reception of his work in aesthetics and cultural theory.
İçten içe düşündüğüm, adında "giriş" yazmayan ve "giriş" kitabı olduğunu reddederek başlayan tüm kitapların giriş kitabı özelliğinde olduğu. Çünkü bu kitapla birlikte birkaç kere daha karşılaştım aynı durumla. İçeriğe gelince, farklı felsefe-sosyoloji-psikoloji kolundan beslenen; Nietzsche ve Freud'u kastediyorum, farklı bir sosyoloji bu. Kendilerini, adı geçen bu kişilere duyduğum yakınlık dolayısıyla seveceğimi düşünüyordum fakat beklediğimden de iyi oldu. Sanıyorum Frankfurt Okulu üyelerinden biriyle karşılaşmam Minima Moralia'yı okuduğum iki yaz öncesiydi: sosyolojiyi bir bilim olarak tanımazken. Şimdi ise daha iyi okuyabildiğimi sanıyorum ve ilerleyen günlerde başka kitaplarını okuyacağımı da. Son olarak şunu belirtmeliyim: kitabın içindekilerini oluşturan parçalara bakıldığında, bir görüş sunusundan daha çok birtakım tanımlama ve alıntılarla kurulmuş bir kitap olduğunu anlayacaksınız; Sosyoloji ve Görgül Sosyal Araştırma bölümü hariç.
Bununla beraber totaliter karakter, yok etme arzusunu kendi kendisine itiraf edemediği için özellikle düşmana yansıtır, bu düşmanı kendisi seçmekte, icat etmekte veya bir başkası ona bunu göstermekte olup onun karşısında kendisini her zaman küçümsemekte veya daha büyük görmektedir.